Geçtiğimiz günlerde yayınlanan Mayıs 2020 sayısı ile birlikte yayın hayatına e-dergi formatında ve yeniden aylık olarak devam eden Altyazı Sinema Dergisi ekibinden Fırat Yücel ve Berke Göl yaşanan bu dönüşüm ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

Türkiye sinema yazınında önemli bir yer tutan Altyazı Sinema Dergisi, koronavirüs salgını nedeniyle matbu yayıncılığın ağır bir darbe aldığı bir dönemde yoluna e-dergi olarak devam ediyor. Derginin Mayıs 2020 sayısı, içinden geçtiğimiz döneme ışık tutan “Zor Zamanlar” kapak konusu ile geçtiğimiz günlerde yayınlanmıştı. Ayrıca yeniden aylık yayınlanmaya başlayan derginin dijital aboneliği, 100 sayfalık Mayıs sayısının yanı sıra, derginin Mayıs 2019’dan bu yana yayımlanmış tüm sayılarına dijital erişim de sağlayacak. Biz de yaşanan bu dönüşümün nedenlerini, sunduğu imkânları ve olası sonuçlarını dergi ekibinden Fırat Yücel ve Berke Göl ile konuştuk.

Güvenç Atsüren: Matbudan e-dergi formatına geçiş sürecinden biraz bahsedebilir misiniz? Derginin zaten zor şartlarda süren yayın hayatında böyle bir değişikliğe gidilmesinde derinleşen ekonomik kriz ve koronavirüs salgını ne derece etkili oldu?

Berke Göl: Memleketin siyasi ve ekonomik koşulları sağ olsun, son birkaç yılda çözdüğümüz her sorunu bir yenisi takip etti, aştığımız her engelin ardından daha büyük bir başka engelle karşılaştık. Bağımsız yayıncılık biraz da her şeye rağmen yola devam etme inadı anlamına gelmeye başladı sanırım. Altyazı olarak dijital mecraları kullanmada pek çok yayına göre bir miktar geriden gelsek ve pek çok şeyi ağırdan alsak da ihtiyaçlarımızı karşılayacak, okurlarla daha sağlıklı bir iletişim kurmamızı sağlayacak adımları atmaya çalışıyoruz. Dergiyi tamamen dijital mecraya taşımak da bir süredir uzun vadeli planlarımız arasındaydı. Fakat hayat bizim tempomuza göre ilerlemiyor; koronavirüs salgınıyla birlikte matbu dergiyi basmak ve dağıtmak bir anda çok daha ağır bir yük hâline geldi, üstüne üstlük pandemi koşullarında gazete bayilerinin ve derginin satıldığı diğer yerlerin ne zaman açılıp ne zaman kapanacağı, okurlar için dışarı çıkıp dergi satın almanın ne derece öncelik taşıyacağı da soru işareti artık. Bu nedenle çok hızlı bir şekilde karar almak zorunda hissettik kendimizi: Altyazı’yı ya bir süre çıkarmayacaktık ya da e-dergi olarak yayınlamaya başlayacaktık, biz de ikincisini tercih ettik. Kısacası evet, ekonomik koşullar ve koronavirüs salgını doğrudan etkili oldu bu değişiklikte.

“Altyazı’da bizim önceliğimiz mecra değil yayın politikası.”

Güvenç Atsüren: Bu geçici bir format değişikliği mi? Bu süreç atlatıldığında Altyazı’nın yine matbu olarak yayınlanması gibi planınız var mı?

Fırat Yücel: Günümüzün piyasa koşullarında Altyazı gibi bağımsız, yani büyük yayın şirketlerine bağlı olmayan dergilere artık mecra-odaklı bakmamak gerekiyor. Son yirmi yıllık süreçte dünyada birçok sinema dergisi kapandı, bir kısmı da dijital platformları değerlendirerek yaşamını sürdürüyor. Amacımız, tek bir mecradansa birçok mecradan okurlarımıza ulaşmak. Altyazı’da bizim önceliğimiz mecra değil yayın politikası. Altyazı’nın “sinema üzerine düşünen” bir dergi olma özelliğini korumaya izin verdiği sürece her türlü mecraya açığız. Bizim için asıl mesele, mecra ne olursa olsun, derginin eleştirel kimliğini korumak. Sinemada ifade özgürlüğüne yoğunlaşan Altyazı Fasikül: Özgür Sinema projesi kapsamında başladığımız Fasikül Tartışmaları’nı Altyazı’nın YouTube kanalına taşıdık mesela. Yine Altyazı Fasikül kapsamında, sinemacıların salgın sürecinde çektikleri filmleri çevrimiçi ortamda insanlarla buluşturacağımız İçeriden Dışarıya isimli bir video serisine başlıyoruz yakın zamanda. Bu gibi faaliyetlerle dijital mecranın eleştirel olanaklarını değerlendirmeye ve elimizden geldiğince bağımsız sinemacıların, belgeselcilerin lehine genişletmeye devam edeceğiz. E-dergi, Altyazı Fasikül, YouTube, sosyal medya kanalları… Koşullar oluştuğunda, bizim için özel bir değeri olan matbu da bu mecralar arasındaki yerini alacaktır. Özel sayı ve yıllık türünde basılı yayınlar yapacağız ama ilerde farklı formlar da düşünülebilir.

Güvenç Atsüren: E-dergi formatına geçişle birlikte içerikle ne gibi değişiklikler oldu? Teknolojik imkânlardan faydalanabilmenin de önünü açmasını da göz önünde bulundurursak bu dönüşümün ne gibi etkileri oldu?

Berke Göl: Zaten geçtiğimiz yıldan beri bazı düzenli köşeleri tamamen web sitemize taşımış, dergiyi bir nebze sadeleştirmiş ve her matbu sayıda odaktaki dosyayı daha fazla öne çıkarmayı hedeflemeye başlamıştık. E-dergiye geçiş, bu süreci çok organik bir biçimde bir adım ileri taşıdı. Mayıs sayımızın tamamına yakınını, toplumsal anlamda sancılı dönemlerin sinemaya yansımalarıyla ilgili kapsamlı inceleme yazılarını bir araya getiren ‘Zor Zamanlar’ dosyası oluşturuyor. Bunun yanında, dijital mecra elbette video içeriklere de olanak tanıyor, ilk dijital sayımızda biz de yazılar arasında okuyucuya yol gösterecek kısa videolar kullandık. Önümüzdeki aylarda içeriklerimizi mecranın gereklerine daha uyumlu kılmak adına bu anlamda yenilikler sunmayı ve özgün videolar hazırlamayı planlıyoruz. Elbette bu konuda okurların tercihleri ve yorumları da belirleyici olacak. 

Güvenç Atsüren: Altyazı’nın ülkedeki sinema yayıncılığı açısından taşıdığı önem hepimizin malumu. Peki bu dönüşüm genel itibarıyla sinema yazınının geleceğine dair neler söylüyor sizce?

Fırat Yücel: Esasında Altyazı başlarken, 2000’lerin başında da öngördüğümüz bir şeydi: Altyazı’yı disiplinler-arası bir sinema dergisi olarak tahayyül etmiştik çünkü sinema yazınının sadece sinema odaklı olamayacağını, bunun zaten sinemanın doğasına aykırı olduğunu düşünüyorduk. Sinema yazını internetle birlikte, bir yandan evet, tüm internet kullanıcılarının dahil olabildiği, bu anlamda kısmen daha demokratik ama aynı zamanda daha az eleştirel, daha kişisel bir yere kaydı; ama diğer yandan da farklı sanat dalları, mecra ve disiplinlerle daha fazla iç içe geçen, sınırları daha belirsiz bir sinema yazını oluştu. Yani film eleştirisi okumak niş bir yere (belki daha çok sinefilleri ilgilendiren bir yere) kayarken, şehirle, dünyayla, hayatla, siyasetle, toplumla sinema üzerinden ilişkilenmek, insanların sosyal medya ve dergilerle kurduğu ilişkide tanımlayıcı hâle geliyor. Sinema yazını böyle bir noktadan kendini var etmeye devam edebilir, ancak asıl güç olan, bir yandan bunu yaparken, yani güncelliğin ortasında yer alırken, diğer yandan da tarihsel perspektifini ve eleştirel kimliğini koruması. Sinema yazınının bu yönde nereden ve nasıl güç toplayacağı önümüzdeki asıl mesele gibi duruyor.

Altyazı’ya dijital olarak abone olmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information