Gelecek ve gelecekte teknolojinin hayatımızda kaplayacağı yer meselesi Black Mirror, Her, Eternal Sunshine of the Spotless Mind gibi birçok yapımda sorgulanıyor. Zoe, bu filmler gibi gelişen teknolojinin ilişkiler üzerindeki olası etkisi etrafında yoğunlaşıyor. Modern dünyanın insanı yalnızlaştırmasını başarıyla ortaya koyan film, doğal olmayan aşk hikâyesini, zaman zaman kendisiyle çeliştiği genel havası eşliğinde izleyicisi için bağ kurulması zor bir şekilde anlatıyor. 2016 yapımı Equals ve 2017 yapımı Newness ile gelecek ve teknoloji konseptlerine alışkın olan yönetmen Drake Doremus, Richard Greenberg (Life Under Water)’ün senaristliğini yaptığı Zoe ile benzer konseptleri işleyen üçlemesini tamamlarcasına, bir robot ve yaratıcısı arasındaki ilişkiyi gözlemliyor. Montreal’de ilişkiler üzerine yeni kurulmuş bir şirket olan Relationist, ilişkilerin uyumluluğunu gözlemleyip geleceklerinin başarısı için onlara puan veriyor, ilişkileri bitirmemek ve kimseyi terk etmemek üzerine kodlanmış sentetik insanlar ve kullanıcılarına ilk âşık olunan anda yaşanan heyecanı ve duygu yoğunluğunu hissettirecek Benysol isimli haplar üretiyor. Kullanılan algoritmik istemin yaratıcısı, yapay zeka mühendisi Cole Ainsley (Ewan McGregor)’nin evliliği kendi yarattığı testten düşük not alınca yıkılıyor ve Cole, yalnızlığına geri dönüyor. Yalnızlığına aradığı çarelerle geliştirdiği Jewels (Christina Aguilera) gibi teknolojilerin bir örneği ise, sonunda aşık olduğu tek sentetik insan, Zoe (Léa Seydoux). Zoe: Aşkın Kodlanabildiği, Eşlerin Programlanabildiği Bir Gelecek John Guleserian’ın estetik ve göze hitap eden sinematografisinin eşlik ettiği Zoe, renkli ve yumuşak merceğinden aslında insanların yalnızlıkla savaştığı, herhangi bir duygusal ilişkiye aç kaldıkları ve çareyi teknolojide aradıkları bir distopya hâlinde geçiyor. İnsanlar, öyle yalnız, öyle aşka muhtaç ki, insan yapımı robotlardan, hormonlarıyla oynayıp onlara anlık da olsa aşkı tattırabilecek ilaçlardan medet umuyor. Aslında filmin izleyicisine sunduğu distopya, bütün bunlar düşünüldüğünde günümüz dünyasında kolay elde edilip hızlı tükenerek bizler için en sonunda daha da yaralayıcı olan günlük ilişkilerimizde yaşadıklarımızdan çok da farklı değil. İnsanlar gerçeğe yakın en ufak bir hissi, ne kadar yüzeysel olursa olsun tadabilmek için bunlara muhtaç, bunu sağlayacak her şeye ise bağımlı oluyor. Bu anlamda yalnızlıklarına kolayca elde edecekleri ilişkiler ve duygularla hemen son verme isteğiyle dolu karakterlerin hızlı elde ettikleri anlık ilişkilerle neredeyse kendilerini cezalandırdıkları film, sevgiye en kolay yoldan ulaşmak isteyen, ulaştığında hemen tüketen izleyicisi için anlaşılabilir, empati kurulabilir nitelikte. Filmin bütün çıplaklığıyla ortaya serdiği yalnızlığımıza ve buna tahammülsüzlüğümüze ek olarak, izleyicisine sunduğu bir diğer alt metni ise, ne olursa olsun, kim olursa olsun sevgi olduğu sürece herkesle, sentetik bir insanla bile gerçek bir beraberlik yaşanılabileceği durumu. Hikâyesini, insanların kalplerinin kırılmasından yoruldukları, hayal kırıklıklarından bıktıkları bir düzende izleyicisine sunan Zoe, Cole ve eski eşi Emma (Rashida Jones) arasında tek bir testin sonucu ile yaşanan inanç kaybı sebebiyle biten evlilikle aşkın ancak iki taraf da inandığında yaşandığını anlatıyor. Léa Seydoux ve Ewan Mcgregor’ın başarılı oyunculuklarıyla hayat bulan Zoe, genellikle seks işçiliği, bahçivanlık gibi mesleklerde yaygın olarak kullanılan sentetik insanlardan biri, Cole ise gerçek bir insan ancak aralarında yaşanacak aşkın fikri herkesi heyecanlandırmayı başarıyor. Ancak ilişkinin zor zamanları bizler için yeterince kavrayıcı ve yıkıcı olamıyor. Çünkü film, ilişkiye yaptığı yatırımı Benysol’un yarattığı ve bağımlı yaptığı, yani aşkın büyülü ilk zamanlarında kısıtlı tutuyor. Zoe, Relationist şirketinde çalışan sıradan bir insan, ta ki, kendisi hakkındaki gerçeği öğrenene kadar. Yaratıcısı Cole, Zoe’nun ona karşı duyguları karşısında…

Yazar Puanı

Puan - 45%

45%

Modern dünyanın insanı yalnızlaştırmasını başarıyla ortaya koyan Zoe, doğal olmayan aşk hikâyesini, zaman zaman kendisiyle çeliştiği genel havası eşliğinde, izleyicisi için bağ kurulması zor bir şekilde anlatıyor.

Kullanıcı Puanları: 2.9 ( 1 votes)
45

Gelecek ve gelecekte teknolojinin hayatımızda kaplayacağı yer meselesi Black Mirror, Her, Eternal Sunshine of the Spotless Mind gibi birçok yapımda sorgulanıyor. Zoe, bu filmler gibi gelişen teknolojinin ilişkiler üzerindeki olası etkisi etrafında yoğunlaşıyor. Modern dünyanın insanı yalnızlaştırmasını başarıyla ortaya koyan film, doğal olmayan aşk hikâyesini, zaman zaman kendisiyle çeliştiği genel havası eşliğinde izleyicisi için bağ kurulması zor bir şekilde anlatıyor.

2016 yapımı Equals ve 2017 yapımı Newness ile gelecek ve teknoloji konseptlerine alışkın olan yönetmen Drake Doremus, Richard Greenberg (Life Under Water)’ün senaristliğini yaptığı Zoe ile benzer konseptleri işleyen üçlemesini tamamlarcasına, bir robot ve yaratıcısı arasındaki ilişkiyi gözlemliyor. Montreal’de ilişkiler üzerine yeni kurulmuş bir şirket olan Relationist, ilişkilerin uyumluluğunu gözlemleyip geleceklerinin başarısı için onlara puan veriyor, ilişkileri bitirmemek ve kimseyi terk etmemek üzerine kodlanmış sentetik insanlar ve kullanıcılarına ilk âşık olunan anda yaşanan heyecanı ve duygu yoğunluğunu hissettirecek Benysol isimli haplar üretiyor. Kullanılan algoritmik istemin yaratıcısı, yapay zeka mühendisi Cole Ainsley (Ewan McGregor)’nin evliliği kendi yarattığı testten düşük not alınca yıkılıyor ve Cole, yalnızlığına geri dönüyor. Yalnızlığına aradığı çarelerle geliştirdiği Jewels (Christina Aguilera) gibi teknolojilerin bir örneği ise, sonunda aşık olduğu tek sentetik insan, Zoe (Léa Seydoux).

Zoe: Aşkın Kodlanabildiği, Eşlerin Programlanabildiği Bir Gelecek

John Guleserian’ın estetik ve göze hitap eden sinematografisinin eşlik ettiği Zoe, renkli ve yumuşak merceğinden aslında insanların yalnızlıkla savaştığı, herhangi bir duygusal ilişkiye aç kaldıkları ve çareyi teknolojide aradıkları bir distopya hâlinde geçiyor. İnsanlar, öyle yalnız, öyle aşka muhtaç ki, insan yapımı robotlardan, hormonlarıyla oynayıp onlara anlık da olsa aşkı tattırabilecek ilaçlardan medet umuyor. Aslında filmin izleyicisine sunduğu distopya, bütün bunlar düşünüldüğünde günümüz dünyasında kolay elde edilip hızlı tükenerek bizler için en sonunda daha da yaralayıcı olan günlük ilişkilerimizde yaşadıklarımızdan çok da farklı değil. İnsanlar gerçeğe yakın en ufak bir hissi, ne kadar yüzeysel olursa olsun tadabilmek için bunlara muhtaç, bunu sağlayacak her şeye ise bağımlı oluyor. Bu anlamda yalnızlıklarına kolayca elde edecekleri ilişkiler ve duygularla hemen son verme isteğiyle dolu karakterlerin hızlı elde ettikleri anlık ilişkilerle neredeyse kendilerini cezalandırdıkları film, sevgiye en kolay yoldan ulaşmak isteyen, ulaştığında hemen tüketen izleyicisi için anlaşılabilir, empati kurulabilir nitelikte. Filmin bütün çıplaklığıyla ortaya serdiği yalnızlığımıza ve buna tahammülsüzlüğümüze ek olarak, izleyicisine sunduğu bir diğer alt metni ise, ne olursa olsun, kim olursa olsun sevgi olduğu sürece herkesle, sentetik bir insanla bile gerçek bir beraberlik yaşanılabileceği durumu. Hikâyesini, insanların kalplerinin kırılmasından yoruldukları, hayal kırıklıklarından bıktıkları bir düzende izleyicisine sunan Zoe, Cole ve eski eşi Emma (Rashida Jones) arasında tek bir testin sonucu ile yaşanan inanç kaybı sebebiyle biten evlilikle aşkın ancak iki taraf da inandığında yaşandığını anlatıyor. Léa Seydoux ve Ewan Mcgregor’ın başarılı oyunculuklarıyla hayat bulan Zoe, genellikle seks işçiliği, bahçivanlık gibi mesleklerde yaygın olarak kullanılan sentetik insanlardan biri, Cole ise gerçek bir insan ancak aralarında yaşanacak aşkın fikri herkesi heyecanlandırmayı başarıyor.

Ancak ilişkinin zor zamanları bizler için yeterince kavrayıcı ve yıkıcı olamıyor. Çünkü film, ilişkiye yaptığı yatırımı Benysol’un yarattığı ve bağımlı yaptığı, yani aşkın büyülü ilk zamanlarında kısıtlı tutuyor. Zoe, Relationist şirketinde çalışan sıradan bir insan, ta ki, kendisi hakkındaki gerçeği öğrenene kadar. Yaratıcısı Cole, Zoe’nun ona karşı duyguları karşısında sergilediği tutumla kendi yarattığı ve hatta üzerine bir şirket kurduğu fikrin karşısında ilk duranlardan olarak karşımıza çıkıyor. Zira Cole, sentetik bir insan olan Zoe ile arasında olabilecek bir ilişkinin gerçek olmayacağını düşünüyor. Kendi yarattığı anlayışa inancı olmayan ve başından beri bir türlü sindirip barışamadığı yalnızlığıyla öne çıkan Cole, izleyici için bağ kurulması zor bir karakter hâline geliyor. En başında samimiyeti netleştirilmediğinden dolayı Zoe için sonradan hissetmeye başladığı duygular ise tuhaf ve havada kalıyor. Terk edilmekten ölesiye korkan Cole’un kendi yarattığı teknolojiye duyduğu aşk, içimizi ısıtan, kalbimizde yer tutan bir aşk olmaktansa daha çok izleyiciye karakterin kendi egosunu düşündürüyor. Zoe ise, genel anlamda yaratıcısına aşık olan, hikâyenin gidişatı açısından da âşık olunan olmaktan başka herhangi bir maksadı veya hayatıyla ilgili önemli bir amacı olmayan bir karakter; insan olmak isteyen robot klişesini yaşatıyor. Öyle ki, neredeyse hayallerindeki kadını sonunda yaratmayı ve programlamayı başaran Cole’un, bir de ondan form değiştirerek insan olmasını istediğini düşünmeye başlıyoruz. Yine, Cole’un ilişkiyle alakalı samimiyeti tartışmaya açık olduğundan, filmin, aynı modelin seri üretimine rağmen ruhunun özelliğiyle bir tek Zoe var ve Cole onun peşinden gitmek istiyor alt metni izleyici için havada kalıyor. Aynı zamanda film, Christina Aguilera’nın Jewels’ı, Theo James’in Ash’i ve hatta Rashida Jones’un Emma’sı gibi yan karakterlerini ve insanların aşkın heyecanına olan bağımlılıklarını işlediği yan hikâyesini ise sebepsiz ve potansiyellerine ulaştıramamış olarak bırakıyor.

Yapay zeka teknolojisine ve gelişen teknolojinin gelecekteki insan ilişkileri üzerindeki olası etkisine yoğunlaşan bilimkurgu türündeki Zoe, kendi önerdiği fikirlerle zaman zaman çelişiyor. İnsanların aşkın heyecanına olan bağımlılıklarını başarılı bir şekilde yansıtan film, izleyicisiyle yaşatmak istediği diğer yoğun duyguları yaşatabilecek kadar güçlü bir bağ kuramıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi