“Çelişkin bir biçimde, kendileri için bir yaşama nedeni olan (yaşama nedeni denilen şey, aynı zamanda çok güzel bir ölme nedenidir de) düşünceler ya da düşler uğrunda ölüme giden başka insanlar görüyorum. Böylece ivedilikle yanıtlanması gereken sorunun yaşamın anlamı olduğu yargısına varıyorum.”

Albert Camus

Michelangelo Antonioni’den Andrei Tarkovsky’ye, Ingmar Bergman’dan Nuri Bilge Ceylan’a varoluşçu temalarla ön plana çıkan auteur yönetmenlerin varoluşsal kaygının sinematik güzelliğini perdeye taşıdıkları filmlerinden salt bir izleyici olarak her dönem beslendim. Bu beslenme, hiç bitmeyen bir beslenme olarak tanımlanabilir çünkü yıllar geçtikçe ve hayattan beklentilerimiz, bakışımız değiştikçe bu filmlerin sorguladıkları kavramlar da içimizde derinleşmeye başlıyor.

Varoluşçu felsefenin ana izleklerinden birkaçı olan; endişe, korku, kaygı, iletişimsizlik, yabancılaşma, yalnızlık vb. meseleler sinemanın ve yönetmenlerin de üzerinde sıklıkla durduğu konular arasında güncelliğini korumaya devam ediyor. Modernizm çarkının durmaksızın döndüğü ve hayatlarımızı kıskaçları altında tuttuğu bir çağda varoluşsal sancıların daha yoğun hissedildiği zamanın baskısı altındaki insanın kendiyle ve hayatla mücadelesini; hayatın anlamını ve yaşamın yaşamaya değer olup olmadığı sorunsalını çözmeye çabalayan yönetmenleri besleyen ortak temaların; yabancılaşma, yalnızlık, izolasyon ve iletişimsizlik olmasına da şaşmamalı.

Anlatısını Varoluşsal Kriz Etrafında Şekillendiren 10 Etkileyici Film

Yedinci Mühür – Det sjunde inseglet (1957)

Ingmar Bergman’ın en başarılı filmlerinden biri olan -birini diğerinden ayırmak pek kolay olmasa da- The Seventh Seal, bir şövalyenin ölümü, yaşamı dolayısıyla hayatın anlamını sorgulamasını konu alır. Özellikle satranç sahnesiyle bilinirliğini koruyan The Seventh Seal, içinde barındırdığı hayat sorgulamasıyla varoluşçuluğa dolayısıyla Sartre’a paralel bir çizgide ilerler. Bu ögeleri sıklıkla Bergman filmlerinde görmek mümkün olsa da The Seventh Seal’in ön plana çıktığı söylenebilir. Simgesel anlatımın hakim olduğu filmde Avrupa’yı saran veba salgını; ölümü, çaresizliği ve yıkımı simgeler. Bu simgeleştirme II. Dünya Savaşı sonrası kendi değerlerini sorgulayan Avrupa’yla da bağıntı kurar. Bergman böyle bir atmosferde çekmiştir filmini. Ölümün bir insan bedeninde somutlaşması onun kaçınılmazlığını gözler önüne sererken sonrasızlığı ve hiçliği çağrıştırır. Bu, ürkütücü bir durumdur. Olması gereken bu gerçekliği olgunlukla karşılamak ve yaşama anlam katmaktır.

Tatlı Hayat – La Dolce Vita (1960)

Sylvia’nın, Trevi Çeşmesi önündeki o meşhur sahnesi ile hafızalarımıza kazınan 1960 yapımlı İtalyan sinemasının en başarılı filmlerinden biri olan, Federico Fellini’nin unutulmaz filmi La Dolce Vita, ana karakteri Marcello Rubini’nin üzerinden insanın kendisini ve arzularını anlamlandırma çabasını izlediğimiz, Roma görüntüleriyle insanı mest eden, siyah-beyaz olmasına rağmen rengi hissedebileceğimiz ender güzellikte bir film. Roma’nın ahlaki çöküşüne ironik göndermelerle bezeli film, Fellini’nin ve İtalyan sinemasının klasikleşmiş filmlerinden biridir. Rubini’nin hızlı ve gürültülü, bol partili ve alkollü yaşantısının gitgide onu daha da çok yalnızlaştırdığını izlediğimiz filmde, Dante’nin İlahi Komedyası’na da birçok gönderme vardır.

No Exit (1962)

Jean-Paul-Sartre’ın aynı adlı oyunundan sinemaya uyarlanan The Exit’in yönetmenliğini, Orson Welles jenerikte yer almasa da Tad Danielewski ve Orson Welles birlikte üstleniyor. Sartre’ın oyununu senaryolaştıran isim ise George Tabori olarak karşımıza çıkıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Viveca Lindfors ve Rita Gam karşımıza çıkıyor. Oyunun orijinal ismi ise Huis Clos, dört tarafı kapalı alan anlamında kullanılıyor. Yanı sıra Sartre’ın Huis Clos oyununun Cameron Diaz’ın rol aldığı The Box – Kutu filminde de tartışıldığını belirtmek gerek. Sartre’ın varoluşa yaklaşımı kendisinden sonra verilen sanat eserlerinin özellikle edebiyat ve sinema alanlarının birçoğuna sirayet etmiş durumda. Ölmüş üç kişinin kapalı bir alanda birbirleriyle kurdukları diyalog üzerine şekillenen oyunun temel mesajı ise bir bakıma Sartre’ın en ünlü sözlerinden biriyle özetlenebilir: “Cehennem başkalarıdır.”

Cinayeti Gördüm – Blow-Up (1966)

Modern Avrupa sinemasının en önemli isimlerinden İtalyan yönetmen Michelangelo Antonioni, bu ilk İngilizce filminde, bir çekim esnasında tanık olduğunu düşündüğü cinayetin sırrını çözmenin peşine düşen bir fotoğrafçıyı takip ediyor. Lakin Blow-Up’ın böyle bir olay örgüsünden bekleneceği gibi, cinayeti çözme tabanlı sıradan polisiye olduğunu düşünmek büyük bir yanılgı olur. Zira Antonioni, filmin çatısını hikâyenin merkezinde bulunan fotoğrafçının sırrı çözmek adına içine düştüğü saplantı üzerine kuruyor. Buradan hareketle Blow-Up’ın bir tür sanrı filmi olduğunu da iddia edebiliriz. Fotoğraf makinesi aygıtının gösterdikleri üzerinden soyut kavramlara uzanan bir sorgulamaya girişen Blow-Up’ın finalindeki pandomimcilerin topsuz tenis maçı sekansının net bir okumasına girişmek zor olsa da filmin genel ruhuyla müthiş bir uyum yakaladığı kesin.

Kurban – Offret (1986)

1986 yapımı Andrei Tarkovsky filmi olan The Sacrifice, daha çok bir mekân filmi olarak tanımlayabileceğimiz ve Tarkovsky’nin izleyeni varoluşsal sorgulamalara ittiği bir başka yapım olarak değerlendirilebilir. Yönetmenin ancak İsveç’te çekme fırsatı bulduğu Offret, başrolünde yine İsveçli büyük oyuncu Erland Josephson’u konuk ediyor. Tarkovski’nin son filmi Offret, nükleer savaşın eşiğinde modern dünyanın maneviyatını iyice kaybettiğini düşünen bir entelektüelin Tanrı’ya bu felaketi engellemesi için bir kurban vermesi gerektiğini düşünmesini ve ailesi ile birlikte kendini manevi bir şekilde bu savaşı durdurmaya adamasını anlatıyor. 1986’da Cannes Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü alan film, Tarkovski’nin son filmi olmuştu. Kansere yenik düşen, ömrünün son kısmını adeta sürgünde geçiren ancak sinema ile kendini ve içinde yaşadığı dünyayı anlatmaktan vazgeçmeyen bir sinemacı olarak, sanatın zirvesinde kendine bir yeri çoktan edindi.

1 2
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information