Londra’da dünyaya gelen Amerikalı yönetmen Hitchcock, auteur kelimesinin sözlük anlamı diyebileceğimiz bir sinema anlayışı ve filmografiye sahiptir. “Gerilimin Efendisi” olarak anılan Hitchcock, 1900’lü yılların ortasında, günümüz gerilim sinemasını şekillendirecek ilk eserlerini ortaya koyar; gerek gerilim unsurlarını kullanış biçimi gerek ise filmlerini psikanaliz üzerine kurmuş olması auteur’un meslektaşlarından ayrılmasını sağlar. Lifeboat, North by Northwest, Vertigo, Rear Window ve The Birds gibi birçok başyapıtı bulunan Hitchcock’un sinema tarihinde en bilinen filmi ise hiç kuşku yok ki, Sapık - Psycho’dur. Filmin senaryosu tamamen Freud’un yapısal kişilik kuramı ve Oedipus kompleksi üzerine kuruludur. Amerikan sineması adına, birçok ilki barındıran yapımda Hitchcock, karakterlerin kıyafetlerinden mekan seçimlerinde kullandığı detaylara kadar neredeyse tüm sahnelerde farklı detaylar gizler. Tüm bu detaylar etrafında bugün hâlâ birden fazla okumaya açık olan filmin, akla ilk gelen sahnesi ise Hitchcock’un çekim teknikleri ile ilgili onlarca efsane barındıran duş sahnesidir. Bugün yazımıza konu olan belgesel 78/52: Hitchcock’un Duş Perdesi, bu sahnenin hazırlanış sürecini, çekim aşamasını ve üzerine yapılan okumaları barındırıyor. 78/52: Hitchcock'un Duş Perdesi: Hitchcock'un Dehasına Yakından Bakmak Belgesel adını Hitchcock’un bu sahnede yaptığı kamera kurulumu ve izlediğimiz iki dakikalık sahnede yapılan kesme sayısından alıyor. 78 farklı kamera kullanımıyla yani 78 farklı açı ile çekilen sahne, kısa süresine rağmen 52 kesme içerir. Bu 52 kesme, belgeselde de anlatıldığı üzere onlarca farklı alt metin içerir. Burada belgeseli farklı kılan, Hitchcock ve Sapık ile ilgili neredeyse her şeyi bildiğini düşünen sinefiller için dâhi yeni ufuklar açabiliyor olması. Çekim aşamasında yaşananlarla ilgili merak edilenler, ses ve renk gibi teknik detayların nasıl çözüldüğü gibi sorular cevaplanırken; sahnenin sinema tarihindeki önemine de itinayla dikkat çekiliyor. Her ne kadar, filmde görev alan ekip ve oyuncuların birçoğu hayatta olmasa da özellikle Janet Leigh’in vücut dublörü Marli Renfro’nun anlattıkları son derece kıymetli. Nitekim, benim açımdan belgeselin en öğretici sahnelerinden biri Marli Renfro’nun yaşadıklarını anlattığı bölüm diyebilirim. Katılımcılar, çoğunlukla belgesele adını veren bu kült sahneye odaklansa da belgesel, filmin tamamı hakkında da keyifli yorumlar ve detaylı okumalar içeriyor. Özellikle, belgesele yorumlarıyla katkıda bulunan önemli isimlerden Guillermo del Toro’nun, Marion karakterini ve Hitchcock’un bu karakter üzerinden vermek istediği mesajları paylaşması, belgeselin ufuk açıcı bölümlerinden. Buna karşın, Elijah Wood ve tayfasının belgesel üzerine konuştuğu bölümler belgeselin dinamizmini artırsa da genel olarak elle tutulur bilgiler içermiyor. Belgeselin siyah beyaz çekilmiş olması, filmin kendisini izliyormuş hissiyatı yaratıyor. Bu tercihi özellikle çok sevdiğimi söylemeliyim. Ancak, belgesel ile ilgili olarak özellikle kurgusuna ayrı bir parantez açmak gerek diye düşünüyorum. Kurgusuyla dikkat çeken bir sahnenin belgeselini çekerken, belgeselin de kurgu konusunda böylesine başarılı olması takdir edilesi. Tüm bu detayların bir araya gelmesiyle, oldukça dinamik bir belgesel diyebileceğimiz 78/52: Hitchcock’un Duş Perdesi, izleyiciyi bir kurmaca seyredercesine etkisi altına almayı başarabiliyor. Tabii ki bu, Hitchcock’un 60 yapımı başyapıtının sonsuz zenginliğinin bir kanıtı olarak da görülebilir.

Yazar Puanı

Puan - 80%

80%

78/52: Hitchcock’un Duş Perdesi, izleyiciyi bir kurmaca seyredercesine etkisi altına almayı başarabiliyor. Tabii ki bu, Hitchcock’un 60 yapımı başyapıtının sonsuz zenginliğinin bir kanıtı olarak da görülebilir.

Kullanıcı Puanları: 4.75 ( 1 votes)
80

Londra’da dünyaya gelen Amerikalı yönetmen Hitchcock, auteur kelimesinin sözlük anlamı diyebileceğimiz bir sinema anlayışı ve filmografiye sahiptir. “Gerilimin Efendisi” olarak anılan Hitchcock, 1900’lü yılların ortasında, günümüz gerilim sinemasını şekillendirecek ilk eserlerini ortaya koyar; gerek gerilim unsurlarını kullanış biçimi gerek ise filmlerini psikanaliz üzerine kurmuş olması auteur’un meslektaşlarından ayrılmasını sağlar. Lifeboat, North by Northwest, Vertigo, Rear Window ve The Birds gibi birçok başyapıtı bulunan Hitchcock’un sinema tarihinde en bilinen filmi ise hiç kuşku yok ki, Sapık – Psycho’dur. Filmin senaryosu tamamen Freud’un yapısal kişilik kuramı ve Oedipus kompleksi üzerine kuruludur. Amerikan sineması adına, birçok ilki barındıran yapımda Hitchcock, karakterlerin kıyafetlerinden mekan seçimlerinde kullandığı detaylara kadar neredeyse tüm sahnelerde farklı detaylar gizler. Tüm bu detaylar etrafında bugün hâlâ birden fazla okumaya açık olan filmin, akla ilk gelen sahnesi ise Hitchcock’un çekim teknikleri ile ilgili onlarca efsane barındıran duş sahnesidir. Bugün yazımıza konu olan belgesel 78/52: Hitchcock’un Duş Perdesi, bu sahnenin hazırlanış sürecini, çekim aşamasını ve üzerine yapılan okumaları barındırıyor.

78/52: Hitchcock’un Duş Perdesi: Hitchcock’un Dehasına Yakından Bakmak

Belgesel adını Hitchcock’un bu sahnede yaptığı kamera kurulumu ve izlediğimiz iki dakikalık sahnede yapılan kesme sayısından alıyor. 78 farklı kamera kullanımıyla yani 78 farklı açı ile çekilen sahne, kısa süresine rağmen 52 kesme içerir. Bu 52 kesme, belgeselde de anlatıldığı üzere onlarca farklı alt metin içerir. Burada belgeseli farklı kılan, Hitchcock ve Sapık ile ilgili neredeyse her şeyi bildiğini düşünen sinefiller için dâhi yeni ufuklar açabiliyor olması. Çekim aşamasında yaşananlarla ilgili merak edilenler, ses ve renk gibi teknik detayların nasıl çözüldüğü gibi sorular cevaplanırken; sahnenin sinema tarihindeki önemine de itinayla dikkat çekiliyor. Her ne kadar, filmde görev alan ekip ve oyuncuların birçoğu hayatta olmasa da özellikle Janet Leigh’in vücut dublörü Marli Renfro’nun anlattıkları son derece kıymetli. Nitekim, benim açımdan belgeselin en öğretici sahnelerinden biri Marli Renfro’nun yaşadıklarını anlattığı bölüm diyebilirim.

Katılımcılar, çoğunlukla belgesele adını veren bu kült sahneye odaklansa da belgesel, filmin tamamı hakkında da keyifli yorumlar ve detaylı okumalar içeriyor. Özellikle, belgesele yorumlarıyla katkıda bulunan önemli isimlerden Guillermo del Toro’nun, Marion karakterini ve Hitchcock’un bu karakter üzerinden vermek istediği mesajları paylaşması, belgeselin ufuk açıcı bölümlerinden. Buna karşın, Elijah Wood ve tayfasının belgesel üzerine konuştuğu bölümler belgeselin dinamizmini artırsa da genel olarak elle tutulur bilgiler içermiyor.

Belgeselin siyah beyaz çekilmiş olması, filmin kendisini izliyormuş hissiyatı yaratıyor. Bu tercihi özellikle çok sevdiğimi söylemeliyim. Ancak, belgesel ile ilgili olarak özellikle kurgusuna ayrı bir parantez açmak gerek diye düşünüyorum. Kurgusuyla dikkat çeken bir sahnenin belgeselini çekerken, belgeselin de kurgu konusunda böylesine başarılı olması takdir edilesi. Tüm bu detayların bir araya gelmesiyle, oldukça dinamik bir belgesel diyebileceğimiz 78/52: Hitchcock’un Duş Perdesi, izleyiciyi bir kurmaca seyredercesine etkisi altına almayı başarabiliyor. Tabii ki bu, Hitchcock’un 60 yapımı başyapıtının sonsuz zenginliğinin bir kanıtı olarak da görülebilir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi