Çektiği hemen hemen her filmle dünyanın saygın festivallerinin radarına giren, günümüz Japon sinemasının en üretken yönetmenlerinden Hirokazu Koreeda, yeni filmi Shoplifters'la Cannes Film Festivali'nde yarışmış ve Cate Blanchett başkanlığındaki jüri tarafından Altın Palmiye'ye layık görülmüştü. Çok güçlü adaylar arasından sıyrılarak ödüle ulaşan Shoplifters, Koreeda'nın filmografisindeki birçok yapımda yer verdiği aile temasına genişçe bir yer ayıran ve bu kavram üzerine toplumsal kaygıları da işin içine katarak katmanlanan ve derinleşen bir film. Shoplifters'ın merkezinde, süpermarketlerden henüz kimsenin olmadığını düşündükleri için çalmakta beis görmedikleri ürünlerle yaşantılarına devam eden kalabalık bir aile var. Ailede baba konumunda bulunan Osamu ve küçük Shota, rutin bir araklama eyleminden dönerlerken, soğuktan donmakta olan küçük bir kızı görüp evlerine getiriyorlar. Donmak üzere olmasının yanında, vücudunda yara izleri bulunan çocuk, ilk başta ailenin diğer üyeleri tarafından "doyurulacak yeni bir boğaz" olarak nitelendirilerek istenmese de şefkat duygusu ağır basınca, küçük kız da bu kalabalık aileye katılıyor. Bu noktada önemli bir detay var: Küçük kız aileye dahil olurken kendisine, mevcut olan yerine yeni bir isim veriliyor. Bu durum, filmin merkezindeki ailenin toplumun genelgeçer kurallarının dışında yaşadığının, kendi sistemlerini inşa ettiklerinin göstergesi olarak Koreeda'nın incelikli senaryosunda önemli bir yer tutuyor. Ailenin başına buyruk yapısı, anlatıdaki dramatik yükselme -ya da alçalma- anlarını olabildiğince törpüleyerek, yönetmenin kurmak istediği dingin ve zarif hikâye anlatma biçimine geniş bir alan açıyor. Kendi açtığı alanı, aile kurumunun doğasını tartışmak için son derece işlevsel kullanıyor oluşu Koreeda'nın Shoplifters'taki en büyük başarılarından biri. Shoplifters: Aile Nedir ve Kimlerden Oluşur? Shoplifters'ın konusu kağıt üzerinde bir "sefalet pornosu"na dönebilecek bir materyale sahip. Ama Koreeda, ilgilendiği ailenin hayatta kalma biçimini sadece materyal bir düzlemde aramayarak, bireylerin hislerine de geniş yer ayırarak bu potansiyel sorunun üzerinden kolayca -daha doğrusu bunu çok kolaymış gibi göstererek- geliyor. Shoplifters'ın bir ustalık eseri olmasının birincil nedeni de burada yatıyor diyebiliriz. Toplumun en alt sınıfına mensup, yaşamak için çalmaktan başka çaresi olmayan bir grup insandan oluşan "aile"yi, bu özellikleriyle filme aktarmak yerine, onların dünyasına misafir olmayı seçip hikâyesini ve kamerasını onların kontrolüne bırakıyor bir bakıma. Koreeda'nın, filmi üzerindeki tanrısal eli görünmez bir hâl alıyor böylece. Böylece aile mensuplarının hayatla girdikleri mücadele de, birbirine karşı olay örgüsü devam ettikçe açık edilen hisleri de, ailenin yeni mensubunun varlığıyla yaşanan dönüşümler de olabilecek en insani hâliyle filmin parçalarına dönüşüyor. Filmini usta işi senaryo yazarlığıyla destekleyen Koreeda ortaya bir soru atıyor: Asıl aile kimdir? Bunu da "doğduğun mu, yoksa doyduğun yer mi?" yüzeyselliğinde değil, olabilecek en doğal şekilde filmin içine bırakıyor. Film doğrudan bu soru üzerine gitmiyor ama senaryo açılmaya başladıkça, seyirci dokunaklı ancak kesinlikle ajite edici olmayan anlara şahit oldukça bu soru kafasında usul usul belirmeye başlıyor. Yine de Koreeda'nın aile kurumuna olan bakışı bununla da sınırlı değil. Ailenin hangi değerler üzerine kurulan bir yapı olduğuna dair akıl yürütüp seyirciyi de buna teşvik ederken, aile mensuplarının her birine de aynı mesafeden bakıyor. Böylelikle klasik aile yapısını bir kez daha kırarak kimin aile reisi, kimin ebeveyn ya da anne şefkatine muhtaç çocuk olduğunu önemsiz kılıyor. Filmin adından itibaren, genelgeçer kuralların dışında konumlanan bu aile ezber bozan bir yapıya kavuşarak, Koreeda'nın filmini üzerine şekillendirdiği soru işaretleriyle…

Yazar Puanı

Puan - 75%

75%

Shoplifters, Koreeda'nın filmlerinde ilgilenmeyi çok sevdiği aile kurumu hakkındaki fikirlerini seyirciye dikte etmeden, anlatısını bir düşünme pratiğine çeviren ve bir yandan da konvansiyonel sinemayla bağını koparmayan bir yapım olarak dikkat çekiyor.

Kullanıcı Puanları: 4.08 ( 2 votes)
75

Çektiği hemen hemen her filmle dünyanın saygın festivallerinin radarına giren, günümüz Japon sinemasının en üretken yönetmenlerinden Hirokazu Koreeda, yeni filmi Shoplifters’la Cannes Film Festivali’nde yarışmış ve Cate Blanchett başkanlığındaki jüri tarafından Altın Palmiye’ye layık görülmüştü. Çok güçlü adaylar arasından sıyrılarak ödüle ulaşan Shoplifters, Koreeda’nın filmografisindeki birçok yapımda yer verdiği aile temasına genişçe bir yer ayıran ve bu kavram üzerine toplumsal kaygıları da işin içine katarak katmanlanan ve derinleşen bir film.

Shoplifters’ın merkezinde, süpermarketlerden henüz kimsenin olmadığını düşündükleri için çalmakta beis görmedikleri ürünlerle yaşantılarına devam eden kalabalık bir aile var. Ailede baba konumunda bulunan Osamu ve küçük Shota, rutin bir araklama eyleminden dönerlerken, soğuktan donmakta olan küçük bir kızı görüp evlerine getiriyorlar. Donmak üzere olmasının yanında, vücudunda yara izleri bulunan çocuk, ilk başta ailenin diğer üyeleri tarafından “doyurulacak yeni bir boğaz” olarak nitelendirilerek istenmese de şefkat duygusu ağır basınca, küçük kız da bu kalabalık aileye katılıyor. Bu noktada önemli bir detay var: Küçük kız aileye dahil olurken kendisine, mevcut olan yerine yeni bir isim veriliyor. Bu durum, filmin merkezindeki ailenin toplumun genelgeçer kurallarının dışında yaşadığının, kendi sistemlerini inşa ettiklerinin göstergesi olarak Koreeda’nın incelikli senaryosunda önemli bir yer tutuyor. Ailenin başına buyruk yapısı, anlatıdaki dramatik yükselme -ya da alçalma- anlarını olabildiğince törpüleyerek, yönetmenin kurmak istediği dingin ve zarif hikâye anlatma biçimine geniş bir alan açıyor. Kendi açtığı alanı, aile kurumunun doğasını tartışmak için son derece işlevsel kullanıyor oluşu Koreeda’nın Shoplifters’taki en büyük başarılarından biri.

Shoplifters: Aile Nedir ve Kimlerden Oluşur?

Shoplifters’ın konusu kağıt üzerinde bir “sefalet pornosu”na dönebilecek bir materyale sahip. Ama Koreeda, ilgilendiği ailenin hayatta kalma biçimini sadece materyal bir düzlemde aramayarak, bireylerin hislerine de geniş yer ayırarak bu potansiyel sorunun üzerinden kolayca -daha doğrusu bunu çok kolaymış gibi göstererek- geliyor. Shoplifters’ın bir ustalık eseri olmasının birincil nedeni de burada yatıyor diyebiliriz. Toplumun en alt sınıfına mensup, yaşamak için çalmaktan başka çaresi olmayan bir grup insandan oluşan “aile”yi, bu özellikleriyle filme aktarmak yerine, onların dünyasına misafir olmayı seçip hikâyesini ve kamerasını onların kontrolüne bırakıyor bir bakıma. Koreeda’nın, filmi üzerindeki tanrısal eli görünmez bir hâl alıyor böylece. Böylece aile mensuplarının hayatla girdikleri mücadele de, birbirine karşı olay örgüsü devam ettikçe açık edilen hisleri de, ailenin yeni mensubunun varlığıyla yaşanan dönüşümler de olabilecek en insani hâliyle filmin parçalarına dönüşüyor.

Filmini usta işi senaryo yazarlığıyla destekleyen Koreeda ortaya bir soru atıyor: Asıl aile kimdir? Bunu da “doğduğun mu, yoksa doyduğun yer mi?” yüzeyselliğinde değil, olabilecek en doğal şekilde filmin içine bırakıyor. Film doğrudan bu soru üzerine gitmiyor ama senaryo açılmaya başladıkça, seyirci dokunaklı ancak kesinlikle ajite edici olmayan anlara şahit oldukça bu soru kafasında usul usul belirmeye başlıyor. Yine de Koreeda’nın aile kurumuna olan bakışı bununla da sınırlı değil. Ailenin hangi değerler üzerine kurulan bir yapı olduğuna dair akıl yürütüp seyirciyi de buna teşvik ederken, aile mensuplarının her birine de aynı mesafeden bakıyor. Böylelikle klasik aile yapısını bir kez daha kırarak kimin aile reisi, kimin ebeveyn ya da anne şefkatine muhtaç çocuk olduğunu önemsiz kılıyor. Filmin adından itibaren, genelgeçer kuralların dışında konumlanan bu aile ezber bozan bir yapıya kavuşarak, Koreeda’nın filmini üzerine şekillendirdiği soru işaretleriyle kelimenin tam anlamıyla bir bütünlük oluşturuyor.

Shoplifters, Koreeda’nın filmlerinde ilgilenmeyi çok sevdiği aile kurumu hakkındaki fikirlerini seyirciye dikte etmeden, anlatısını bir düşünme pratiğine çeviren ve bir yandan da konvansiyonel sinemayla bağını koparmayan bir yapım olarak dikkat çekiyor. Bu hâliyle her sinemasever için bir cazibe noktası olduğunu söyleyebiliriz. Zira ilgilendiği bireylere, bu bireylerin oluşturduğu kuruma ve bu kurumun toplum içinde tuttuğu yere dair böylesine zarif şekilde eğilebilen bir filme rastlamak kolay değil. Shoplifters’ı basit görünen konusunun ya da görsel tercihlerinin ötesinde böylesine özel bir film yapan da bu.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi