Ryan Murphy’nin uzun soluklu antoloji serisi American Horror Story 9. sezonu 1984 ile geri döndü. Murphy’nin her sezonu için korku geleneğinden ilhamla yarattığı temalar, hem korku türünün -ve alt türlerinin- hem de bu türe ait kodların ekranda nasıl farklı şekillerde yeniden biçimlendirileceğinin örneklerini teşkil ediyorlardı. Murder House adlı ilk sezonunu lanetli ev temasıyla açan seri, sonrasında sırasıyla Asylum (Tımarhane), Coven (Cadılar Meclisi), Freak Show (Ucube Gösterisi), Hotel, Roanoke, Cult (Tarikat), Apocalypse (Kıyamet) temalarıyla devam etti. Başlangıcından bu yana korku türündeki yabancı figüründen, Salem Cadıları’nın tarihinden, tekinsizlikten ve tanımsızlıktan doğan tarif edilemeyenin yarattığı korkuyla beslenen “uncanny” kavramından, geçmişin hayatletlerinden, çok da uzak olmayan kayıp gelecekten bahseden hikâyeler hem body horror, folk-horror gibi alt türlerle kesişerek ortaya yeni anlatılar çıkardı hem de zaman zaman Amerika’nın sosyo-ekonomik yapısı üzerine gündemi yakalayan meselere eğildi.

Bu kısa girizgâhın ardından, 1984’e geçmeden önce önceki sezonlarda izleyicinin karşısına bu korku antolojisiyle alakalı neler çıktığına dair kısaca değinmek istiyorum. Seri içerisinde adından en çok söz edilen Asylum, bir taraftan Kehanet – The Omen, Şeytan – The Exorcist gibi kült korku yapımlarında ete kemeğe bürünmüş hâlde karşımıza çıkan şeytan figürünü yeniden dile getirirken, bununla birlikte 1950’ler Amerika’sındaki cinsiyet ayrımcılığına, homofobiye, II. Dünya Savaşı’nın ardından ortaya çıkan savaş suçlarına ışık tutan bir yol izliyordu. Tüm bunları dini öğretilerin hüküm sürdüğü bir akıl hastanesinde, benliklerini kaybetmeye zorlanmış insanların çevresinde anlatıyordu. Korku motifi, günah kavramının yarattığı atmosferle şekillenip, 50’lerle birlikte muhafazakâr Amerika’nın “düşman evinizde” söylemini arttırdığı dönemin merkezinde karşımıza çıkıyordu. Bu düşman figürünü bile isteye yaratmaya çalışan otoritenin ise tüm duygu, düşünce ve varoluşa karşı açtığı savaş, sezonun dinamiğini belirleyen en önemli etkenlerden biriydi. O yüzden Asylum, seri içinde en katmanlı ve bu katmanları en özenli şekilde birbirine zincirleyerek hikâyesini ortaya koyan tema olarak görüldü.

Coven, adından da anlaşılacağı üzere bir cadılar meclisine odaklanarak geçmişten bugüne gelen ve güçlerini hâlâ taşıyan/yaşatan cadıların hikâyelerini sundu. Salem Cadıları’ndan gelen tarihi süreci çeşitli geri dönüşlerle ekrana getiren üçüncü sezon, aynı zamanda kadınların birliği ve mücadelesiyle ilgili de önemli noktaları taşıyordu. Bununla birlikte serinin mizah tonu en yoğun sezonu olan Coven, kendi bildiklerini söylemekten çekinmeyen, yaşamanın, anlatmanın ve aktarmanın gücünü elinde tutan karakteriyle güçlü bir anlatı sundu. Sonrasında sekizinci sezon olan Apocalypse’le birleşecek olan Coven, iyi ve kötünün mücadelesinin korku türünde nasıl karşımıza çıkabileceğinin de örneklerini gösterdi. Kayıp bir geleceğin karşısında varoluşlarını dünden bugüne yaşatan cadılar meclisi Apocalypse’in de hikâyesinin temelini oluşturdu aslına bakarsak.

Folk-horror türüne dair mekân ve gelenek üzerinden bir anlatı ortaya koyan Roanoke, Kuzey Karolina’daki Roanoke topluluğunun yaşadığı dönemle ilgili bir hikâye oluştururken, aynı zamanda bu sezon serinin yapımının ardındaki motivasyona dair ipuçlarını da taşıyordu. Korkuyu yaratmak, sürdürmek ve gelenekselleştirmekle ilgili meseleleri olan sezonda, türün ortaya çıkışına dair bir izleme pratiği üzerinden dizide daha önce tercih edilmeyen biçimsel bir farklılık ortaya çıkıyordu. Sezonun tam ortasında merkezdeki korku hikâyesinin aslında bir temsil olduğu ortaya çıkıyor, ardından da bu temsilin gerçekliğe yaptığı etki, korku duygusunun anlatı geleneğine nasıl yerleştiğine dair bir tablo yaratıyordu.

American Horror Story 9. Sezon 1. Bölüm: Slasher’ın İzinde

Tüm bu sezonlar yukarıda da bahsi geçen korku alt türleriyle ve korku kodlarıyla biçimlendirilerek oluşturuldu ve böylelikle temaların çeşitliliği antoloji serisinin yarattığı merak duygusunu bu sezona kadar getirdi. 1984 ise tipik bir slasher olarak karşımıza çıkıyor. Psikopat bir katilin peşinde kurbanlarının hikâyelerini izleyeceğimiz bu sezon, 1980’lerin estetiğini, bu alt türün klişelerini doyasıya kullanmasıyla başlıyor hatta. Bir gençlik kampı olan Redwood’un ana mekân olacağı sezon “oraya giden geri dönmedi” cümlesinin klasikleşen ürptertisiyle, türün klişeleriyle oynayacağının da altını çiziyor aslına bakarsak. Psikopatın Teksas Katliamı – The Texas Chainsae Massacre filmini akıllara getiren karakter kurulumu, Emma Roberts’ın final kızını canlandırdığı kamp ekibi, 1980’lerin popüler kültür ögeleriyle de birleştirerek özellikle dönemin estetiğine ve dönemin slasher filmlerine ışık tutacak bir yol çiziyor en başta (bu yolun nasıl şekilleneceğini ilerleyen bölümlerde görebileceğiz elbet). Ancak bu sezon, slasher alt türünün işleyişine odaklı ilerleneceği dizinin klasikleşmiş jeneriğinde bile kendini gösteren bir gerçek. Hatta bu sezonu diğer sezonlardan ayıran en büyük fark bu. American Horror Story önceki sezonlarında hep ele aldığı hikâyeyi, daha doğrusu kahramanlarının hikâyesini öne çıkaran bir anlatı yapısı kuruyordu. O yüzden de klasikleşen jeneriğinin müziği bile çok fazla değişikliğe uğramadan, temanın öne çıkardığı figürleri jenerikte benzer kurgularla ekrana yansıtıp bu korku antolojisinin çatısının sezonun adını taşıyan temalar olduğunun altını çiziyordu. Bu sezon ise türün ve dönemin estetiğinin türe katkısının altını çizen bir yapı var önümüzde. Jeneriğin tamamen 1980’lerin televizyon programları estetiğiyle şekillendiği, müziğin tamamen buna uygun olarak modifiye edildiği 1984 sezonu, Redwood kampının ve tüm sezon kahramanlarımızın peşinde olacağını anladığımız psikopatın ilk sekansla birlikte ortaya çıkış şeklini de tamamen slasher alt türünün kodlarını bire bir kullanarak anlatısını bu yönde çizeceğini belirtiyor.

İlk bölümde Los Angeles’ta gerçekleşen 1984 tarihli Yaz Olimpiyatları’nın fonda olduğu, Cumhuriyetçi Ronald Reagan’ın başkanlığındaki Amerikan taşrasına yola çıkıyor hikâye böylelikle. Türe ait ögeleri sezon boyunca nasıl şekillendireceğine dair merak duygusunu da daha ilk bölümden arttırıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi