Alfonso Cuarón, en kişisel ve en içine sinen filmi olarak tanımladığı Roma hakkında bir röportaj verirken filmde Emmanuel Lubezki ile çalışmamış olmasının neden kendisi için bir avantaja dönüştüğüne ve neden Netflix’i seçtiğine dair açıklamalarda bulundu.

Meksikalı yönetmen Alfonso Cuarón, 2013 yapımı Gravity’nin ardından bu yıl yeni filmi Roma ile geri dönüyor.

Esasen prömiyerini 71. Cannes Film Festivali sırasında yapması planlanan fakat Netflix ile festival yönetimi arasındaki anlaşmazlıktan dolayı Croisette’ten çekilen Roma, dünya prömiyerini Netflix filmlerine kucak açan 75. Venedik Film Festivali‘nde yapacak. Daha sonra Toronto ve New York film festivallerine de konuk olacak filmden ilk görsel ve ilk tanıtım fragmanı geçtiğimiz günlerde yayınlanmıştı.

Uzun bir süre sır gibi saklanan film hakkında her geçen gün yeni haberler alırken Meksikalı yönetmen geçtiğimiz günlerde IndieWire’a özel bir röportajda Roma hakkında açıklamalarda bulunmuş.

Alfonso Cuarón: “Roma, İstediklerimi Tam Anlamıyla Hayata Geçirebildiğim İlk Filmim Oldu.”

Yönetmenin hayatındaki en önemli filmi olarak tanımlayıp 1991 yapımı ilk uzun metraj filmi Sólo con Tu Pareja’dan bu yana tasarladığını söylediği Roma, Cuarón’a göre her zaman yapmayı arzuladığı filmin ta kendisi: “Her zaman bitirdiğimde rahatlayacağım bir film yapmak istemiştim. Roma’yı bitirdiğimde tatmin olmuş gibi hissediyordum. Çok mutluydum çünkü bu, gerçekten yapmak istediklerimi yapabildiğim ilk film olmuştu.

1970’lerin New Mexico’sunda geçip orta sınıftan bir ailenin hayatındaki çalkantılı bir yılı anlatan film, yönetmenin kendi hayatından da yoğun izler taşıyor aslında. Filmdeki sahnelerin yüzde doksanının kendi yaşanmışlıklarından çıktığını söyleyip bu sahneleri gerçekten de olayların yaşandığı yerde ve bire bir şekilde kopyalanmış set ortamında çeken Cuarón, o zamanların hem kendisini hem de bir ülkeyi şekillendiren zamanlar olduğunu dile getirmiş. Çok sevdiği gerçek karakterleri ele aldığını söyleyen yönetmenin Y Tu Mamá También’den tam 18 yıl sonra ilk kez bir film çekmek için Meksika’ya geri döndüğünü hatırlatalım. Dolayısıyla Roma, gerçekten de oldukça kişisel bir film.

Alfonso Cuarón: “Emmanuel Lubezki’nin Roma’yı Çekememesi Kreatif Süreç Bakımından Yararıma Oldu.”

Öte yandan Roma, Alfonso Cuarón’un sinematograf olarak kredi aldığı ilk film. Daha önce bir stüdyo filmi olan Harry Potter and the Prisoner of Azkaban haricinde yakın arkadaşı Emmanuel “Chivo” Lubezki‘yle çalışan yönetmen, Roma’yı da ilk olarak onun ellerine teslim etmiş aslında. Ancak birtakım hazırlıklar da yapılmasına rağmen Lubezki, pre-prodüksiyon süreci öncesinde projeden ayrılmış: “Chivo olmayan sinematograflarla çalışmak konusunda oldukça seçiciyim. Pre-prodüksiyon sürecine yakınken projeden ayrıldığında onun yerine düşündüğüm hiçkimse yoktu.

Kendi tecrübelerini başka dile çevirmeyi pek istemeyen yönetmen, bu sebeple kendi deyimiyle ‘korkutucu bir karar’ alarak kendi görüntü yönetmeni olmaya karar vermiş ve bu tercih onun yararına da olmuş aslında: “Chivo’yla çalışırken sahneler ve açılar hakkında detaylıca konuşurduk. Ancak sonra onu yalnız bırakıp başka şeylerle uğraşmaya giderdim. Roma’da sette kalmak zorundaydım. Sette olmamla birlikte her sahnede farklı transformasyonlar ve ufak değişiklikler olacaktı. Setteki tüm zamanım boyunca geçmişim tarafından sarılmıştım ve bu da benim istediğim hayati bir süreçti. Dolayısıyla Chivo’nun Roma’da olmaması kreatif süreç yönünden birçok yarar sağladı.

Gelelim filmin en merak edilen yönlerinden diğerine: Netflix. Filmin yapımcılarından David Linde, Netflix’in filmi satın almasının mart ya da nisan ayına denk geldiğini söylüyor. Peki beyazperdede etkileyici deneyimler yaşatmasıyla ünlü Cuarón’un Roma’yı 65 mm çekmiş olmasına rağmen haklarını Netflix’e devretmesinin nedeni ne?

David Linde, yabancı dildeki filmlerin dağıtımının oldukça karmaşık olduğunu söylerken filmin tüm dünyaya ulaşabilmesi bakımından Netflix’in oldukça cazip göründüğünü dile getirmiş. 65 mm olmasının yanı sıra Linde’ye göre ‘daha önce görülmemiş bir siyah ve beyaz deneyim’ olan ve Dolby Atmos teknolojisine uygun ses tasarımı bakımından da eşsiz bir sinema deneyimi vaadeden Roma’nın, sinemada deneyimlenmesi kadar dünyanın her yerindeki insanlara ulaşması da oldukça önemliymiş yönetmen için. Ayrıca bu noktada filmin yalnızca sinemada vizyona girecek olma ihtimali Cuarón’u endişelendirmiş. Bunun nedeni Roma’nın İspanyolca çekilmiş siyah beyaz ve tamamı yeni yüzlerden oluşan oyuncu kadrosu. Yönetmene göre bu faktörler filmin dağıtımını zorlaştıran etmenler ve gelen söylentilerin dağıtım şirketlerinden en az birinin filmi ‘isimsiz oyuncular’ nedeniyle es geçtiği yönünde olması da onu haklı çıkartıyor aslında.

Olabilecek en fazla sayıda seyirciye ulaşması gerekiyor.” diyor Meksikalı yönetmen yeni filmi hakkında. “Bu film fazlasıyla kişisel olduğundan yeterince insana ulaşamayacağı konusunda gerçekten endişeliydim… Şimdi temmuzun sonundayız ve Netflix’e filmi temsil ettiği ve filme olan merakı diri tuttuğu içinm şükran duyuyorum.

Öte yandan hem Linde hem de Cuarón’a göre şirket, Roma için tüm dünyayı kapsayacak bir sinema dağıtımı planlıyor. Roma’nın bu yılın üçüncü çeyreğinde seyirciyle buluşması bekleniyor.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi