91. Akademi Ödülleri, nam-ı diğer Oscarlar, dün gece düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Yaklaşık bir ay önce açıklanan adaylıkların öne çıkan filmleri, Alfonso Cuarón’un Roma‘sı ve Yorgos Lanthimos’un The Favourite’ı olmuştu hatırlanabileceği üzere. 10’ar adaylık alan bu iki filmin yönetmeninin de Hollywood’un kendi içinden yetişen isimler olmadığını, dünya sineması geleneklerini ana akım sinema içinde var etmeleriyle dikkat çeken sinemacılar olduğunu düşündüğümüzde, bu durum Hollywood’un uzunca süredir içinde bulunduğu yaratıcılık krizinin somut bir yansıması olarak karşımıza çıkıyordu. Ne yazık ki, dünya sinemasının, koca bir endüstri hâline gelmiş sinemanın “mabedine” sızması, dün dağıtılan ödüllerde karşılığını tam olarak bulmadı. Böylelikle Hollywood’un ve etrafındaki kurumların sinemaya ne kadar muhafazakar bir noktadan baktığının altı bir kez daha çizilmiş oldu. Belli ki bu endüstri kendisini, şu an olduğu hâle getiren tüm etmenleri canhıraş bir şekilde korumaya devam edecek.

91. Akademi Ödülleri: Kaçan Fırsatlar Gecesi

Dün gece dağıtılan ödüllere böyle yaklaşmamızın birincil sebebi tabii ki, En İyi Film Oscarı’nı Yeşil Rehber – Green Book filminin alması. Prömiyerini yaptığı günden itibaren, Green Book’un böyle bir potansiyeli olduğunu, ödül sezonunun öne çıkan filmlerinden biri olacağı öngörülebiliyordu. Zira film, kağıt üzerindeki fikir aşamasından oyuncu seçimine kadar bu hedefe yönelmiş bir proje gibi görünüyordu. Bu da Peter Farrelly imzalı yapımın klişelerle dolu bir hâle bürünmesine sebebiyet veriyordu. Lakin yönetmen Farrelly, tüm bu klişeleri -ya da Hollywood’un çalışan formüllerini diyelim- yararına kullanıp ortaya dört başı mamur bir “kendini iyi hisset” filmi çıkarmayı başarıyordu. Buraya kadar pek bir sorun yok gibi görünüyor. Ama Green Book’un En İyi Film Oscarı’na ulaşması sonucunda törenden boynu -az ya da çok- bükük ayrılan filmlere bakmak, geceyi heyecanla takip eden sinemaseverlerin duyduğu hoşnutsuzluğun sebeplerini ortaya koyuyor.

Alfonso Cuarón’un, sadece arthouse filmler çeken bir yönetmen olduğunu, dolayısıyla Hollywood klişelerine taban tabana zıt bir üsluba sahip olduğunu düşünmek bir yanılgı olacaktır. Zira yönetmenin kariyerine hızlıca baktığımızda, büyük anlatılardan hoşlandığını görebiliyoruz. Ama Cuarón’u Cuarón yapan da bu büyük anlatıların her anına, kendi imzasını atabilmesi, ana akımda da karşılığı olan “yönetmen filmleri” yapabilmesi. Roma da tam olarak böyle bir film aslında. Siyah-beyaz olması ya da İspanyolca çekilmesi de bu durumu değiştiriyor diyemeyiz. Zira Yerçekimi – Gravity ya da Son Umut – Children of Men ne kadar Cuarón filmiyse, Roma da öyle; onun müthiş zanaatkârlığının bir ürünü. Fakat, arkasından esen güçlü rüzgara, elde ettiği on adaylığa rağmen Roma en iyi film seçilemedi. Yukarıda kullandığımız muhafazakarlık ifadesine yeniden atıf yaparsak, Akademi kendi normlarına göre bu kadar “cesur” bir filme sinema dünyasının en prestijli ödülünü vermek için henüz kendini hazır hissetmiyor belli ki. Green Book’un iyilik kötülüğünden bağımsız olarak, yine bilindik, Oscar’a yaraşır bir anlatıyı kendilerine yakın görmüşler.

Bu kararı kaçan bir fırsat olarak değerlendirmek de mümkün bir noktada. Geceden En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Yönetmen ve Yabancı Dilde En İyi Film olmak üzere üç Oscar’la ayrılmasına rağmen Roma’nın, konu en iyi filme geldiğinde hâlâ “yabancı” görüldüğüne dair bir görüntü ortaya çıkıyor. Bu yabancılık meselesine dair en güzel şeyi, Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı’nı almak üzere sahneye çıktığında Cuarón söyledi belki de. Yurttaş Kane – Citizen Kane, Denizin Dişleri – Jaws, Serseri Âşıklar – À bout de souffle ve Baba – The Godfather gibi “yabancı” filmler izleyerek büyüdüğünü söyleyen yönetmen, sinemanın -ya da en azından Hollywood’un- farklı dildeki yapımlara karşı tutunduğu ötekileştirici tutumun altını zarifçe çizmiş oldu.

Roma’ın En İyi Film Oscarı’nı Green Book’a kaptırması, sadece dünya sinemasının Hollywood’un içine sızarak sinema sanatı adına yeni kapıların açılması olasılığını -en azından bugün için- ertelemiş görünmüyor. Akademi’nin bu kararından, günümüzün film izleme pratiklerine dair de bir çıkarım yapılabilir. Bilindiği üzere Roma, bir Netflix filmi. Dolayısıyla Netflix bu projeye yatırımı, Roma’nın ağırlıklı olarak kendi platformu üzerinden izlenmesi gayesiyle yapmıştı. Devamında Roma’nın “tam sinema salonundan izlemelik” bir film olduğuna yönelik ifadeler ve biraz da Cuarón’un talepleri doğrultusunda bu yapım, dünya genelinde 100 salonda vizyona sokulmuştu. Online bir yayın platformunun haklarına sahip olduğu bir yapımın En İyi Film Oscarı’nı alması, endüstriyel anlamda da sinema dünyasında ciddi bir etki yapabilecekti. Netflix’in daha güçlü filmler üretmesinin önü açılacak, böylelikle sinema sektörünün gidişatına dair yapılan öngörüler, daha net bir zemine oturacaktı. Lakin bu olmadı; Akademi, filmlerin içeriğinde olduğu gibi gösterim kanalları açısından da geleneksele yakın bir tercih yaptı. Roma’nın En İyi Film Oscarı’nı alabilmesi için ciddi bir kampanya yürüten Netflix’in, ödüle bu kadar yaklaştıktan sonra istediği amaca ulaşamamasının, şirketin gelecek yıllardaki stratejilerini nasıl etkileyeceği ciddi bir merak konusu. Bu bağlamda sonbahar aylarında seyirciyle buluşması ve ödül sezonunun fitilini ateşleyen Venedik Film Festivali’nde prömiyerini yapması beklenen Al Pacino ve Robert De Niro’lu Martin Scorsese filmi The Irishman için, Netflix’in nasıl bir yol izleyeceği daha da merak edilir bir hâl aldı.

91. Akademi Ödülleri’nin geneline baktığımızda ise doğrudan gecenin galibi ilan edebileceğimiz bir filme rastlamıyoruz. Üçer ödül alan Green Book ve Roma dışında, sezonun çokça konuşulan filmleri Bohemian Rhapsody dört, Black Panther da yine üç Oscar’la geceyi kapattı. Belki on adaylık arasından sadece tek Oscar alabilen The Favourite açısından gecenin bir hayal kırıklığı yarattığı söylenebilir. Ama bu filmdeki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar’ı kazanan Olivia Colman’ın ödül konuşmasının, gecenin en güzel anları olduğunu belirterek bitirelim.

91. Akademi Ödülleri’nin kazananlarına buradan ulaşabilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi