Geçtiğimiz iki gün boyunca dopdolu programıyla kuir sinemanın her alanına dokunan 9. Pembe Hayat KuirFest, üçüncü gün programındaki film gösterimleri, atölyeler ve etkinliklerle katılımcılarıyla buluşmaya devam ediyor.

Dokuzuncu senesindeki Pembe Hayat KuirFest, bugün de izleyicilerine kuir belgesellerden söyleşilere, uzun metrajdan atölyelere kuir sinemanın her alanına dokunmayı hedefliyor. Festivalin bugünkü programında Teddy En İyi Belgesel Ödülü’ne layık görülen Lemebel ise festivalin dikkat çekici yapımları arasındadır. Farklı türlerdeki seçkileriyle katılımcılarına yeni pencereler açan KuirFest, bugün atölye çalışmalarıyla da katılımcıların kuir sinemaya dair teknik bilgilerini arttırmaya yardımcı olurken bu alana dair perspektiflerini de genişletmeyi amaçlıyor. Tüm bunların yanı sıra, kısa seçkiler ve Gökkuşağının Altında seçkisinden filmler de izleyicisiyle buluşacak. Gösterim programlarından sonra Anahit Sahne’de kinky temalı parti yapılacak.

Kuir Belgeseller

Lemebel

Lemebel, Latin Amerika’nın en önemli kuir aktivistlerinden şair ve çağdaş sanatçı Pedro Lemebel’in hayat hikâyesine odaklanıyor. Lemebel’in sanata ve hayata bakışını, lubunyalığını ve tarihsel önemini “Lemebelce” anlatan yapım, Türkiye lubunya hareketine karşılaştırmalı bir örnek sunarak aktivistleri güçlendirecek ve yoldaşlık duygusunu pekiştirecek şiirsel bir anlatım taşıyor. Berlin Uluslararası Film Festivali’nden “Teddy Ödülü”nü kazanan Lemebel’in pek çok ödülü ve adaylığı bulunuyor. Bugün Institut français’ta düzenlenecek gösterimin ardından film üzerine bir söyleşi gerçekleştirilecek.

Ben Moshanty, Beni Seviyor Musun?

Ben Moshanty. Beni seviyor musun?, Papua Yeni Gine’nin ilk ve tek LGBTİ+ filmi olarak karşımıza çıkıyor! Kadınlar açısından dünyanın en tehlikeli ülkelerinden biri olan Papua Yeni Gine’de trans kadın olmayı, Moshanty’nin hikâyesiyle gözler önüne seriyor. Her şeye rağmen yaşama ısrarının hem yürekleri burkan hem de sistemi büken hikâyesini konu alan yapım; gullümün evrenselliğini, lubunyalığın aynılıklarını ve dünyanın bir ucunda trans olmanın öteki ucunda trans olmayla ne kadar benzerlik taşıdığını anlatıyor ve seyircinin içinden güçlenerek çıkacağı bir tecrübe vaat ediyor.

Sığınak: Cennet’in Kaybı

Sığınak: Cennet’in Kaybı, uzun yıllardır bir yangın yerine dönmüş olan Libya’da yaşamının peşinden koşan bir transın hikâyesini bugünün gerçekliğiyle gözler önüne seriyor. Yaşamak için çok zorlu deneyimlerin içinden geçen lubunyanın, hayatının peşinden koşarken yaşadığı tüm zorlukları seyirciye hissettiren yapım, duyarsızlaştığımız yanlarımızı bizlere hatırlatıyor. Empatinin önünü de açan İtalya ve Fransa ortak yapımı Shelter, Copenhagen Uluslararası Belgesel Festivali’nde büyük ilgi toplamıştı. Filmin 25 Ocak’ta Vault34’te düzenlenecek gösterimin ardından film yönetmeni Enrico Masi ve filmin sanat departmanından Erika D’Elia soru-cevap için orada olacak.

Arşivciler

Arşivciler, His’tory’nin eril tahakkümüne karşı Her’story’de ısrar ediyor; öznelerin kendi tarihlerini yazmalarının ve kendi belleklerini oluşturmalarının önemini vurguluyor. Film, lezbiyen olmanın ve feminist olmanın kesişimselliğini lezbiyen feminist bir örgütlenmede gören Amerikalı bir grup aktivistin bir araya gelişlerini, örgütlenişlerini ve kendi tarihlerini yazışlarını aktarıyor. The Archivettes, bu yanıyla Türkiyeli lezbiyen feminist varoluşları güçlendirecek başka bir bakış açısı sunma potansiyeli taşıyor. Filmin 25 Ocak Cumartesi günü Feminist Mekan’da yapılacak gösteriminin ardından bir söyleşi gerçekleştirilecek.

Gökkuşağının Altında

Transonsuz

Amerika yapımı Transonsuz, parça parça trans hikâyelerinden oluşan, kuir mistik kurgu üzerine bir film olarak sinemaseverlerin karşısına çıkıyor. Film, trans hallerin günlük hayatta karşı karşıya kaldığı tüm olumsuzluklara karşı izleyiciyi lubunyanın ahıyla biçimlendirilmiş mistik bir gezintiye çıkarıyor ve lubunyanın gücünü evrenin farklı bir kurgusuyla birleştirerek izleyiciye fantastik bir mücadele alanı sağlıyor. Amsterdam merkezli TranScreen Film Festivali’nden “Seyirci Ödülü” ile dönen ve birçok trans öznenin tekil deneyimleriyle tek bir bütünlüklü hikâye oluşturan yapımda kamera arkasından kamera önüne ekibin çoğu translardan oluşuyor. Filmin yönetmeni Neelu Bhuman KuirFest için İstanbul’da olacak ve filmin 25 Ocak tarihindeki gösteriminin ardından gerçekleşecek soru-cevap etkinliğinde izleyicilerle söyleşecek.

Şifa

Şifa, Lübnan’da yaşayan bir fotoğraf sanatçısı olan Omar’ın acılarına odaklanıyor. Sevgilisini bir bombalı saldırıda kaybeden Omar, bu kayıpla baş edebilmek için sevdiklerini kaybeden insanlarla fotoğraf çalışmaları yapıyor. Onlarla kurduğu ilişkiyle hem kendi acısını yaşıyor, hem de yaralarını sarıyor. Sanatın iyileştirici ve dönüştürücü yanını, kolektif çalışmanın yarattığı hafiflik hissiyle birleştiriyor ve seyirciye sunuyor. Yasla olan ilişkimize bakan film, lubunyaların Orta Doğu’da yaşadığı acılara ortak oluyor ve savaşın karanlık yönünden sanat sayesinde nasıl sıyrılabileceğimizi fısıldıyor.

Kısa Seçkiler

IQMF Amsterdam Kısalar Seçkisi: IQMF Yükselen Yıldızlar

KuirFest, kısa seçkilerinde her yıl olduğu gibi bu yıl da yurtdışından programcılarla işbirliği yapıyor. Festival, geçtiğimiz sene jüri üyeleri arasında KuirFest’ten Esra Özban’ın da yer aldığı, Amsterdam merkezli Uluslararası Kuir & Göçmen Film Festivali’nin hazırladığı IQMF Amsterdam Kısalar Seçkisi: IQMF Yükselen Yıldızlar (IQMF Amsterdam Shorts Selection: IQMF Rising Stars) seçkisini ağırlayacak. Çeşitli kimliklerin kesişimselliğine değinen seçki, yeni kuir ve mülteci filmleri festivale taşıyarak gençlik hallerine, transların deneyimlediği zorbalıklara, kuir tarihin önemli bir parçası olan vogue kültürüne, fetişlere ve animatif dokunuşlara yer veriyor. 24 Ocak’ta Fransız Kültür Merkezi’nde düzenlenecek gösterimin ardından izleyiciler seçkinin küratörü Chris Belloni ile soru-cevap etkinliğinde sohbet etme şansı yakalayacak.

Mezipatra Kısa Seçkisi: Soyu Tehlikede Tür

Çek Cumhuriyeti merkezli Mezipatra Kuir Film Festivali, hazırladığı Mezipatra Kısa Seçkisi: Soyu Tehlikede Tür (Mezipatra Shorts Selection: Endangered Species) seçkisiyle ilk kez KuirFest’in konuğu oluyor! Bugünün lubunyasının yabancı olmadığı varoluş sıkıntısını, seçki boyunca yüreklere çöreklenecek olan o aynı hisle işte şöyle dürtüyor: “Sırlar insanların gözünden yansır; tıpkı soyu tehlikede olan türler gibi nadiren görünürler. Zaten her tünelin sonunda ışık olduğunun garantisini kim vermiş ki?” Seçkinin 25 Ocak’ta Vault34’te düzenlenecek gösteriminin ardından festival ekibinden Pavel Bicek ile bir soru-cevap etkinliği düzenlenecek.

Lubunyalık (#birömürboyu)

Lubunyalık (#birömürboyu) (Queerness #Forever) kısa seçkisi aşkın, sevginin ve mücadelenin zamanın çok ötesinde olduğunu ve lubunyalığın yaşsızlıkla anılmasının ne kadar doğru olduğunu bizlere gösteriyor. Çizgisel algıladığımız zaman, her geçen gün yüzlerimize birer çizgi atarak hatırlatıyor kendini: Yaşlılık. Bir kısmımızın dününü, bir kısmımızın bugününü ve bir kısmımızın yarının seyretme zamanı şimdi!

Tariz Seçkileri

KuirFest bu yıl romantik bireylerin kalplerine aşkla dokunmayı bu seçkiyle hedefliyor: Tariz Seçkisi! (Tariz Section) Aşk için hangimiz neler yapmadık ki? Daha neler yapacağız kim bilir? Tüm bu soruların cevabını dünyanın dört bir yanından kısalarla Tariz Seçkisi’nde bir araya getiren KuirFest, aşkın gücünü cinsel yönelimlerin üstünde ele alıp her birimize tarizliğin gücüyle dokunmayı hedefliyor!

Türkiye’den Kuir Kısalar

KuirFest’in yıllara yayılan Türkiye’den Kısalar (Queer Shorts from Turkey) seçkisi, Türkiye kuir sinemasının gelişimine de ayna tutuyor. Birçok yeni kuir sanatçının çeşitli formlarda ve konularda filmlerle dâhil olduğu seçki, bizim hikâyemizi bizim gözümüzle bize anlatıyor. Lubunyalığın farklı hallerini bambaşka renklerle programa taşıyan festival, Türkiyeli sanatçıların aşk, fetişler, lirik haller, akışkanlık ve lubunyalık hallerini Türkiyeli sinemasever lubunlarla buluşturuyor.

Koli Koliye Bakar!

İsmi ile müsemma Koli Koliye Bakar (Koli Gazes Upon Kolis) seçkisi; koli kesenlere, koli hallerini, koli heyecanıyla anlatıyor! Kolinin birçok anlamını malum nihayetlerle tamamlayan seçki, “Arzular şelale!” diyerek koli kesenleri koli kesmeye davet ediyor!

Atölyeler ve Etkinlikler

Festivalin bugünkü programında Video İçin Ses Atölyesi, Küür Belgesel Geliştirme, Cis-Hetero Rollere Lubun Yaklaşımlar atölye çalışmalarının yanı sıra Yuvarlak Masa: Na-Binaryler Bir Araya Geliyor etkinliği yer alıyor.

Video İçin Ses-Atölyesi, görsel anlatıya sesin nasıl eşlik edip anlatıyı zenginleştirebileceğine dair içgörüler sunmayı amaçlıyor. Ableton Live yazılımına dair temel kullanım adımlarının anlatılacağı çalışma, Gizem Oruç kolaylaştırıcılığıyla ilerleyecek.

Kolaylaştırıcılığını Metin Akdemir, Rüzgâr Buşki, Burcu Melekoğlu ve Vuslat Karan’ın üstlendiği Küür Belgesel Geliştirme atölyesi; hikaye, yapım ve fonlama, etki ve değerlendirme gibi başlıklar altında katılımcıların hem kendi projelerini geliştirmelerine hem de diğer projelere destek verecekler. Atölyede filmin duygusu, rengi, sesi gibi belgesel sinemacılıkta ilk anda akla gelmeyen alanlar da tartışılarak hikaye anlatımını güçlendirici öğelere yoğunlaşılacak.

Sinema ve tiyatro dünyasındaki cis-heteronormativiteyi ve toplumsal cinsiyet rollerini eleştirel bir mercekle ele alacak olan Cis-Hetero Rollere Lubun Yaklaşımlar bu yılki Zeliş Deniz Queer Sinema Ödülü’nün sahibi Ayça Damgacı’nın kolaylaştırıcılığında gerçekleşecek.

KuirFest, bugünkü programıyla tüm na-binary oluşları aynı masanın etrafında oturmaya çağırıyor. Yuvarlak Masa: Na-Binaryler Bir Araya Geliyor etkinliğiyle, na-binary oluşları daha sık yan yana getirerek görünürlüğün artmasını ve trans şemsiyesinin tüm kapsamının daha da aydınlatılmasını hedefliyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information