Color of Change tarafından hazırlanan rapor, gerçekleri yansıtmayan polisiye dizilerin, insanların polis teşkilatlarına yönelik algısını nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Minneapolis kentinde George Floyd’un polis tarafından öldürülmesinin ardından çıkan protestoların ülke geneline yayılması, bu yılın başlarında yayınlanan bir raporu yeniden gündeme taşıdı. Rapor, ülkede yayınlanan suç ve polisiye türündeki dizilerin ırksal adaletsizliği normalleştirildiğini ortaya koyuyor. 

Kar amacı gütmeyen, insan hakları savunuculuğu yapan bir kuruluş olan Color of Change, ocak ayında Adaletsizliği Normalleştirmek: Televizyon Suç Yapımlarındaki Tehlikeli Yanlış Temsiller isimli bir rapor yayınladı. Rapora göre, çoğu zaman polis departmanlarının veya emekli polis memurlarının danışman olarak görev aldığı suç dizileri; polisleri karmaşık, değerli karakterler olarak övgü dolu bir şekilde tasvir ediyor. Suçun, ırkın, cinsiyetin çarpıtılmış temsillerini sürdüren bu diziler, halkın adalet sistemi hakkında yanlış yönlendirildiği aldatıcı döngünün bir parçası olmaya devam ediyor.

Color of Change Başkanı Rashad Robinson, siyah vatandaşların suç dizilerinin yarattığı bu mesajlardan dolayı büyük zarara uğradıklarını ve bunun dikkate alınmasının daha çok uzakta olduğunu ifade ederken “Başkan Trump’ın “Law & Order” (İsmini “Hukuk & Düzen” olarak Türkçeleştirebileceğimiz bir polisiye dizi) tweet‘ini kötü bir ironi olarak görüyorum çünkü hem hukuk ve düzen politikaları korkunç, hem de o dizi ve benzerleri siyahlar için şartları daha da kötüleştiriyor. Araştırmalarımız, suç dizilerinin medyada suç, adalet, ırk, cinsiyet gibi kavramların çarpıtılmış bir şekilde temsiline neden olurken polis güzellemesi yaptığını gösteriyor. Geçtiğimiz hafta yaşananlar, sonuçların ne kadar yıkıcı ve ölümcül olduğunu ortaya koyuyor.” açıklamalarında bulundu.

Amerika’da polisiye diziler her hafta en çok izlenen 10 yapım sıralamalarında başı çekiyor. Bu yapımların arasında 18. sezonuna giren NCIS, 11. sezonu yayınlanan Blue Bloods, geçtiğimiz günlerde yayınlanmaya başlayan FBI: Most Wanted dizileri bulunuyor. Raporda, bu polisiyeleri seven bir toplumun, polislerin yöntemlerinden nefret etmelerinin pek mümkün olmadığına dikkat çekiliyor.

Polisiye Dizilerin Yaratıcı Ekipleri Büyük Ölçüde Beyaz Erkeklerden Oluşuyor

Rapor, bu kurgusal tasvirlerin ceza adalet sistemi ve pek çok önemli gerçeğin görmezden gelinerek ırk ve cinsiyet ile nasıl kesiştiği üzerinde yanlış bir algı oluşturduğunu ifade ediyor “Pek çok izleyici bu tasvirleri cezai adalet sisteminin gerçekçi temsilleri olarak tecrübe ettiğinden, izleyicilerin cezai adalet sistemi hakkındaki anlayışlarını etkilemesine ve halkın gecikmiş reform çabalarına karşı çıkmasına neden olabiliyor.”

Kapsamlı bir çalışma sonucu hazırlanan rapor için, Mart 2017-Temmuz 2018 dönemi içinde televizyon kanallarında ve dijital platformlarda yayınlanan 26 farklı suç dizisinin 353 bölümü ve bu dizilerin yaratıcıları, dizi sorumluları ve senaristleri içindeki çeşitlilik inceledi. Ayrıca, 1900’den fazla karakter ve dizilerin derinlemesine analiz edilmesini sağlayan 5400’den fazla değişken de mercek altına alındı. Değişkenler ırk ve cinsiyete dair demografik verileri, karakterlerin iyi ya da kötü olarak nitelendirilmesini ve ceza adaleti sistemi ile olan etkileşimlerini içeriyordu. 

Yapılan çalışma sistemin nasıl çizildiğine dair bir bakış sunarak, gerçek dünya şartları ile kötülerin iyiler tarafından alt edildiği diziler arasındaki ilişkiyi gözler önüne seriyor. Dizilerde iyi olarak sunulan karakterlerin neden olduğu kötü davranışlar normalleştirilirken; ırk, cinsiyet, şiddet, gücün kötüye kullanılması ile ilgili ciddi sorunlara değinmeyen bir sistem tasvir ediliyor ve Amerikan sistemi içerisindeki ırksal çelişkilerden yoksun bir aktarım bulunuyor.

Ayrıca suç dizilerinin dizi sorumluları (showrunner) ve yazarları büyük bir çoğunlukla beyaz erkeklerden oluşuyor. Dizi sorumlularının %81’i, yazarların ise %78’i beyaz erkeklerden oluşurken  yazarların sadece %9’u siyahlardan oluşuyor. 26 dizinin 20’sinde tek bir siyah yazar bile bulunmuyor. 

Polis şiddetine karşı ülkede devam eden protestoların aksine, Pew Research Center’ın 2017 yılında yaptığı bir araştırma, Amerikalıların %64’ünün polise dair olumlu bir görüşe sahip olduğunu gösteriyor. Afro-Amerikanların yüzde 30’u polise dair olumlu bir yaklaşım sergilerken bu oran beyazlar arasında yüzen 74’e yükseliyor.

George Floyd’un polis şiddeti sonucu ölümü protestocuları sokağa dökerken ülkedeki orantısız polis şiddetini gösteren sayısız video yayıldı. CNN ya da FOX’tan olsalar bile basın da saldırılardan nasibini alıyor. Kolluk kuvvetleri yetkilileri ve hatta sağcı Fox News sunucusu Sean Hannity‘nin bile eski Minneapolis subayı Derek Chauvin’in Floyd’un ölümündeki eylemlerini tamamen kabul edilemez bulduğunu açıkladı. Chauvin şimdi ikinci dereceden cinayet ve adam öldürme suçlamalarıyla karşı karşıya. 

Rapor, sektörün bağımsız bir denetlemeye tabi tutulması ve suç dizilerinde daha fazla çeşitlilik olması çağrısı ile bitiyor. Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: IndieWire

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information