The Guardian’a konuşan usta yönetmen Werner Herzog, kendi yaşamından kariyerine birçok konuda samimi açıklamalarda bulundu.

Eski sinema öldü, biz yeni sinemaya inanıyoruz.” diyerek Alman Yeni Dalgası akımını başlatan Fassbinder, Schlöndorff, Wenders gibi sinemacılardan biri de kariyeri boyunca hem kurmaca hem de belgesel filmler çeken Werner Herzog. Başarılı yönetmen Aguirre, der Zern Gottes, Fitzcarraldo, Grizzly Man gibi filmlere imza atarken yönetmenlik kariyerinin yanında Jack Reacher ve The Mandalorian gibi yapımlarda rol almış, The Simpsons ve Rick and Morty gibi animasyon dizilerinde de seslendirme yapmıştı.

Karantina sürecinde kızı ile birlikte kaldığı Los Angeles’taki evinde dijitalleşme sayesinde dünyanın birçok yerindeki kişilerle iletişimde kalabildiğini söyleyen Herzog, sinema salonlarının kapalı olmasına rağmen filmlerinin Afrika’ya, Asya’ya ulaşabildiğini belirtti. Missoula, Montana gibi yerlerden öğrencilerden e-postalar aldığını ve bunlara anında cevap verebilmesinin harika olduğunu söylüyor Herzog.

Yaptığı filmlerle cesur bir kariyer çizen, belgesel için bir volkanın ağzına bile kamera kuran Alman yönetmen salgın dolayısıyla temkinli yaşamaya çalışıyor. 77 yaşındaki Herzog, bu dönemde sabırlı ve dikkatli olması gerektiğini söylerken idare ettiğini ve pozitif bir tutum sergilemeye çalıştığını aktardı. Herzog “Sürekli olarak felaket tellalı, huysuz Alman olarak anılıyorum. Ama bu tüm resim değil” derken herkesin böyle davrandığından şüpheli olduğunu belirtiyor.

Salgınların sinema filmlerine ve prodüksiyonlarına ket vurduğu bir sırada Herzog biraz daha şanslı bir durumda. Kısıtlamaların ve iptallerin peşi sıra gelmesinden önce Herzog meteoritler hakkında hazırladığı bir belgeselin çekimlerini tamamlamıştı. Onun öncesinde ise geçtiğimiz yıl vizyona giren Family Romance, LLC filmine imza atmıştı. Belgesel tadındaki film, “müşterilerin hayatlarını iyileştirmek için ilüzyonlar yaratmak” amacı taşıyan Japon bir şirketin insanların hayatlarında canlandırmalar yapmasını konu alan bir hikâyeyi anlatıyor. Şirketin otuzlu yaşlarındaki Yuichi Ishii isimli sahibi için Herzog “Benim hikâyemi anlatıyor, benim filmimi” ifadelerini kullandı.

Werner Herzog: “Bu Film Aldatıcı Bir Şekilde Yüzeysel Gözükebilir Ama Çok Derin Sorular Soruyor.”

Herzog, geçtiğimiz yıl yayınlanan Star Wars spin-off dizisi The Mandalorian’da da yer almıştı. Hayatında hiç Star Wars filmi izlememesi ile alakalı olarak da “Önemi yok, önemini çok abartıyorsunuz” ifadeleri kullandı.

Herzog, The Mandalorian dizisinden kazandığı parayı Family Romance, LLC filmini finanse etmek için kullandığını belirtiyor. Video formatında, profesyonel olmayan aktörlerle ve kendi tabiriyle zeki çevirmenler ile çalıştığı filmin bütçesi söylediğine göre o kadar düşük ki izin olmadan çekim yapmak zorunda kaldığını ve korsan gibi tamamladığını aktarıyor. Duygusal ve melankolik bir atmosfere iten film, günümüzde yalnızlık kavramının ayarsız bir portresini çiziyor. Aynı zamanda insanlar arasındaki her ilişkinin temelinde bir performans olabileceği konusunu irdeliyor. Herzog “Bu film aldatıcı bir şekilde yüzeysel gözükebilir ama çok derin sorular soruyor” diyor.

Uzun bir süre önce Aguirre, der Zern Gottes, Fitzcarraldo, Woyzeck gibi arthouse filmler ile anılan yönetmen bugünlerde ise daha geniş kitlelerce bilinen bir isim hâline gelmiş durumda. Bazen başka bir yönetmenin filminde Werner Herzog karakterini canlandırıyor gibi hissediyor olabilir. Yönetmen ise buna katılmıyor. Herzog “Normalde kötü karakter rollerini alıyorum. İzleyiciye o korkuyu hissettirmem gerekiyor. İşim bu. Ama evet, The Simpsons’taki konuk rol gibi bazı işler de yaptım. Bazı belgesellerde seslendirme de yaptım. Ayrıca çok fazla sahte Werner Herzog hesabı var. Eğer Facebook, Instagram, Twitter’da beni bulursanız onlar sahte hesaplardır. Bazıları müthiş bazıları ise vasat” ifadelerini kullandı. Herzog “kendi”nin temsilinin eskiden olduğu gibi olmadığını belirtti.

Hayatının ilk dönemlerini Alman edebiyatında bireyin oluşumunu ve son ideal hâlini ele alan bir roman türü olan Bildungsroman gibi okumak da mümkün. 1942’de Nazi Almanyası’nda doğan Herzog, Bavyera’da bir dağ köyünde büyüdü. İlk kez 11 yaşında film izleyen, 17 yaşında ilk kez telefonla tanışan Herzog 20 yaşından önce Münih Film Okulu’ndan çaldığı kamera ile ilk film şirketini kurmuştu. Kariyeri ve şimdiki durumu kendini gerçekleştirmenin bir zaferi gibi. “Tüm kadrosu cücelerden oluşan Even Dwarfs Started Small ve tüm kadroyu hipnotize ettiğim Heart of Glass filmlerini çektim” diyor Herzog.

Annesi Hırvat kökenli olan Werner Herzog’un asıl soyadı Stipetić ancak babasının ölümünden sonra onun soyadını alarak kendini yeniden var ediyor. Stipetić soyadını kullanan kardeşlerinin kendi yaptığı filmlere tepkisel yaklaştığını, bazen sıkıcı bulduklarını söyleyen Herzog “Olsun, ben şeffaf biriyim. Filmlerimin arkasına saklanmam, başım dik. Bununla yaşayabilirim çünkü kim olduğumu biliyorum” ifadelerini kullanıyor.

Herzog: “Bir Şair Gözlerini Kaçırmamalıdır”

Bunun bir orta yaş krizine dönüşmediğini söyleyen Herzog, hiç asıl olduğu yaşta olmadığını, akranlarından fiziksel olarak daha geç olgunlaştığını söylüyor. Kendisi 19 yaşında film yapmaya başlarken insanların normalde 35’ine kadar bu işlere henüz girişmediğini belirtiyor. Bu arada eğitim, iş öğrenmek gibi birçok şeyi pas geçtiğini ve bundan dolayı akranlarıyla pek ilişkisinin olamadığını dile getiriyor. Herzog, şu anki neslin internet aracılığı ile her şeye erişebildiğinden onlar ile e-posta üzerinden de iletişim kurabildiğini ifade ediyor.

Ancak Herzog bunu hayran kitlesiyle içli dışlı olmak gibi görmediğini belirtirken bu durumu “Hayranlarımla aramda mesafe olmuştur, biraz tehlikeli gözükürüm. Ama bu farklı. Bu çok spesifik konularda soruları olan insanlarla bir diyalog. Genellikle Kaspar Hause hakkında oluyor” şeklinde açıklıyor.

Başarısız bir aslan terbiyecisi hakkında, belgeselci arkadaşı Errol Morris’in önerdiği bir kitabı okuduğunu söyleyen Herzog, kötü bir kitap da okusa içerik olarak neler barındırdığını görmenin çok önemli olduğunu düşünüyor. Herzog aynısının çöp olarak nitelendirdiği diziler, filmler, TV şovları için de geçerli olduğunu düşünüyor “Yani gidip sadece Tolstoy okuyun demiyorum. Her şeyi okuyun. Bir şair gözlerini kaçırmamalıdır.” Herzog bu dönemde sadece İngilizce, Almanca değil ayrıca İspanyolca, Yunanca ve Latince eserler okuduğunu dile getirdi. “Metne bağlı olarak değişir. Mesela çok büyük bir Alman şairi olan Hölderlin. Çevirisi aynı duyguyu veremez. Önce Almanca bilmeniz gerekir.”şeklinde konuştu.

Dil mevzusu Herzog’un filmlerinde kullanılan bir tema. 1968’teki Last Words filminden Family Romance, LLC filmine kadar bir şekilde hep önemli bir yer tutuyor. Heart of Glass ve Kaspar Hauser filmlerinde dilin toplumsal olarak inşa edilen yapay bir olgu olduğu ve bizi tanımlayan bir şekil olduğu vurgulanır. Bu durumda konuştuğumuz dile göre biraz farklı kişiler olduğumuzu takip eder. 

Herzog Almanca ya da İngilizce konuşurken kendine dair başka bir algısı olup olmadığı sorulunca “Eşim Sibirya’da büyüdü. Ana dili Rusça. Benim ana dilim Bavyeraca, Almanca bile değil, bir lehçesi. 25 yıl sonra ikimiz de konfor alanlarımızdan çıkıp birbirimizle İngilizce iletişim kurmaya karar verdik. Bu çok temkinli ve dikkatli olduğumuz anlamına geliyor. Hislerimizi yabancı bir dilde olabildiğince dillendirmeye çalışıyoruz. Sonuç ise 25 yılda aramızda tek bir kötü söz geçmedi” şeklinde yanıtladı.

Herzog İngilizce’nin değil Almanca’nın kendisi için ikinci dil olduğunu, Latince’nin de üçüncü dili olduğunu söylüyor.

Kaynak: The Guardian

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information