DC Comics’in ikonik karakterlerinden Joker’ın beğeniyle karşılanan solo filminin Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan’a layık görülmesinin ardından, alışıldık çizgiroman uyarlaması kalıbının dışında duran 10 filmi derledik.

DC çizgiromanlarının ikonik kötü karakterlerinin başında gelen Joker, bu yıl bireysel filmi ile sinemaseverlerin karşısına çıktı. Joker’a Joaquin Phoenix’in hayat verdiği film, dünya prömiyerini geçtiğimiz günlerde 76. Venedik Film Festivali’nde yaptı ve festivalden Altın Aslan ile dönerek çizgiroman uyarlamaları adına önemli bir başarıya imza attı.

Alışıldık çizgiroman uyarlamalarından çok Taxi Driver ve The King of Comedy gibi karakter incelemelerine yakın duran Joker’ın yakaladığı bu başarı, çizgiroman uyarlamalarının son yıllarda birçok örneğini gördüğümüz büyük bütçeli aksiyon filmleriyle sınırlı olmadığını sinema dünyasına hatırlatmış oldu.

Joker filminin yakaladığı bu başarının ardından, alışıldık çizgiroman uyarlaması kalıbının dışında duran 10 filmi derledik.

Alışıldık Kalıpların Dışında Duran 10 Çizgiroman Uyarlaması

İhtiyar Delikanlı – Oldeuboi

Yakın dönem Kore sinemasının en önemli temsilcilerinden Chan-wook Park’ın kült filmler arasında yerini çoktan alan modern başyapıtı Oldeuboi, Garon Tsuchiya ve Nobuaki Minegishi’nin Japon manga serisinden beyazperdeye uyarlandı. Manga serisini sinemaya uyarlarken bir yandan çizgiroman panellerini andıran kareler yakalarken bir yandan da kendi sinematik dilini korumayı başaran Park, hikâyede de önemli değişiklikler yaparak uyarlandığı eserin önüne geçmeyi başaran bir işe imza attı. Filmin belki de en unutulmaz sahnesi olan çekiçle dövüş sahnesi de Park’ın hikâyeye yaptığı önemli katkılardan biri.

Mavi En Sıcak Renktir – La vie d’Adèle

Joker Altın Aslan kazanarak çizgiroman uyarlamaları adına önemli bir başarıya imza atmış olsa da, Avrupa’daki önemli festivallerden büyük ödülle dönen ilk çizgiroman uyarlaması değil. Zira Abdellatif Kechiche’in 2013 yılında Cannes’dan Altın Palmiye ile dönen filmi La vie d’Adèle de bir çizgiroman uyarlaması. Emma adında mavi saçlı bir kadınla tanıştıktan sonra o güne kadar pek farkında olmadığı arzularını keşfetmeye başlayan Adèle’in büyüme hikâyesine tanıklık ettiğimiz film, Julie Maroh’un Le Bleu est une couleur chaude adlı çizgiromanından beyazperdeye uyarlandı. Kechiche’in filmdeki seks sahnelerini çekme şekli sonradan eleştirilerin odağında yer almış, Maroh da feminist ve lezbiyen bir izleyici olarak Kechiche’in bu sahnelere yaklaşımını tasvip etmediğini ifade etmiş olsa da, La vie d’Adèle tüm kusurlarına rağmen son yılların en iyi aşk filmlerinden biri olarak yerini koruyor.

Azap Yolu – Road to Perdition

1999 yılında American Beauty ile sinema dünyasına muhteşem bir giriş yapan Sam Mendes’in ikinci uzun metrajlısı olan Road to Perdition, Max Allan Collins ve Richard Piers Rayner’ın çizgiromanından sinemaya uyarlandı. Kendisi de 1970’lerde yayımlanan Lone Wolf and Cub adlı Japon mangasının uyarlaması olan çizgiromanı beyazperdeye taşırken önemli değişikler yapan Mendes, filmin görsel dilini oluştururken yaptığı tercihlerle filmin köklerinin çizgiroman dünyasına uzandığını izleyiciye hissettirmeyi başardı. Tom Hanks ve Paul Newman’ın etkileyici performansları ve akıllara kazınan soundtrack albümü ile beğeni kazanan film, çizgiromanın ruhunu yansıtmayı başaran görüntü yönetimiyle de övgü toplarken, Conrad Hall’a ölümünün ardından En İyi Görüntü Yönetmeni Oscarı’nı getirdi.

Şiddetin Tarihçesi – A History of Violence

Usta yönetmen David Cronenberg’in filmografisinde oldukça önemli bir yere sahip olan A History of Violence, John Wagner ve Vince Locke’un aynı adlı çizgiromanından uyarlandı. A History of Violence ile En İyi Uyarlama Senaryo dalında Oscar adaylığı kazanan Josh Olson, çizgiromanı filme uyarlarken önemli değişiklikler yaptı. Ailesi ile sessiz sakin bir hayat yaşarken, bir olaya karışıp yerel bir kahraman hâline gelmesinin ardından şiddet dolu geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalan bir adamın öyküsünü anlatan film lineer bir çizgide ilerlerken, uyarlandığı çizgiroman geçmişle günümüz arasında giderek karakterin mafyada geçirdiği yıllara da odaklanıyordu. A History of Violence’ın Cronenberg’in en sevilen filmlerinden biri olduğunu göz önüne aldığımızda, yapılan bu değişikliğin oldukça iyi sonuç verdiğini söyleyebiliriz.

Kar Küreyici – Snowpiercer

Bu yıl Parasite ile adından övgüyle söz ettiren ve Altın Palmiye’yi kucaklayan Joon-ho Bong, 2013 yılında Snowpiercer ile ilk İngilizce filmine imza attı. Ters giden bir iklim deneyinin ardından dünyanın buz çağına girdiği distopik bir gelecekte geçen film, felaketten sağ kurtulan insanların, asla durmayan ve sınıf düzenine göre bölümlere ayrılmış trenin içindeki yaşam mücadelesini de gözler önüne serdi. Dünyada kalan son insanlara ev sahipliği yapan bu trende sınıflar arasında eşitliği sağlamak için ayaklanan bir grubun verdiği mücadeleyi anlatan film, 1982-2000 yılları arasında yayımlanan Fransız çizgiroman serisi Le Transperceneige’den beyazperdeye uyarlandı. Önümüzdeki yıl TBS’te yayınlanacak Snowpiercer dizisi de hem Joon-ho Bong’un filmini hem de çizgiroman serisini kaynak alacak.

Hayalet Dünya – Ghost World

Daniel Clowes’un çizgiromanından beyazperdeye uyarlanan Ghost World, liseyi bitirdikten sonra ne yapacakları hakkında hiçbir fikirleri olmayan, dünyadaki yerlerini bulmaya çalışan Enid ve Rebecca’ya odaklanıyor. İki arkadaş sırf eğlence olsun diye kendilerinden yaşça büyük bir adamın verdiği ilana cevap verip ona yakınlık göstermeye karar verince, işler beklenmedik bir hâl alıyor. En büyük hobisi eski plakları toplamak olan Seymour’la sırf eğlence olsun diye zaman geçirmeye başlayan Enid Seymour’dan hoşlanmaya başlayınca, ömür boyu birlikte olmaya kararlı olan bu iki arkadaş gitgide birbirlerinden uzaklaşmaya başlıyor. Thora Birch ve Scarlett Johansson’un başrollerini üstlendiği film, uyarlandığı çizgiromanın hikâyesinde önemli değişiklikler yapsa da, büyüme sancıları ile boğuşurken birbirlerinden gitgide uzaklaşmaya başladıklarını fark eden iki gencin hikâyesini beyazperdeye yansıtırken çizgiroman serisinin o sade ve karanlık tonunu korumayı başarıyor.

Görkemli Hayatım – American Splendor

Kurmaca ile belgeselin iç içe geçtiği yapımlardan olan American Splendor, Amerikalı çizgiroman yazarı Harvey Pekar’ın otobiyografik çizgiroman serisinden beyazperdeye uyarlandı. Çizgiromanların da yetişkinlere hitap eden sanat eserleri olarak kabul görmesi gerektiğine inanan Pekar, bu amaç doğrultusunda işçi sınıfından biri olarak kendi hayatını anlattığı bir çizgiroman yazmaya başladı. American Splendor’da Theodore Dreiser gibi yazarların izinden giden Pekar, gerçek hayata olabildiğince yakın bir eser ortaya koyarak sıradan bir adamın hikâyesini çizgiromanının sayfalarına taşıyor. Paul Giamatti ve Hope Davis’in başrollerini üstlendiği filmde Pekar ve çizgiroman serisini birlikte kaleme aldığı Joyce Brabner da kendileri olarak boy gösteriyor ve çizgiromanlardan, hayatlarından ve bu filmde oyuncular tarafından canlandırmanın nasıl bir his olduğundan söz ediyor.

Persepolis

2008 yılında En İyi Animasyon Film dalında Oscar adaylığı kazanan Persepolis, İran doğumlu Fransız yazar Marjane Satrapi’nin otobiyografik çizgiromanından sinemaya uyarlandı. Kendi çizgiromanını kendisi uyarlayarak Persepolis’i yazıp yöneten Satrapi, İran’ın İslam Cumhuriyeti hâline gelmesinin ardından yaşadıklarını bu filmle beyazperdeye yansıttı. Ülkesi hızla değişirken kendisi de değişen genç bir kızın hikâyesini anlatan film, 2007 yılında dünya prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nden ödülle dönerek, Avrupa’nın prestijli festivallerinde ödül kazanmayı başaran ender çizgiroman uyarlamaları arasına adını yazdırdı.

Gainsbourg (Vie héroïque)

Aynı zamanda bir çizgiroman sanatçısı olan Joann Sfar’ın yazıp yönettiği film, müzik dünyasının ikonik isimlerinden Serge Gainsbourg’e odaklanıyor. Gainsbourg’ün Nazi işgali altındaki Fransa’daki çocukluk yıllarından kariyer basamaklarını hızla yükseldiği gençlik dönemine ve üne kavuştuktan sonra Juliette Gréco, Brigitte Bardot ve Jane Birkin gibi isimlerle yaşadığı ilişkilere odaklanan film, Sfar’ın bu hikâyeyi hazırladığı sırada ortaya çıkan çizimlerden ve çizgiroman panellerinden beyazerdeye uyarlandı.

Heavy Metal

Yetişkinlere yönelik bir animasyon filmi olan 1981 yapımı Heavy Metal, bilimkurgu ile fantezinin iç içe geçtiği hikâyeleri ve içerdiği erotik ögelerle sadece bir çizgiroman uyarlaması olarak değil, animasyon bir film olarak da alışıldık kalıpların dışına çıkan bir yapım. Antoloji türündeki film, aynı adlı çizgiroman dergisinde yer alan hikâyeleri farklı görsel stillerle hazırlanmış farklı bölümlerle beyazperdeye taşıdı.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi