Craig Zahler’in Kemik Balta’dan sonraki ikinci uzun metrajı 99. Blok, bir suç hikâyesine odaklanıyor. Suç filmlerinin klasik anlatısını sürdüren ve iyi-kötü ikilemini gözler önüne sermeyi amaçlayan Zahler, başı belaya giren kahramanın peşinde karanlık bir atmosfer yaratıyor. Film hikâyesini, Vince Vaughn’ın canlandırdığı Bradley Thomas’ın odağında bulunduğu suç ağının yarattığı sonuçlar ekseninde kuruyor. Daha önce de böylesi “kirli” ortamlarla bağlantı kurmuş olabileceğini tahmin ettiğimiz Bradley’nin hayatında iyi giden pek bir şey yok açıkçası. Onu seven ama artık Bradley’le iletişim kuramamaktan ötürü yorgun düşmüş eşi Lauren’ın haklı nedenleri, hem işlerindeki hem ilişkisindeki çıkmazlar ve kendini açıkça belli eden şiddet eğilimi, işlerin nasıl yoluna gireceğine dair sorgulamalara itiyor bizleri. Bradley’i ve içinde bulunduğu ortamı tanıdığımız sahnelerin ardından, bir uyuşturucu şebekesi için taşıyıcılık teklifi gelmesi tüm olay akışını baştan sona değiştirecek fitili ateşliyor. Filmin kirli yeşil renk paleti, Bradley’nin içinde bulunduğu bu dünyanın boğuk ve tekinsiz yapısına güçlendirmeye hizmet ediyor. Görüntü yönetiminin bu atmosferi yaratmanın ötesinde Bradley’nin hayatına dair bir tablo ortaya çıkartmak için de bu tercihi yaptığı aşikâr. Burnunun ucunu göremediği karanlık, Bradley’i hapsetmiş vaziyette. Hayat amacından yoksun karakteri, bir trajik kahramana çeviren de ileriyi görebilmeye dair atılımları yapamıyor oluşundan ileri geliyor. Film de, mekanlar da, Bradley’nin ruhu da kirli yeşiller ve sarılarla çevrelenmiş bir boğuculukta. Nefes almayı bile zorlaştıran bu boğuculuk Bradley’yi içinden çıkılamaz durumlara sevk ediyor sonrasında. Yakalandığı gece yardım ettiği mafya üyelerini satmakla suçlanmasının ardından karısının esir alınması ve doğmamış bebeğini sakat bırakmakla ilgili aldığı tehditler, onu başka kirli ve tehlikeli bir görevin içine sokuyor. 99. Blok: İyiliğin Yok Oluşu Git gide alanların küçüldüğü mizansenler; daha derinde, daha karanlık sahnelere de zemin hazırlıyor. Gün ışığıyla başlayan film, hapishanenin gün ışığıyla dalga geçen ışıl ışıl aydınlık koridorlarından gri koğuşlara, oradan da kanalizasyonu andıran kapkaranlık hapishane bölmelerine yolculuk ediyor. Bradley kendi hayatındaki başarısızlıklardan ileri gelen psikolojik mahkumiyeti, gerçek dünyadakiyle eşleştiriyor bir noktadan sonra. İçindeki şiddet eğilimi git gide dışarı çıktıkça halihazırda kirlenmiş olan ruhu için açık bir pencere bulamıyor. Bağlı bulunduğu koşullar içinde karısı ve çocuğu için iyi bir insan olmaya uğraşması, eylemlerini sürekli aynı döngüde tekrar ettirdiği için nihayete eremiyor. Bu döngü sürekli aynı sonuçları hatta daha da ölümcüllerini karşısına getirdiği için de Bradley başta kafasındaki hapishane olmak üzere tutsaklığını devam ettiriyor. Ahlak felsefesinin temel değerlerinin ve olası sonuçlarının hızlandırılmış bir örneğine dönüşen anlatı, Bradley’yi ve içinde bulunduğu suç dünyasını iyi ve kötü arasındaki stereotiplere dönüştürüyor Zahler’in anlatısında. Hâl böyle olunca, filmin başlarında yönetmenlik tercihleriyle hissetmeye başladığımız psikolojik baskı, filmin sonlarına doğru iyiyle kötünün abartılı temsillerine dönüşüyor. Karakter temsillerinde meydana gelen bu türden aksamalara rağmen, Vince Vaughn’ın neredeyse tek başına sırtladığı hikâye, onun güçlü oyunuyla heyecanını ve gerilimini sürdürürken, Zahler de bir suç filmi için büyük ölçüde tatmin edici bir yönetmenlik sunuyor. 99. Blok özellikle görüntü yönetimiyle seyir zevki oldukça yüksek bir yapım.

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

Vince Vaughn’ın neredeyse tek başına sırtladığı hikâye, onun güçlü oyunuyla heyecanını ve gerilimini sürdürürken, Zahler de bir suç filmi için büyük ölçüde tatmin edici bir yönetmenlik sunuyor. 99. Blok özellikle görüntü yönetimiyle seyir zevki oldukça yüksek bir yapım.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
60

Craig Zahler’in Kemik Balta’dan sonraki ikinci uzun metrajı 99. Blok, bir suç hikâyesine odaklanıyor. Suç filmlerinin klasik anlatısını sürdüren ve iyi-kötü ikilemini gözler önüne sermeyi amaçlayan Zahler, başı belaya giren kahramanın peşinde karanlık bir atmosfer yaratıyor.

Film hikâyesini, Vince Vaughn’ın canlandırdığı Bradley Thomas’ın odağında bulunduğu suç ağının yarattığı sonuçlar ekseninde kuruyor. Daha önce de böylesi “kirli” ortamlarla bağlantı kurmuş olabileceğini tahmin ettiğimiz Bradley’nin hayatında iyi giden pek bir şey yok açıkçası. Onu seven ama artık Bradley’le iletişim kuramamaktan ötürü yorgun düşmüş eşi Lauren’ın haklı nedenleri, hem işlerindeki hem ilişkisindeki çıkmazlar ve kendini açıkça belli eden şiddet eğilimi, işlerin nasıl yoluna gireceğine dair sorgulamalara itiyor bizleri. Bradley’i ve içinde bulunduğu ortamı tanıdığımız sahnelerin ardından, bir uyuşturucu şebekesi için taşıyıcılık teklifi gelmesi tüm olay akışını baştan sona değiştirecek fitili ateşliyor. Filmin kirli yeşil renk paleti, Bradley’nin içinde bulunduğu bu dünyanın boğuk ve tekinsiz yapısına güçlendirmeye hizmet ediyor. Görüntü yönetiminin bu atmosferi yaratmanın ötesinde Bradley’nin hayatına dair bir tablo ortaya çıkartmak için de bu tercihi yaptığı aşikâr. Burnunun ucunu göremediği karanlık, Bradley’i hapsetmiş vaziyette. Hayat amacından yoksun karakteri, bir trajik kahramana çeviren de ileriyi görebilmeye dair atılımları yapamıyor oluşundan ileri geliyor. Film de, mekanlar da, Bradley’nin ruhu da kirli yeşiller ve sarılarla çevrelenmiş bir boğuculukta. Nefes almayı bile zorlaştıran bu boğuculuk Bradley’yi içinden çıkılamaz durumlara sevk ediyor sonrasında. Yakalandığı gece yardım ettiği mafya üyelerini satmakla suçlanmasının ardından karısının esir alınması ve doğmamış bebeğini sakat bırakmakla ilgili aldığı tehditler, onu başka kirli ve tehlikeli bir görevin içine sokuyor.

99. Blok: İyiliğin Yok Oluşu

Git gide alanların küçüldüğü mizansenler; daha derinde, daha karanlık sahnelere de zemin hazırlıyor. Gün ışığıyla başlayan film, hapishanenin gün ışığıyla dalga geçen ışıl ışıl aydınlık koridorlarından gri koğuşlara, oradan da kanalizasyonu andıran kapkaranlık hapishane bölmelerine yolculuk ediyor. Bradley kendi hayatındaki başarısızlıklardan ileri gelen psikolojik mahkumiyeti, gerçek dünyadakiyle eşleştiriyor bir noktadan sonra. İçindeki şiddet eğilimi git gide dışarı çıktıkça halihazırda kirlenmiş olan ruhu için açık bir pencere bulamıyor. Bağlı bulunduğu koşullar içinde karısı ve çocuğu için iyi bir insan olmaya uğraşması, eylemlerini sürekli aynı döngüde tekrar ettirdiği için nihayete eremiyor. Bu döngü sürekli aynı sonuçları hatta daha da ölümcüllerini karşısına getirdiği için de Bradley başta kafasındaki hapishane olmak üzere tutsaklığını devam ettiriyor. Ahlak felsefesinin temel değerlerinin ve olası sonuçlarının hızlandırılmış bir örneğine dönüşen anlatı, Bradley’yi ve içinde bulunduğu suç dünyasını iyi ve kötü arasındaki stereotiplere dönüştürüyor Zahler’in anlatısında. Hâl böyle olunca, filmin başlarında yönetmenlik tercihleriyle hissetmeye başladığımız psikolojik baskı, filmin sonlarına doğru iyiyle kötünün abartılı temsillerine dönüşüyor.

Karakter temsillerinde meydana gelen bu türden aksamalara rağmen, Vince Vaughn’ın neredeyse tek başına sırtladığı hikâye, onun güçlü oyunuyla heyecanını ve gerilimini sürdürürken, Zahler de bir suç filmi için büyük ölçüde tatmin edici bir yönetmenlik sunuyor. 99. Blok özellikle görüntü yönetimiyle seyir zevki oldukça yüksek bir yapım.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi