Hereditary ve Midsommar ile son yılların en iyi korku filmlerinden ikisine imza atan Ari Aster ile The Witch ve The Lighthouse ile adından övgüyle söz ettiren Robert Eggers, bir araya geldikleri podcast‘te kendilerini etkileyen filmler hakkında konuştular.

A24 ve Blumhouse Productions gibi şirketlerin imza attığı kayda değer yapımlar sayesinde korku filmlerinde son yıllarda adeta bir rönesans yaşanırken, korku filmleriyle sinema dünyasına adım atan dikkat çekici yönetmenlerin sayısında da önemli bir artış yaşandı. Son yıllarda korku türündeki filmleriyle sinema dünyasında adından övgüyle söz öttüren bu yönetmenlerin başında Ari Aster ve Robert Eggers geliyor. Ari Aster, Hereditary ile son yılların en iyi korku filmlerinden birine imza attıktan sonra bu yıl da Midsommar ile etkileyici bir filmle sinemaseverlerin karşısına çıktı. 2015 yılında ilk uzun metrajlısı olan The Witch ile dikkatleri üzerine çeken Robert Eggers ise bu yıl The Lighthouse ile bir kez daha adından övgüyle söz ettirmeyi başardı. Eggers’ın 1920’li ve 1940’lı yılların ekipmanlarını kullanarak 35 mm kamerayla siyah beyaz olarak çektiği film, dünya prömiyerini yaptığı 72. Cannes Film Festivali’nde hem sinemaseverlerin hem de eleştirmenlerin beğenisini kazanmayı başardı.

Son yıllarda dikkat çekici yapımlarla sinemaseverlerin karşısına çıkan bu iki yönetmen, geçtiğimiz günlerde A24’un hazırladığı The A24 Podcast‘te bir araya geldi. Filmleri ve sinema dünyası hakkında görüşlerini paylaşan iki yönetmen, özellikle kendilerini etkileyen ve filmlerine ilham kaynağı olan yapımlar hakkında dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Kendilerini Ingmar Bergman hayranları olarak tanımlayan ikili, 55 dakikalık bu keyifli sohbetleri sırasında, aralarında Bergman’ın filmlerinin de bulunduğu 42 filmden söz etti. A24 da iki yönetmenin de sinemaya bakışlarını şekillendiren bu 42 filmi derleyerek ortaya ilgi çekici bir liste çıkardı.

Ari Aster ve Robert Eggers’ı Etkileyen 42 Film

1. The Servant (1963), Yönetmen: Joseph Losey

“The Lighthouse bana çok sevdiğim Harold Pinter’ı düşündürdü. Yani başka hangi film The Servant, No Man’s Land ya da Homecoming’i andırır ki. Ve bu bana o filmlerin manevi bir kardeşiymiş gibi hissettirdi” Ari Aster

2. The Sacrifice (1986) Yönetmen: Andrei Tarkovsky

“İnsanlar sürekli The Sacrifice’ın Bergmanvari olduğunu söylerdi, bu da Tarkovsky’i gerçekten kızdırırdı. Çünkü bunun Bergman filmleri ile hiçbir alakası olmadığını söylerdi.” Robert Eggers

3. Cries and Whispers (1972) Yönetmen: Ingmar Bergman

“Bence Cries and Whispers tüm korku filmlerinden daha korkunç.” Robert Eggers

“Bergman, Freud’dan öğrendiği her şeyi çılgınca içine koymuş ve birinin en fazla olabileceği kadar gerçekçi olmuş.” Ari Aster

4. Autumn Sonata (1978) Yönetmen: Ingmar Bergman

“Hereditary’i çekerken Bergman’ın işlerini çok daha fazla düşünüyordum. Anne kız hikâyesindeki benzerliklerden dolayı ekibe Autumn Sonata’yı izlettim.” Ari Aster

5. Persona (1966) Yönetmen: Ingmar Bergman

“Hereditary’i çekerken görüntü yönetmenim Pawel Pogorzelski’ye Persona’yı izlettim, çünkü bence bir filmde gördüğüm en iyi yakın çekimler Persona’da.” Ari Aster

6. The Master (2012) Yönetmen: Paul Thomas Anderson

“Sinemacıların Bergman’ın yakın planlarının peşinden gittiğini görüyorum. Kariyerinin ilk yıllarında Jonathan Demme’nin yakın planlarının peşinden gittiğini söyleyen Paul Thomas Anderson’a bile bakacak olursan, The Master’dan itibaren yakın planlarını çekme şeklinde Demme’den, Scorsese’den ve Altman’dan uzaklaşarak Bergman’a yaklaştığını görebilirsin” Robert Eggers

7. The Virgin Spring (1960) Yönetmen: Ingmar Bergman

8. Shame (1968) Yönetmen: Ingmar Bergman

“The Virgin Spring, Sven Nykvist’in görüntü yönetmeni olduğu ilk Bergman filmi ama bence Nykvist-Bergman filmleri arasında en gerçekçi olarak ışıklandırılmış olanı Shame.” Robert Eggers

9. Fanny and Alexander (1982) Yönetmen: Ingmar Bergman

“Fanny and Alexander TV için yapılmış bir film olmasına rağmen muhtemelen en sevdiğim film. Bergman’ın alameti farikası olan acımasızlığa sahip.” Ari Aster

“Fanny and Alexander’da hiç atmosfer olmamasına rağmen bazı kısımları tuhaf bir şekilde atmosferik. Bu durumun görüntü yönetmenim Jarin Blaschke’yi rahatsız ettiğini biliyorum.” Robert Eggers

10. The Passion of Anna (1969) Yönetmen: Ingmar Bergman

11. Scenes from a Marriage (1973) Yönetmen: Ingmar Bergman

12. Fårö Document (1970) and Fårö Document 1979 (1979) Yönetmen: Ingmar Bergman

13. Up Serisi (1970-2019) Yönetmen: Michael Apted

14. Smiles of a Summer Night (1955) Yönetmen: Ingmar Bergman

15. Andrei Rublev (1969) Yönetmen: Andrei Tarkovsky

“Tarkovsky’nin Bergman üzerindeki etkisi. İkisinin birbirini sevdiğini biliyorum. Andrei Rublev’i izlemenin Bergman’ı nasıl etkilediğini merak ediyorum. Çünkü 60’larda bir hayli değişti.” Ari Aster

“Bergman ile Sven Nykvist’in gecenin birinde Andrei Rublev’i altyazısız izleyip ‘Aman Tanrım. Bu izlediğimiz en iyi şey’ dedikleri anlatılır. Bu anı düşünmeyi seviyorum.” Robert Eggers

16. Through a Glass Darkly (1961) Yönetmen: Ingmar Bergman

17. Ivan’s Childhood (1963) Yönetmen: Andrei Tarkovsky

“Anladığım kadarıyla Bergman Ivan’s Childhood’u izledi ve sinemayı bir düşe dönüştürmek için çalışmaya başladı. Daha önce de bunu yapıyordu elbette ama bu filmin onun için bir tür anahtar olduğunu düşündü.” Robert Eggers

18. Hour of the Wolf (1968) Yönetmen: Ingmar Bergman

“Hour of the Wolf, Cries and Whispers kadar korkutucu değil belki ama Bergman’ın bir korku filmine en yakın yapımı.” Robert Eggers

19. From the Life of the Marionettes (1981) Yönetmen: Ingmar Bergman

20. The Wizard of Oz (1939) Yönetmen: Victor Fleming

“Midsommar’ı sapkınların The Wizard of Oz’u ilan ediyorum. Niyetim bu değildi ama söylediğim ilk şey buydu ve şimdi son söz de bu oldu.” Ari Aster

21. Carrie (1976) Yönetmen: Brian De Palma

“Carrie gerçekten beni alt üst etti. Bir daha 20’li yaşlarıma kadar izleyemedim ve tekrar izlediğimde de bunun hüzünlü bir komedi olduğunu fark ettim. Piper Laurie’nin mumla aydınlatılmış o evde Sissy Spacek’i kovaladığı sahneyi aklımdan çıkaramadım. Elinde bir bıçak, yüzünden korkunç bir gülümseme. O kadar farklı şekilde aklıma tekrar tekrar geldi ki. Hala onunla ilgili kabuslar görüyorum.” Ari Aster

22. The Cook, the Thief, His Wife & Her Lover (1989) Yönetmen: Peter Greenaway

“Bizi etkileyen şeylerden söz ediyorsan, The Cook, the Thief, His Wife & Her Lover’ı çok erken yaşta izlemişti. Beni çok ama çok derinden rahatsız etti.” Ari Aster

23. The Snowman (1982) Yönetmen: Dianne Jackson, Jimmy T. Murakami

“The Snowman adında 30 dakikalık bir çizgifilm vardı. Bir çocuk kardan adamın sırtına binip dünyayı uçarak geziyordu. Hikâyenin nasıl olduğunu hatırlamıyorum ama beni rahatsız ettiğini hatırlıyorum. Aşırı duygusallığın groteskle birleşmesinde bir çocuk olarak kavrayamadığım bir şey vardı.” Ari Aster

24. Blue Velvet (1986) Yönetmen: David Lynch

25. A Clockwork Orange (1971) Yönetmen: Stanley Kubrick

“Blue Velvet ve A Clockwork Orange’ı çok ufakken izlemiş ve nefret etmiştim, ama sonra takıntılı hâle geldim ve onlar hakkında konuşmayı bırakamıyordum. Ve tabii ki zamanla en sevdiğim filmler arasına girdiler. Blue Velvet. Blue Velvet’ı sevmek hiç orijinal değil ama o bugüne kadar yapılmış en iyi şey.”

26. Mary Poppins (1964) Yönetmen: Robert Stevenson

27. Conan the Barbarian (1982) Yönetmen: John Milius

28. Legend (1986) Yönetmen: Ridley Scott

29. Star Wars: Episode IV – A New Hope (1977) Yönetmen: George Lucas

30. Raiders of the Lost Ark (1981) Yönetmen: Steven Spielberg

“Mary Poppins’ten Conan the Barbarian ve Ridley Scott’ın Legend’ına kadar. Ve Star Wars ve Indiana Jones tüm o saçma şeyler.” Robert Eggers, kendisine ilham veren filmler hakkında konuşuyor.

31. Nosferatu (1922) Yönetmen: F.W. Murnau

“Sanırım çocukken beni etkileyen ilk film Nosferatu’ydu. İlkokulun kütüphanesinde vampirlerle ilgili bir kitapta Max Schreck’in resmini görmüştüm. Özellikle New Hampshire gibi kırsal bir yerde 45 dakika uzaklıktaki video mağazasına gidip sipariş etmemiz ve postayla gelmesini beklememiz gerekirdi. Ve ben o VHS’i izleye izleye eskitmiştim.” Robert Eggers

32. The Bostonians (1984) Yönetmen: James Ivory

33. Maurice (1987) Yönetmen: James Ivory

“Çocukken “Yetişkinler ne yapıyor?” diye merak edip bugün sıkıcı bulacağım filmleri de izleyebiliyordum. Merchant Ivory filmlerine bir düşkünlüğüm var, ama sadece kötü ve sıkıcı olanlarına. Ne olup bittiği hakkında hiçbir fikrim yoktu ama yetişkinlerin tuhaf şeyler yaptığını izlemek ilginçti.” Robert Eggers

34. The Seventh Seal (1957) Yönetmen: Ingmar Bergman

“The Seventh Seal’ı genç yaşta izlemiştim ve şimdi rezil bir lise oyunu gibi hissettiriyor değil mi? Biraz abartılı oldu ama ne demek istediğimi biliyorsun. Çok iyi yazılmış ama Max von Sydow’un zincirden zırhı gümüş rengine boyanmış bir süveter gibi görünüyor. Bütçenin çok düşük olduğunu biliyorum.” Robert Eggers

35. Lost Highway (1997) Yönetmen: David Lynch

“Lost Highway’deki Robert Blake’in Mystery Man’i -ki bana göre sinemadaki en korkunç şeylerden biridir- The Seventh Seal’daki Death olmadan var olamazdı.” Robert Eggers

36. The Dark Knight (2008) Yönetmen: Christopher Nolan

“Yirmili yaşlarımın başlarında Christopher Nolan’ın Batman filmlerini adeta bir zorunlulukmuş gibi izlerdim ve harikalardı ve Nolan da harika ama ben çocuk yaştan beri bir sanat meraklısıydım.” Robert Eggers

37. The Tulse Luper Suitcases (2005) Yönetmen: Peter Greenaway

38. The Falls (1980) Yönetmen: Peter Greenaway

“Midsommar’daki kostüm tasarımcısı Andrea Flesch’i -gerçekten muhteşem bir kadın- daha önce Peter Greenaway’in The Tulse Luper Suitcases’ında çalıştığı için işe aldım. Komik derecede zorlu bir filmdi ve The Falls’a yaptığı şeye bir geri dönüştü. Greenaway’in çalışması oldukça zor bir insan olduğunu biliyorum o yüzden bir Greenaway yapımını tamamlamış olmasından oldukça etkilendim.” Ari Aster

39. Sawdust and Tinsel (1953) Yönetmen: Ingmar Bergman

40. The Silence (1963) Yönetmen: Ingmar Bergman

“The Silence’ın açılışı perspektifi değiştirme şekliyle o kadar etkileyici ki. Bu oldukça karmaşık bir şey ama siz farkına bile varmıyorsunuz. John Ford veya Hitchcock izlerken ‘Evet kamerayı oraya koymalısın. Kamera oraya koyulur.’ diye izliyorum. Ama Bergman filmlerinde ‘Vay canına! Kamerayı oraya mı koymuş?’ diyorum.” Robert Eggers

41. Seven Samurai (1954) Yönetmen: Akira Kurosawa

42. Last Year at Marienbad (1961) Yönetmen: Alain Resnais

“Bunu Last Year at Marienband’den bir yıl sonra çıkan The Silence’ta bile görmek mümkün. Bir otelde geçen Last Year at Marienbad Bergman’ın daha önce yaptığı hiçbir şeye benzemiyor, ama sonrasında yaptığı her şeye benziyor. Benim için film okulu sevdiğim filmleri izlemek ve ardından da sevdiğim bu sinemacıların hangi filmleri izlediğini keşfetmekti.” Ari Aster

Kaynak: A24

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi