Hereditary ve Midsommar ile son yılların en iyi korku filmlerinden ikisine imza atan Ari Aster’dan 6 yönetmenlik tavsiyesi!

İlk uzun metraj filmi Hereditary ile son yılların en iyi korku filmlerinden birine imza atan Ari Aster; hemen hemen her izleyiciyi yakalayabilecek korku unsurlarını, yazdığı derinlikli senaryosunun içerisine muhteşem bir şekilde yerleştirmesiyle sinema dünyasına etkili ve iddialı bir giriş yaptı. İlk sinema filminde adeta bir ustalık eseri ortaya çıkaran Aster, filmin açılış sahnesinden itibaren gerim gerim gerileceğiniz bir atmosfer de yarattı. Hereditary’nin birçok izleyicinin gözünde ilk saniyesinden sonuna kadar nefesinizi tutarak izleyeceğiniz bir korku filmine dönüşmesi Ari Aster’ın filmle ilgili en büyük başarısı belki de.

Yönetmenin bu sene vizyona giren yeni filmi Midsommar, hem atmosfer hem de senaryo anlamında en az Hereditary kadar katmanlı yapıya sahip. Görkemli sinematografisinin yanında Midsommar, izleyiciyi koltuğa hapsedecek bir seyir zevki sunuyor. Karakterlerin başarı bir şekilde yazılması, filmdeki hikâyeye derinlik katarken; Ari Aster, ikinci filmiyle korku türünün bilindik kalıplarının dışarısına çıkıyor ve bu türe meydan okuyor. İzleyici karanlık bir girdabın içerisinden çıkarıp aydınlık bir dünyanın içerisine hapsederek risk alıyor.

Benimsediği bu anlatım tarzıyla Ari Aster, kimileri için korku sinemasının uzun zamandır ihtiyaç duyduğu bir isim kimileri için de kendi yeteneklerini izleyicinin gözüne sokan “abartılmış” bir yönetmen. Kim ne derse desin Ari Aster’ın, 2010’lu yılların korku sinemasında iz bıraktığı su götürmez bir gerçek. Yönetmenin bir sonraki projesinde korku janrından uzaklaşıp kafası güzel bir kabus komedisi ya da mide bulandırıcı domestik bir melodram çekeceğini söylemesi de yeni fikirlere açık olduğunu gözler önüne seriyor.

Yeni projelerini dört gözle beklediğimiz Ari Aster’ın yönetmenlik konusundaki 6 tavsiyesini aşağıda bulabilirsiniz.

Ari Aster’dan 6 Yönetmenlik Tavsiyesi

Storyboard‘lar Sizin En Önemli Silahınızdır

Ari Aster’a göre kapsamlı bir storyboard hazırlamak film yapım sürecinin önemli bir parçasıdır ve erken yapılması gereken bir şeydir. Her şeyi hazırlamak ve ekiple birlikte çalışmak yönetmen için önemlidir:

“Çekim listesini hazırlıyorum, sonra görüntü yönetmenime ve yapım tasarımcıma listeyi gösteriyorum ve bunun üzerine bir diyalog da oluyor. Sıklıkla, geliştirdiklerimden daha iyi şeyler buluruz. Ama asıl önemli olan şey onlarla konuşmadan önce onları çekim listemize dâhil etmek. Böylece hepimiz kafamızda aynı filmi izleyebiliyoruz. Ve böylece, bir diyaloğa başladığımızda, diyalog aynı film hakkında olmuş oluyor. İki farklı estetik için çalışmıyoruz. Ne yaptığımız çok açık. Ve işte stil ve işte yaptığımız şey! ”

Türü Kucakla

Birçok röportajında tür filminin esası olarak gördüğü şey hakkında konuşan Ari Aster, korku türünü neden sevdiğini şu sözlerle ifade ediyor:

“Korku türünü seviyorum çünkü yönetmenlere daha fazla taviz vermeyen bir hikâye anlatma imkânı veriyor. “umutsuz” veya “ölümcül” veya “nihilist” gibi kasvetli ve normalde bir izleyici için caydırıcı olacak şeyleri işleyen bu filtre ile erdemli hâle geliyor. Bence yönetmenlerin, normalde izleyici için fazla cezalandırıcı olacak hikâyeleri anlatmasına ve bir şekilde bunu ticari olarak nitelendirmesine izin veriyor.”

Kurtarıcı Çekimler Abartıdır

Sinemada “coverage” ya da “covering shoots” anlamına gelen kurtarıcı çekimler, bir sahneye ait önceden planlanan parçaların istenildiği gibi kurgulanamaması hâlinde geçişleri sağlamada kullanılmak üzere yapılan fazladan çekimlere verilen bir addır. Bu çekimler, genellikle bir sahnenin topyekûn akışını içeren toplu çekimlerdir. Ari Aster bu çekim tekniğinden kaçındığını belirtirken; son aşamada tam olarak ne istediğini bilmek ve sadece çekim gününde bunu yapmayı tercih ettiğini dile getiriyor:

“Film çekerken kurtarıcı çekimlere başvurmak istemediğim bazı sahneler oluyor çünkü hiçbir şeye arkamı yaslamak istemiyorum. Setteyken o gün kameradan ihtiyacım olan şeyi aldığımdan emin olmak istiyorum. Bu yüzden uzun çekimler yapıyorum ve kurtarmadan çektiğim bir sürü sahne oluyor. Bunu yapmanın, kurtarıcı çekimlerden daha kolay olduğunu fark ettim. Kurtarıcı çekimler yaptığınızda, sahneyi nasıl çekeceğinizden ya da nasıl ilerleteceğinizden emin değilsiniz ancak tüm sahneyi genişletilmiş bir şekilde kesmeden çektiğinizde sette ne olduğunu görebiliyorsunuz.”

Filmi Asla Kafanızdaki Gibi Çekemezsiniz

“Benim için film çekmek, ödün vermek zorunda kalmanın bu kadar uzayan yas tutma süreci gibidir. Bazen küçükler, bazen kocamanlar. Çekim yaparken yarışıyorsun. Mesela, bir çekimde sıkışıp kalıyorsan, o gün yapabileceğiniz diğer tüm çekimlerden ödün veriyorsunuz. Böylece, olabildiğince mükemmeli yakalamaya çalışıyorsunuz. Ve bazı çekimlerde devam etmeniz gerekiyor ve istediğinizi elde edemediğiniz bir duruma geliyorsunuz. Bu ufak bir trajediye dönüşüyor ve o zaman bunun ağırlığını bir sonrakine taşıyorsunuz. Ve böylece, birdenbire, bir sonraki çekim için heyecanlanmak yerine kapana kısılmış gibi hissediyorsunuz. Ve sonra şöyle bir şey oluyor: ‘Tamam, bir sonraki çekimde mutlu olmam gerekiyor, çünkü bir ilerisine götürmek için o enerjiye ihtiyacım var.’ Çünkü moraliniz tükenmeye başlıyor. Ve böylece, ne kadar yüksek bir güç olursa olsun, sadece günün sonunda gurur duyacağınız bir şey vermek için yalvardığınız noktaya geliyorsunuz. Bu çok zor çünkü bu bir rüyanın gerçekleşmesi. Bunu yaptığım için çok şanslıyım. Ama o kadar yorucu ki, zevk almayı hemen unutuyorsun. Yani her zaman istediğin bu şeyin içinde sürükleniyorsun. Ve sonunda, sanki bu anı yaşamadığına pişman oluyorsun. O yüzden gidip tekrar yapıyorsun ve sonra o anı yaşamanın mümkün olmadığını fark ediyorsun. Bu hayatta kalma savaşı. Bu rüya gibi durumundan hayatta kalmaya çalıştığın bir kabusa dönüşüyor. Ve ikisini arada tutmanın bir yolunu bulmalısın.”

Film, Kurguda Ne İstediğinizi Size Söyler

Hereditary ile ilgili bir soru-cevapta filmin kurgu aşamasından bahseden Ari Aster, yönetmen kurgusunun ilk başta üç saatten fazla olduğunu ve bunu nasıl iki saatlik bir filme indirdiğini şu sözlerle dile getiriyor:

“Gerçekten yavaş, yavaş, yavaş yavaş yükselen bir bina gibi olmasını istedim ve sonuçta film, kurguda ne istediğinizi size söylüyor ve siz bunu dinliyorsunuz ya da riski göze alıp dinlememeyi tercih ediyorsunuz. Kıymetlilik yerine tempoya öncelik vermem gerektiğini kabul etmem biraz zaman aldı. Bilirsiniz bir sahneyi sevmek ve bunu atmak istememek veya bir sahnenin daha sonra size yardımcı olacağını bilmek ama tempoya ve ritme zarar verdiğini fark etmek. Şimdi hikâyenin gelişimi hızlandı ve kestiğimiz her şey sonuçta karakter gelişimine katkı sağladı. Korku olaylarından hiçbiri atılmadı çünkü hepsi hikâye için gerekliydi. Komik çünkü senaryoda kesinlikle gerekli gibi görünen bazı şeyler, oyuncularınız bunu performanslarında verince kurguda bir anda fazlalık gibi oluyor.”

Başlarken Başkalarının İşlerinden Bir Şeylerden Türetiyorsunuz (Ve Bu Sorun Değil)

“Kısa filmler çekerken ve nasıl yapılacağını öğrenirken, herkesten bir şeyler çalıyorsunuz ve başkalarının işlerinden türemiş çalışmalar yaparak neyin işe yarayıp neyin işe yaramadığını görüyorsunuz. Bir süre sonra, kimden ilhâm aldığınızı unutuyorsunuz ve kendi tarzınızı buluyorsunuz. Ve bu büyürken sevdiğiniz ve bağ kurduğunuz her şeyin oluşturduğu bir Frankenstein’in canavarı oluyor”

Kaynak: Film School Rejects

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi