Nuri Bilge Ceylan imzalı Ahlat Ağacı, şüphesiz yılın ses getiren filmlerinden biri oldu. 71. Cannes Film Festivali’nde prömiyerini yapan ve dakikalarca ayakta alkışlanan Ahlat Ağacı, yarışmadan herhangi bir ödülle dönemese de Nuri Bilge Ceylan’ın uluslararası arenada sinemasının gücünü bir kez daha kanıtladığı bir film oldu. Oyuncu kadrosunda Aydın Doğu Demirkol, Murat Cemcir, Bennu Yıldırımlar, Hazar Ergüçlü ve Serkan Keskin gibi isimlerin bulunduğu film, okulu bitirdikten sonra Çan’a ailesinin yanına geri dönen Sinan Karasu karakterinin, etrafındaki herkesle sırasıyla girdiği diyalogları ve bunların hayatındaki yansımalarını görüyoruz. Baba-oğul ilişkisi ve kendini gerçekleştirmenin çıkmazında dokunaklı bir hikâye anlatan Ahlat Ağacı hakkında bilinmesi gereken 15 detayı derledik.

Ahlat Ağacı Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay

Mayıs Sıkıntısı

Film, Mayıs Sıkıntısı’na benzememesi için farklı bir coğrafyada çekilmek istendi. Uzun süren mekân arama sürecinin sonunda Ceylan, çocukluğunun geçtiği topraklara, lojistik ve birçok açıdan kolaylık sağlaması için Çanakkale’ye dönmeyi tercih etti. Ebru Ceylan ise filmin Çanakkale’de çekilmesi taraftarı değildi. Ancak en nihayetinde Çanakkale’nin Nuri Bilge Ceylan tarafından çok daha iyi bilinmesi verilen kararı etkilemiş gibi görünüyor.

Yılmaz Güney’e Selam

Filmde Sinan ve annesi tartıştıktan sonra Sinan’nın annesi televizyonda Yılmaz Güney’in Umutsuzlar filmini izliyor. Ceylan o televizyon izleme sahnesi için melodrama kaçan duygusal yoğunluğu yüksek bir sahne aradığını, Yılmaz Güney’e selam göndermiş olmanın da hoşuna gittiğini söylüyor.

Troy Filminden Kalan Truva Atı

Sinan’ın tarihi Çanakkale Köprüsü’ne zarar verip oradan kaçtığı sahneden sonra meydanda Truva atının imitasyonunu görüyoruz. Bu sahnede gördüğümüz at, 2004 yapımı Wolfgang Petersen’in yönettiği Troy filminde kullanılmış olan Truva atıdır.

Nuri Bilge Ceylan’ın En Çok Diyalog İçeren Filmi

Kış Uykusu ve Ahlat Ağacı filmleriyle bol diyaloglu yapımlara imza atan Ceylan, bu durumun sinemadaki dogmalara karşı bir başkaldırı niteliği taşıdığını savunuyor. Sinema anlayışı çerçevesinde görüntüyü merkezine alan bir tarz benimseyen Nuri Bilge Ceylan, biraz da sınırları zorlamanın merakıyla böyle bir tercih yapıyor aslında. Filmde yer alan Sinan karakteri, çok kitap okuyan ve yazan biri olması sebebiyle bulunduğu çevrede bu özelliğini kullanabilen bir karakter. Sinan karakterini de filmin bol diyaloglu oluşmasının sebeplerinden biri olarak görebiliriz.

Doğu Demirkol’un Filme Hazırlanma Süreci

Doğu Demirkol ve Nuri Bilge Ceylan, Sinan karakteri için aylarca ofiste çalıştılar. Demirkol, karaktere girmek için kafa yormadığını söylüyor. Çünkü Sinan filmde kendini nasıl kanıtlamak zorunda hissediyorsa, Demirkol da aynı açıdan komedyen olmak için çok uğraştığını söylüyor. Demirkol, hem canlandırdığı karakterle benziyor olması hem de senarist Akın Aksu ile düşünce yapılarının benzemesi sebebiyle ezber konusunda da sıkıntı çekmemiş. Öte yandan Ceylan’la çalışmadan önce hiçbir filmini izlemediğini söyleyen Demirkol, daha sonra izleyip yönetmeni başarılı bulduğunu eklemeyi de ihmal etmiyor.

Ahlat Ağacı Setinde Çalışmak

Demirkol’a göre Nuri Bilge Ceylan’ın seti başrol, yan rol gibi kavramların anlamını yitirdiği bir çalışma ortamı. Sette yer alan herkesin birer asker gibi olduğunu söyleyen Demirkol, şu ana kadar bildiğimiz kamera arkası görüntülerini ve Ceylan’ın oyuncu yönetimi konusundaki sert tutumunu doğruluyor.

Sinan’ın Odası

Albert Camus ve Sait Faik Abasıyanık’ın portrelerini Sinan’ın evdeki dolabında görebiliyoruz. Bunun yanı sıra Sinan, Edgar Allan Poe’nun Morgue Sokağı Cinayeti’ni okuduğu sırada çevrede bulunan Kiev’deki Adam, Yabancı, Netoçka Nezvanova, İşte Böyle Dedi Zerdüşt gibi kitaplar gözümüze çarpıyor. Kütüphanede ise Gülten Dayıoğlu’nun Sekizinci Renk kitabını görüyoruz. Bu kitaplar Sinan karakterini bir nebze daha anlamamıza yardımcı olan ipuçları gibi Sinan’ın habitatında sıralanıyor.

Oyuncu Seçimi

Murat Cemcir’i oynadığı dizilerden bildiğini ve beğendiği birkaç uzun monolog sahnesi olduğunu söyleyen Ceylan, Cemcir’den başka birini İdris rolü için düşünmemiş. Doğu Demirkol’u ise kısa bir stand-up gösterisi videosuyla keşfediyor. Sinan karakterinin altından kalkabileceğine onu ikna eden kişinin Doğu Demirkol olduğunu söylüyor.

Alıntılar

Ceylan kendi resmi sayfasında filmde alıntı yaptığı kişi ve metinleri; Yunus Emre, A. Chekhov, F. Dostoevsky, F. Nietzsche, Edebiyatın Taşradan Manifestosu, Polat Onat, I. Kant, Kur’an-ı Kerim, İbn-i Arabî, Hz. Muhammed, Şems-i Tebrîzî, Peyami Safa ve Hz. Ebubekir olarak sıralıyor.

Cannes Serüveni

Bilindiği üzere Cannes seçim komitesi, Nuri Bilge Ceylan’dan filmin süresini kısaltmasını istemiş ve yarışma filmlerini açıklandığı ilk etapta Ahlat Ağacı Cannes’ın yarışma seçkisinde yer almamıştı. Nuri Bilge Ceylan’ın filmini kısaltmamakta diretmesinin ise Cannes’ın geri adım atmasıyla sonuçlandığı dile getiriliyor. Nuri Bilge Ceylan’ın son altı filminin Cannes Yarışması’nda yer alması ve beşinin de ödülle dönmesi göz önüne alındığında, ilk kez ödül kazanmadığı filmi de Ahlat Ağacı oldu.

Ceylan Başka Bir Projeyi Bıraktı

Çanakkale’ye ziyarete gittiğinde başka bir senaryo üzerine çalışan Ceylan, filmi yapmaya karar verdiğinde Akın Aksu’dan araştırma yapmasını, çocukluğunu ve babasını düşünmesini istedi. Zaman geçtikten sonra Aksu tarafından kendisine 80 sayfalık bir metin gönderildi. Ceylan, o an üzerine çalıştığı projesini bırakarak Ahlat Ağacı üzerine çalışmaya başladı.

Senaryonun İlk Hâli

Ceylan, aynı zamanda uzaktan akrabası olan Akın Aksu ile senaryo çalışmalarına başladığında Aksu’nun yazdığı ilk metin çocukluk ve gençliği de kapsayan çok geniş kapsamlı bir metindi. Ancak Ceylan senaryoyu şimdiki zamandaki bir hikâyeye çevirmek istedi. Nuri Bilge Ceylan, Aksu’nun metinlerinde merkezde olan baba yerine Sinan karakterini merkeze almayı seçti.

Çıkarılan Ahlat Ağacı Sahnesi

Filmin adı Akın Aksu’ya ait Ahlat’ın Yalnızlığı öyküsünden gelmektedir. Aksu’nun hikâyesindeki detayların birçoğu filmde kullanıldı. Bu öyküden birebir alınan babanın gençliğinin görüldüğü köy okulu sahnesi çekilse de kurguda çıkarılmasına karar verildi. Bu sahnede İdris öğrencileriyle ağaç ektiği sırada ahlat ağacına bakarak dalıyor ve ağacın hikâyesini anlatıyordu.

Kış Uykusu’ndan Daha Uzun Bir Film

Senaryo ilk aşamada Kış Uykusu’ndan daha uzun bir filme tekabül ediyordu. Ceylan hikâyeyi esnek bulduğu için yazılmış olan her sahneyi çekti. Bu sebeple ortaya çıkan görüntüler de Kış Uykusu’ndan daha uzundu fakat kurguda birçok sahne kullanılmadı. Böylelikle film, 3 saat 8 dakikaya düşürüldü.

Son Sahne

Baba ve oğulu gördüğümüz filmin son sahnesinde beş farklı hava koşulu gerçekleşti. Sürekli değişen hava yüzünden süreklilik sorunu yaşandı. Nuri Bilge Ceylan, elinde olan görüntülerden karlı olan versiyonu tercih etti çünkü en eksiksiz bulduğu kayıt oydu.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi