Anadolu Turnesi ismi ile müsemma bir hikaye. Ama ünlü bir sanatçı ya da grubun değil, Türkiye’nin farklı yerlerinden olup, İstanbul’da bir araya gelmiş, güzel şeyler yapmak isteyen ve hayaller kuran dört gencin  -Cem Celal (Gitar), Bilge Uğur Deynekli (Davul), Mert Coşar (Bas Gitar), Mustafa C. Aydın (Bas Gitar)- kurduğu Venus Music Peace Band’in çıktığı turnenin hikayesi.  Yönetmenliğini Deniz Tortum ve Can Eskinazi’nin yaptığı Anadolu Turnesi, toplumsal belleğe katkısı olan, yaratıcı, öznel ama bir yandan da belge niteliğinde bir karışım. Zamanın ruhunu takip eden amatör saykodelik rock grubumuzdaki gençler birkaç amfi ve enstrümanla 80 model Volkswagen minibüslerine atlayıp deneysel ve emprovize müziklerini Türkiye’nin farklı şehirlerindeki insanlara dinletmek için yola çıkıyorlar. İstanbul’daki başlangıcından sonra üç bölümden oluşan belgesel, 14 Haziran – 6 Ağustos 2014 tarihleri arasında geçiyor. Hatırlayacağınız ve belgeselde de göreceğiniz üzere o dönem ülkede Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğu için ülke politik olarak oldukça karmaşık bir  durumda. Anadolu Turnesi de tam olarak 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin hemen öncesinde geçtiği ve Gezi sonrası kolektif ruhun tazeliğini koruduğu zamana denk geldiği için belgeselin temelleri oldukça politik bir zemine oturuyor. Bu politik alt metin, belgeselin başında yola çıkılan Galata’daki stüdyodan belgeselin sonundaki ateş başına kadar, gençlerimizin kendi aralarındaki sohbetlerinde, turne esnasında temas ettikleri insanlarla ilişkilerinde ve dinlediğimiz haberlerde kendini belli ediyor. Anadolu Turnesi: Anadolu, Bu Gençlerin Naifliğine Hazır mı? İstanbul’dan çıktıktan sonra, ilk bölümde ‘’Öğrenci Şehri’’ Eskişehir ve Afyon şehirlerini ziyaret ediyoruz. Bir yandan gruptakilerin memleketlerine göre de şekillenen bu turne için, daha belgeseli izlemeden en uygun durağın neresi olacağı sorulsa tereddütsüz Eskişehir derdim. Nitekim turnedeki her bir şehrin, ayrı bir duygusu ve yeri olsa da grubumuz kendilerini dinleyenlerle en fazla etkileşime bizleri şaşırtmayan bir şekilde Eskişehir’de giriyor. Ve bana göre bu belgeselin en vurucu sahneleri Afyon sahneleri. Halk, tam olarak ne olduklarını bilmedikleri, ne yaptıklarını anlamadıkları bu gençleri uzaktan süzüyor. Anadolu’daki tabirle bu gençlerin ‘’Hırlı mı, hırsız mı’’ olduklarını anlamaya çalışıyor. Ve yine belgeselin en vurucu repliklerinden biri Afyon’da bir teyzeden geliyor: ‘’Olsun hepimiz Müslümanız’’ Yıl içinde ülkede ve dünyada olan olayların özetlerini dinlediğimiz radyo yayınıyla birlikte Ankara’ya girdiğimiz etkileyici bir sahneyle başlayan ikinci bölüm ve üçüncü bölümde grubumuz Ankara, Kapadokya, Mersin, Kayseri ve Amasya rotasında ilerliyor. Bu yazıda Anadolu insanını övmeyi çok isterdim fakat belgeselde net bir şekilde görüyoruz ki, Anadolu insanı anlamadığı şeyleri anlayabilmek için onu sürekli yerelleştirmenin derdinde. Doğaçlama müzik yaptıklarını söyleyen grubumuza ısrarla ‘’Gesi Bağları’’ isteği gelmesi de bundan mütevellit bir durum. Anadolu Turnesi yalnızca gençlerin müziklerini Anadolu’da icra etmek istemelerini, onların birbirleriyle sohbetlerini, iletişimlerini, insanların onlara yönelttikleri tepkileri anlatmıyor. Belgesel bir yandan siyah beyaz olmasıyla,  zamanında Barış Manço, Cem Karaca gibi sanatçıların Anadolu turnelerine yakın bir hava yaratıyor, bir yandan da günümüze dair bir şeyler söyleyip çift katmanlı bir hayal kurarak tarihe not düşüyor ve oldukça başarılı, ruhu olan bir yapım olarak dikkat çekiyor.

Yazar Puanı

Puan - 65%

65%

Belgesel bir yandan siyah beyaz olmasıyla, zamanında Barış Manço, Cem Karaca gibi sanatçıların Anadolu turnelerine yakın bir hava yaratıyor, bir yandan da günümüze dair bir şeyler söyleyip çift katmanlı bir hayal kurarak tarihe not düşüyor ve oldukça başarılı, ruhu olan bir yapım olarak dikkat çekiyor.

Kullanıcı Puanları: 4.4 ( 3 votes)
65

Anadolu Turnesi ismi ile müsemma bir hikaye. Ama ünlü bir sanatçı ya da grubun değil, Türkiye’nin farklı yerlerinden olup, İstanbul’da bir araya gelmiş, güzel şeyler yapmak isteyen ve hayaller kuran dört gencin  Cem Celal (Gitar), Bilge Uğur Deynekli (Davul), Mert Coşar (Bas Gitar), Mustafa C. Aydın (Bas Gitar)- kurduğu Venus Music Peace Band’in çıktığı turnenin hikayesi.  Yönetmenliğini Deniz Tortum ve Can Eskinazi’nin yaptığı Anadolu Turnesi, toplumsal belleğe katkısı olan, yaratıcı, öznel ama bir yandan da belge niteliğinde bir karışım.

Zamanın ruhunu takip eden amatör saykodelik rock grubumuzdaki gençler birkaç amfi ve enstrümanla 80 model Volkswagen minibüslerine atlayıp deneysel ve emprovize müziklerini Türkiye’nin farklı şehirlerindeki insanlara dinletmek için yola çıkıyorlar. İstanbul’daki başlangıcından sonra üç bölümden oluşan belgesel, 14 Haziran – 6 Ağustos 2014 tarihleri arasında geçiyor. Hatırlayacağınız ve belgeselde de göreceğiniz üzere o dönem ülkede Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğu için ülke politik olarak oldukça karmaşık bir  durumda. Anadolu Turnesi de tam olarak 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin hemen öncesinde geçtiği ve Gezi sonrası kolektif ruhun tazeliğini koruduğu zamana denk geldiği için belgeselin temelleri oldukça politik bir zemine oturuyor. Bu politik alt metin, belgeselin başında yola çıkılan Galata’daki stüdyodan belgeselin sonundaki ateş başına kadar, gençlerimizin kendi aralarındaki sohbetlerinde, turne esnasında temas ettikleri insanlarla ilişkilerinde ve dinlediğimiz haberlerde kendini belli ediyor.

Anadolu Turnesi: Anadolu, Bu Gençlerin Naifliğine Hazır mı?

İstanbul’dan çıktıktan sonra, ilk bölümde ‘’Öğrenci Şehri’’ Eskişehir ve Afyon şehirlerini ziyaret ediyoruz. Bir yandan gruptakilerin memleketlerine göre de şekillenen bu turne için, daha belgeseli izlemeden en uygun durağın neresi olacağı sorulsa tereddütsüz Eskişehir derdim. Nitekim turnedeki her bir şehrin, ayrı bir duygusu ve yeri olsa da grubumuz kendilerini dinleyenlerle en fazla etkileşime bizleri şaşırtmayan bir şekilde Eskişehir’de giriyor. Ve bana göre bu belgeselin en vurucu sahneleri Afyon sahneleri. Halk, tam olarak ne olduklarını bilmedikleri, ne yaptıklarını anlamadıkları bu gençleri uzaktan süzüyor. Anadolu’daki tabirle bu gençlerin ‘’Hırlı mı, hırsız mı’’ olduklarını anlamaya çalışıyor. Ve yine belgeselin en vurucu repliklerinden biri Afyon’da bir teyzeden geliyor: ‘’Olsun hepimiz Müslümanız’’

Yıl içinde ülkede ve dünyada olan olayların özetlerini dinlediğimiz radyo yayınıyla birlikte Ankara’ya girdiğimiz etkileyici bir sahneyle başlayan ikinci bölüm ve üçüncü bölümde grubumuz Ankara, Kapadokya, Mersin, Kayseri ve Amasya rotasında ilerliyor. Bu yazıda Anadolu insanını övmeyi çok isterdim fakat belgeselde net bir şekilde görüyoruz ki, Anadolu insanı anlamadığı şeyleri anlayabilmek için onu sürekli yerelleştirmenin derdinde. Doğaçlama müzik yaptıklarını söyleyen grubumuza ısrarla ‘’Gesi Bağları’’ isteği gelmesi de bundan mütevellit bir durum.

Anadolu Turnesi yalnızca gençlerin müziklerini Anadolu’da icra etmek istemelerini, onların birbirleriyle sohbetlerini, iletişimlerini, insanların onlara yönelttikleri tepkileri anlatmıyor. Belgesel bir yandan siyah beyaz olmasıyla,  zamanında Barış Manço, Cem Karaca gibi sanatçıların Anadolu turnelerine yakın bir hava yaratıyor, bir yandan da günümüze dair bir şeyler söyleyip çift katmanlı bir hayal kurarak tarihe not düşüyor ve oldukça başarılı, ruhu olan bir yapım olarak dikkat çekiyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi