vOr30FYBAOc

Günümüzün en önemli yönetmenlerinden Alfonso Cuarón’un filmlerinde sıklıkla kullandığı tek planların anlatılarda yarattığı farklı etkileri ele alan çarpıcı bir video yayınlandı.

Plan sekans ya da tek planlar, sinemada uzunca bir süredir kullanılmakta olan bir teknik. Usta Macar sinemacılar Miklós Jancsó ve Béla Tarr gibi isimler bu tekniği arthouse sinema normları içerisinde son derece başarıyla kullanırlarken, Joe Wright ya da Robert Zemeckis gibi yönetmenlerin tek planları endüstriyel sinema ürünleri içinde seyir zevkini artırmak üzere kullandıklarını söyleyebiliriz. Son Umut – Children of Men, Yer Çekimi – Gravity ve son olarak Roma ile arthouse ve konvansiyonel sinema arasında kurduğu köprü ile son dönemin en önemli sinemacılarından biri hâline gelen Alfonso Cuarón da tek planlara sıklıkla yer vererek filmlerinin anlam dünyasını genişletir. YouTube’daki The Royal Ocean Film Society kanalında yayınlanan bir video, tek planların Cuarón sinemasındaki işlevsel kullanımını gözler önüne seriyor.

Alfonso Cuarón Sinemasında Tek Planların İşlevsel Kullanımı

Cuarón’un tek planı belirgin bir şekilde kullandığı ilk film, üçüncü uzun metrajlısı Büyük Umutlar – Great Expectations’tır. Charles Dickens’ın aynı isimli romanından uyarlanan filmde, Ethan Hawke’un canlandırdığı karakterin merkezde olduğu, yaklaşık 5 dakikalık bir plan sekans bulunur. Bu plana asıl yön veren olgunun -sinematik bir gösterişçilik yerine- karakterin hissettikleri ve hikâyenin gereklilikleri olması, yönetmenin kariyerinin devamı için önemli ipuçları içerir.

Yönetmenin sıradaki filmi, ülkesi Meksika’da çektiği Ananı da! – Y tu mamá también’dir. Bu filmin görsel dili, Great Expectations’ından oldukça farklıdır. Bu yapımda daha ziyade, elde taşınan kamerayla çekilmiş görüntüler ve minimal kamera hareketleri görürüz. Böylesi bir görsel yapıya sahip yapımdaki plan sekanslar, anlatının gerçekçi tonunu yükselterek filmin neredeyse belgeselvari bir havaya sahip olmasının önünü açar. Y tu mamá también’deki planlarda kamera, sadece karakterleri takip etmek yerine, zaman zaman onlardan uzaklaşarak çevrede olan biteni takip ekmeye koyulur. Bu tercihin örneklerini Children of Men ve Roma’da da kolaylıkla görebiliriz. Böylelikle temelde küçük kişisel hikâyeler anlatır görünen bu filmler, karakterlerini toplumsal olanın içine yerleştirerek odağını da bireyselden daha genel bir çerçeveye doğru genişletir. Children of Men’deki ayaklanma ya da Roma’daki öğrenci hareketleriyle karakterlerin duygu dünyası arasında güçlü bağlantılar kurulur. Benzer bir durumdan Gravity özelinde de söz edebiliriz. Bu kez mekân dünya yerine, uzay boşluğu olsa da filmdeki plan sekanslar, karakterlerin uzay içine düşecekleri ruh hâlinin habercisi olarak işlev görür.

Alfonso Cuarón sinemasındaki plan sekanslar, kesinlikle güzel görünür, ama filmlerde yer almalarının tek sebebi bu değildir. Zira usta yönetmenin filmlerinde bu planlar, kurulan anlam dünyasının genişlemesindeki birincil faktörlerden biridir. Ve şimdilik son Cuarón filmi olan Roma’dan da hareketle söyleyebiliriz ki onun kurduğu anlam dünyası çok çok geniştir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi