TnP-PaIWmwo

Stanley Kubrick’in başyapıtlarından A Clockwork Orange’ın senaryosunu mercek altına alan video, bu etkileyici filmdeki klasikleşmiş Kubrick temalarını irdeliyor.

Stanley Kubrick, birçok filminde işlediği temaları bir hiciv çerçevesinde ele alır. Kubrick’e göre bir hicivci, insan doğasına oldukça şüpheci ve karamsar bir noktadan bakar, ama bu konuyla ilgili şaka yapabilecek kadar da iyimser yönlere sahiptir. Bu yaklaşımın en belirgin örneğini, Kubrick’in tek komedi filmi olarak niteleyebileceğimiz Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb’da görebiliriz. Lakin bu hicviye yaklaşımı, komedi başlığı altında değerlendiremeyeceğimiz A Clockwork Orange, Lolita, Full Metal Jacket, hatta epik bir dönem filmi olan Barry Lyndon’da dahi mevcuttur. YouTube’daki Cinema Tyler kanalında yer alan bir video, Stanley Kubrick’in bu yaklaşımını ve diğer klasikleşmiş temalarını A Clockwork Orange üzerinden ele alıyor.

A Clockwork Orange’ı Bir Stanley Kubrick Filmi Yapan Detaylar

A Clockwork Orange’da kurulan dünya, bu komedi yaklaşımını daha da absürt bir noktaya çeker. Hatta devletin ahlaki açıdan sorunlu olan bireyleri tedavi etmek üzere kullandığı beyin yıkama yönteminin tuhaflığı, filmi bilimkurgu janrına da yaklaştırır. Kubrick, bu filminde de temalarını önceki iki filmi, 2001: A Space Odyssey ve Dr. Strangelove’da olduğu gibi teknoloji etrafında şekillendirir. Usta yönetmenin peş peşe çektiği filmlerdeki teknoloji kullanımı, bu üç filmi bir arada düşünebilmenin de önünü açarken, Kubrick filmografisini oluşturan parçaları birbirlerine yaklaştırır.

Kubrick’in birçok filminde yer alan, otorite figürlerine yöneltilen alaycı bakış, A Clockwork Orange’da da mevcuttur. Benzer otorite temsillerini Paths of Glory, Dr. Strangelove ya da Full Metal Jacket’ta da görürüz. Bu filmlerde rütbeli askerler, bilim adamları ve devlet adamlar gibi otoriteyi simgeleyen ögeleri, anlatı içinde gülünç duruma düşerken görürüz sık sık. Aynı zamanda bu figürler, sıklıkla erkek karakterler üzerinden vücut bulur filmlerde. Kubrick’in filmlerinde şiddetin sıklıkla erkek bireylerin üzerinden var olduğunu görürürüz. A Clockwork Orange’da ise, özellikle filmin uyarlandığı romanda yer almayan karakteri anlatıya dâhil ederek, erkeği var ettiği şiddeti başarıyla hicveder.

A Clockwork Orange, yapısal olarak da diğer Kubrick filmlerine benzer özellikler gösterir. Filmlerin yapıyla oynamayı sevmesine rağmen, Kubrick’in anlatılarında simetrik bir yapının varlığı dikkat çeker. Bu durum, A Clockwork Orange’da da kolaylıkla görülebilir. Zira başkarakter Alex’in tedavi öncesinde ve sonrasında yaşadıkları birbirlerine ciddi benzerlikler taşırlar. Filmin görsel diline, kullanılan şapkalar, bilardo topları gibi objelerle hâkim olan dairesel yapı da anlatıdaki bu döngüselliği aynalar bir bakıma. Hem anlatı hem de görsel dilde, bu türden bir yaklaşımı kolaylıkla görebileceğimiz bir başka Kubrick filmi de 2001: A Space Odyssey’dir. Bu filmde insan ırkının zaman içinde yaşadıkları dönemsel olarak değişse de temelde benzer kırılımları döngüsel olarak tekrar eder.

Kubrick’in A Clockwork Orange’da eğildiği birincil tema, özgür irade ve bunun toplumdaki yeridir. Mevcut olandan başka sosyal şartlar altında, iyinin ve kötünün ne olduğunun yeniden tanımlanabilir miydi? İyinin-kötünün yaratılmasında devlet ne kadar etkilidir? Kubrick bu konuları filmlerinde irdelediği gibi, birçok röportajında da bu minvalde ifadeler kullanmıştır ve türden bir yaklaşımın sonuçlarına karamsar bir bakış atar filmlerinde. A Clockwork Orange’ın sonunda Alex’in “tedavi olduğunu” görürüz, tıpkı Dr. Strangelove’ın film boyunca yaşananlar sonrasında tekerlekli sandalyeden kurtulup yürümeye başlaması gibi. Bu tedavi olma da iyileşme de Kubrick’in alaycı tavrının karamsar yansımalarıdır.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi