Yaşanmış olaylardan yola çıkılarak çekilen filmlerden kareleri, bu olayların arşiv görüntüleriyle yan yana getiren video, sinema sanatının gerçekleri yansıtma potansiyeline dair zihin açıcı bir deneyim sunuyor.

Günümüzde özellikle Hollywood yapımı birçok film başlarken ekranda beliren o ifadeye artık aşinayız. “Gerçek olaylardan uyarlanmıştır.” Çeşitli varyasyonlarına da rastlamanın mümkün olduğu bu ifade, aslında dünyanın en büyük sinema endüstrisinin içinde bulunduğu yaratıcılık krizine vurgu yapar nitelikte. Zira, anlatacak yeni bir hikâyesi kalmayan Hollywood, sıklıkla geri dönüp geçmişte yaşanmış “ilginç” olayları ya da sinematik potansiyel taşıdığı düşünülebilecek tarihsel kişilikleri anlatılarına konu ediyor. Bu tabii ki yeni bir yönelim değil; sessiz sinema döneminden bu yana birçok gerçek kişi ya da olayın sinemanın bir unsuru olduğu pekâlâ bilinen bir durum. Buna Abel Gance’ın 1927 yapımı, dört saatlik epik filmi Napolyon – Napoleon’dan, dönemim önemli oyuncularından Paul Muni’nin edebiyat tarihinin kilometre taşı yazarlarından birini canlandırdığı Emile Zola’nın Hayatı – The Life of Emile Zola’ya kadar sayısız örnek verebiliriz. Fakat özellikle son dönemde çekilen ve gerçek olayları beyazperdeye aktarma gayesindeki yapımların genel tutumu bu klasiklerden farklı bir noktada konumlanıyor. Zira bu filmlere imza atanlar, gerçekleri yansıtma iddiasını sadece yaşanan olayları anlatısının parçası yapmanın ötesinde, görsel anlamda da gerçeğe yaklaşmak için büyük çaba içerisindeler. Bu durum da, sadece arşivlenmesi için ya da medya araçlarında yayınlanması için o esnada çekilen görüntülerin, sinema perdesinde taklit edilmesine, replikalarının üretilmesine neden oluyor.

Arşiv Görüntülerinin Sinemada Yeniden Yaratılması

Bu türden filmlere baktığımızda biyografilerin yoğun bir şekilde karşımıza çıkması elbette şaşırtıcı değil. Hayatları, karıştıkları ya da imza attıkları olaylarla tarih sayfalarında yer almış kişilerin hayatlarına odaklanan filmlerin gerçeklik duygusunu artırmak adına arşivlerdeki görüntülerin benzerlerini ya da birebir aynılarını yeniden yaratmak istiyor. Kamera ile kayıt altına alınmış materyallerin ne kadar “gerçek” olduğu tartışmalarını bir kenara bırakıp bu görüntülere baktığımızda sinemanın yarattığı illüzyon karşısında yeniden büyülenmemek elde değil. Vimeo’daki Zackery Ramos-Taylor isimli kullanıcının kanalında yer alan video, Ben, Tonya – I, Tonya, Beni Orada Arama – I’m Not There ya da Foxcatcher gibi filmlerden kareleri arşiv görüntüleriyle yan yana getirerek bahsettiğimiz illüzyonu daha da etkili hâle getiriyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi