Özellikle son yıllarda Oscar’ın habercisi olarak görülmeye başlanan Venedik Film Festivali, her yıl olduğu gibi bu yıl da merakla beklenen birçok filmi sinemaseverler ile buluşturacak. Ne var ki bu yıl Venedik Film Festivali yöneticilerinin üzerindeki baskı belki de hiç olmadığı kadar fazla olacak. Zira festival geçtiğimiz yıl Roma, A Star Is Born ve The Favourite gibi dikkat çekici filmlere ev sahipliği yapsa da, En İyi Film Oscarı’nı kazanan Green Book’u Toronto Film Festivali’ne kaptırdı. Üstelik bu durum sadece Green Book’la sınırlı kalmıyor. Ödül sezonuna uzanan festival yolculuğundaki en önemli duraklardan biri hâline gelen Toronto Film Festivali, sinemacılardan festivalde yer bulabilmeleri için Venedik ve Telluride gibi festivalleri es geçmelerini isteyerek, bu festivallerin dikkat çekici filmleri programlarına eklemelerini daha zor hâle getiriyor.

Üstelik bu yıl Venedik Film Festivali Direktörü Alberto Barbera‘nın aşması gereken tek zorluk bu değil. Geçtiğimiz yıl Roma’nın Altın Aslan’ı kazanmasıyla daha da hararetli bir hâl alan Netflix tartışması ve festival programında kadın yönetmenlere yeterince yer verilmemesi (Geçtiğimiz yıl Altın Aslan için yarışan filmler içinde kadın bir yönetmenin imzasını taşıyan tek film Jennifer Kent’in yönettiği The Nightingale’dı) Venedik’te bu yıl gündeme gelecek konu başlıkları arasında yer alıyor. Öte yandan hakkında çıkan cinsel taciz suçlamalarının ardından filmleri ABD’de dağıtımcı bulamayan Woody Allen’ın son filmi A Rainy Day in New York’un festival programına dâhil edilmesi hâlinde bu da yeni bir tartışmanın fitilini yakabilir.

Bu yıl 28 Ağustos-7 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan 76. Venedik Film Festivali’nin programında yer alabileceği söylenen filmler şu şekilde:

76. Venedik Film Festivali’nde Yer Alabilecek 20 Film

Ad Astra

James Gray’in merakla beklenen bilimkurgu filmi Ad Astra‘nın Mayıs ayında düzenlenen 72. Cannes Film Festivali’nde yer alabileceği konuşuluyordu. Ancak post-prodüksiyon aşamasının beklenenden daha uzun sürmesi filmin Cannes’a yetişmesini imkânsız hâle getirdi. Ancak James Gray imzası taşıyan bir bilimkurgu filmi olması, hem de başrolünde Brad Pitt‘in yer almasıyla dikkat çekici bir film olan Ad Astra, dünya prömiyerini bir diğer prestijli film festivalinde yapma şansı yakalayacak gibi görünüyor. ABD’de 20 Eylül’de vizyona girecek filmin, dünya prömiyerini 76. Venedik Film Festivali’nde yapmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Jojo Rabbit

Eagle vs. Shark, What We Do in the Shadows, Hunt for the Wilderpeople gibi beğeni kazanan filmlerle adını duyurduktan sonra Thor: Ragnarok ile Hollywood’un aranan yönetmenleri arasına girmeyi başaran Taika Waititi, bu yıl kara komedi türündeki yeni filmi Jojo Rabbit ile sinemaseverlerin karşısına çıkacak. Hayali arkadaşı Adolf Hitler olan ufak bir çocuğun hikâyesini anlatan filmin başrollerinde Scarlett Johansson, Sam Rockwell ve Taika Waititi önemli isimler yer alıyor.

Hem Waititi’nin hem de filmin dağıtımcısı olan Fox Searchlight’ın Venedik Film Festivali ile iyi ilişkilere sahip olması Jojo Rabbit’in bu yıl festival programında yer alma ihtimalini kuvvetlendiriyor. Waititi iki yıl önce festival jürisinde yer alırken, Fox Searchlight da daha önce The Favourite, Three Billboards Outside Ebbing, Missouri, Birdman, The Shape of Water gibi filmlerinin prömiyerlerini Venedik’te yapmayı tercih etmişti.

Joker

Batman’in en önemli düşmanı olarak tanınan Joker‘ın hikâyesini anlatan bir DC Comics uyarlamasının dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapması ilk bakışta tuhaf gelebilir. Ancak bugüne kadar yapılan açıklamalar ve yayınlanan görüntüler gösteriyor ki Todd Phillips’in Joker filmi alışık olduğumuz çizgiroman uyarlamalarından değil. Joaquin Phoenix‘in başrolünü üstlendiği film, Taxi Driver ve King of Comedy gibi Scorsese filmlerini andıran bir karakter incelemesi olarak tanımlanıyor. Bu da filmi Venedik Film Festivali’nin programında kendisine yer bulabilecek ender çizgiroman uyarlamalarından birine dönüştürüyor. Warner Bros.’un Joker filmiyle ödül sezonunda etkili olmayı planladığı da göz önüne alındığında, Joker’ın Venedik’in bu yılki programında yer alma ihtimali hiç de düşük değil.

First Cow

Meek’s Cutoff, Wendy and Lucy ve Certain Women gibi filmlerle Amerikan bağımsız sinemasının en önemli isimleri arasında yer alan Kelly Reichardt‘ın yeni filmi First Cow‘ı programına eklemek, kadın sinemacılara yeterince yer vermediği için eleştirilen Venedik Film Festivali için doğru yönde atılmış bir adım olabilir. Ancak Reichardt’ın filmlerini tamamlamak için pek aceleci davranmayan bir yönetmen olarak tanınması, First Cow’ın prömiyerinin 2020 Sundance Film Festivali’ne kalma ihtimalini doğuruyor.

Nomadland

Bu yıl Venedik Film Festivali’nin programında yer alabilecek bir diğer film de Chloé Zhao’nun Frances McDormand’lı yeni filmi Nomadland. 2015 yılında Songs My Brothers Taught Me filmiyle sinema dünyasına adım atan Chloé Zhao, 2017 yılında The Rider ile dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. The Rider ile yakaladığı başarının ardından Frances McDormand gibi önemli bir oyuncuyu yanına alan Zhao, yeni filminde ekonomik krizde her şeyini kaybettikten sonra karavanıyla birlikte Amerika’nın batısına doğru yolculuğa çıkan 60’lı yaşlarındaki Fern’in hikâyesini anlatıyor.

A Rainy Day in New York

Cinsel taciz suçlamalarının yeniden gündeme taşınmasıyla Hollywood’da tartışmalı bir figür hâline gelen Woody Allen, ABD’de dağıtımcı bulmakta zorlansa da Avrupa’da filmlerine dağıtımcı bulmakta pek sıkıntı çekmiyor. Yönetmenin son filmi A Rainy Day in New York da ABD’de dağıtımcı bulamamasına rağmen bu yıl Avrupa’da birçok ülkede vizyona girecek. İtalya’da da 3 Ekim’de vizyona girecek olan film, bu tarihten önce Venedik Film Festivali’nde gösterilebilir. Zira Venedik Film Festivali yönetiminin şu ana kadarki tavrı festivalin Woody Allen filmlerine programında yer vermekte bir sakınca görmediğine işaret ediyor.

Little Women

Tek başına yönettiği ilk film olan Lady Bird ile hem En İyi Yönetmen hem de En İyi Özgün Senaryo dalında Oscar adaylığı kazanan Greta Gerwig, bu yıl Little Women uyarlaması ile sinemaseverlerin karşısına çıkacak. Meryl Streep, Emma Watson, Saoirse Ronan, Timothée Chalamet, Laura Dern ve Florence Pugh gibi isimleri bir araya getiren zengin oyuncu kadrosuyla dikkat çeken filmin dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapabileceği konuşuluyor. Ne var ki bu noktada filmin Venedik’i es geçerek prömiyerini Toronto veya Telluride’de yapma ihtimali daha kuvvetli görünüyor. Öte yandan Sony’nin filmi bir festivalde göstermeyip doğrudan ödül sezonunda vizyona sokması da ihtimal dâhilinde.

Uncut Gems

Bu yıl Venedik Film Festivali’nde gösterilebilecek bir diğer film de Safdie Kardeşler imzalı Uncut Gems. 2017 yapımı Good Time ile o yılın en iyi filmlerinden birine imza atan Safdie Kardeşler’in yeni filminin Cannes Film Festivali’nde yer alabileceği konuşulmuş, ancak Netflix’in bu yıl da Cannes’da yer almama kararı almasıyla bu ihtimal ortadan kalkmıştı. Venedik Film Festivali ile çok daha iyi ilişkilere sahip olan Netflix’in merakla beklenen birçok filminin prömiyerini Venedik’te yapması bekleniyor. Daha önce Heaven Knows What ve John’s Gone ile festivale konuk olan Safdie Kardeşler’in yeni filminin Venedik’te gösterilecek Netflix yapımları arasında yer alma ihtimali oldukça yüksek.

The Laundromat

Venedik Film Festivali programında yer alabilecek bir diğer Netflix filmi ise Steven Soderbergh imzalı The Laundromat. Soderbergh’in Panama Belgeleri’nin gün yüzüne çıkmasını sağlayan gazetecilerin hikâyesine ışık tuttuğu; Meryl Streep, Gary Oldman ve Melissa Rauch gibi isimleri bir araya getiren yeni filmi de Cannes’ı es geçtikten sonra Venedik’te gösterilen filmler arasında yer alabilir.

The Pope

Yakın dönem Brezilya sinemasının önemli isimlerinden Fernando Meirelles’in yeni filmi The Pope bu yıl ödül sezonunda adından söz ettirmesi beklenen filmler arasında yer alıyor. Anthony Hopkins ve Jonathan Pryce’ın Papa XVI. Benedict ve Papa I. Francis’i canlandırdığı film, Katolik Kilisesi’nin geleceği hakkında karşıt görüşlere sahip bu iki adamın hikâyesini anlatıyor. Meirelles filmi olması, başrollerindeki isimler ve işlediği konu ile merak uyandıran film Venedik Film Festivali programına eklenmesi hâlinde festivalin iddialı yapımları arasında yer alabilir.

Ema

Tony Manero, No ve Neruda gibi övgü toplayan işlere imza atan Şilili yönetmen Pablo Larraín‘in yeni filmi Ema bu yılın en heyecanla beklenen filmleri arasında yer alıyor. Gael García Bernal ve Santiago Cabrera’nın evlat edinme kararının ardından ilişkileri için işler pek de yolunda gitmeyen bir çifti canlandırdığı Larrain’in Venedik’e döndüğü film olabilir. Larrain daha önce Post Mortem ve Jackie ile iki kez festivalde yer almıştı.

The Irishman

Bu yılın en heyecanla beklenen filmleri arasında şüphesiz Martin Scorsese‘nin yeni filmi The Irishman de yer alıyor. Robert De Niro, Al Pacino, Joe Pesci ve Harvey Keitel gibi usta oyuncuları bir araya getiren filmin Cannes’da gösterilme ihtimali gündeme getirilmiş, ancak Netflix’in festivalde yer almama kararı ve post-prodüksiyon sürecinin beklenenden uzun sürmesi bu ihtimali ortadan kaldırılmıştı. Ne var ki böylesine önemli isimleri bir araya getiren The Irishman’i önemli bir festivalde sinemaseverlerin beğenisine sunmaya kararlı görünen Netflix, Venedik Film Festivali sayesinde bu isteğine kavuşabilir.

Canlandırdıkları karakterlerin hem gençlik yıllarına hem de yaşlılık dönemlerine hayat verecek olan Robert De Niro ve Al Pacino’nun dijital olarak gençleştirilmesi için kullanılan CGI teknolojisi filmin post-prodüksiyon sürecinin uzamasına neden olsa da, filmin Venedik’e yetişmesi mümkün görünüyor. Venedik Film Festivali’ne yetiştirdiği takdirde The Irishman’in festivalin en çok konuşulan filmi olacağına şüphe yok.

The True History of the Kelly Gang

2015 yapımı Macbeth ile adını geniş kitlelere duyurduktan sonra Assassin’s Creed ile hayal kırıklığı yaratan Justin Kurzel, bu yıl bir western ile sinemaseverlerin karşısına çıkacak. 19. yüzyılda Avustralya’da yaşayan Ned Kelly ve çetesinin hikâyesini anlatan filmin oyuncu kadrosunda George MacKay, Russell Crowe, Charlie Hunnam, Nicholas Hoult ve Thomasin McKenzie gibi isimler yer alıyor.

The Truth

Geçtiğimiz yıl Shoplifters ile yılın en iyi filmlerinden birine imza atan ve Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye ile dönen Hirokazu Koreeda, bu yıl Fransızca çektiği ilk film olan The Truth ile sinemalara geri dönüyor. Catherine Deneuve, Juliette Binoche, Ludivine Sagnier ve Ethan Hawke gibi önemli isimleri bir araya getiren etkileyici oyuncu kadrosuyla da dikkat çeken film, oyuncu bir anne ile kızının çalkantılı ilişkisini konu alıyor. Koreeda’nın Deneuve’e saygı duruşu olarak lanse edilen filmde usta oyuncu, bir bilimkurgu filminde hiç yaşlanmayan bir karakteri canlandıran bir aktrise hayat veriyor.

Shoplifters’tan sonra nasıl bir işle döneceğini görmek için sabırsızlandığımız Koreeda’nın yeni filminin Venedik Film Festivali’nde yer alma ihtimali oldukça yüksek görünüyor.

About Endlessness

Son filmi A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence ile 2014 yılında Venedik’ten Altın Ayı ile dönen usta yönetmen Roy Andersson, beş yıl sonra yeni filmi About Endlessness ile festivale geri dönmeye hazırlanıyor. Andersson, Bin Bir Gece Masalları’ndaki Şehrazad’dan ilham aldığı söylenen yeni filminde yine birkaç cümleye sığdırması imkânsız konuları beyazperdeye taşıyor. Çekimleri devam eden filmin zamanında tamamlanması hâlinde Venedik Film Festivali’nde yer almasına kesin gözüyle bakılıyor.

Qui rido io

Venedik Film Festivali’nin gediklileri arasında yer alan Mario Martone‘nin bu yıl da yeni filmiyle Lido’da olması bekleniyor. Napolili aktör ve tiyatro yazarı Eduardo Scarpetta’nın hayatını konu alan filmde efsanevi oyuncuya Toni Servillo hayat veriyor. Henüz resmi bir açıklama yapılmamış olsa da Qui rido io’nun festival programında yer almaması büyük sürpriz olur.

The Box

2014 yılında ilk filmi From Afar ile Altın Aslan’ı kazanan Lorenzo Vigas’ın ikinci kurmaca filmi olan The Box, zamanında tamamlanması hâlinde festival programında yer almasına kesin gözüyle bakılan filmler arasında yer alıyor. Zira Vigas 2016 yapımı belgeseli The Orchid Seller’ı da Venedik’te sinemaseverlerin beğenisine sunmuştu.

Shirley

Geçtiğimiz yıl Madeline’s Madeline ile adından övgüyle söz ettiren Josephine Decker, bu yıl yeni filmi Shirley ile Venedik Film Festivali’nde kendisine yer bulabilir. Susan Scarf Merrell’in aynı adlı romanından uyarlanan filmde Elisabeth Moss ünlü bir korku yazarını, Michael Stuhlbarg ise onun bir üniversitede profesör olan eşini canlandırıyor. Moss tarafından canlandırılan korku yazarı, bir sonraki kitabı için aradığı ilhamı yanlarına yeni taşınan genç bir çiftte buluyor.

Wendy

2012 yılında ilk uzun metraj filmi Beasts of the Southern Wild ile adını geniş kitlelere duyurmayı başaran genç sinemacı Benh Zeitlin, yedi yıl sonra merakla beklenen ikinci uzun metrajlısı ile beyazperdeye geri dönüyor. Yaşlanma ve zamanın askıya alındığı gizemli bir adada geçen film, farklı dünyalardan gelen iki çocuğun özgürlükler ve neşelerinin peşinde koştuğu bir hikâyeyi mitolojik bir öyküyü perdeye yansıtacak. Hakkında bilinenler oldukça kısıtlı olsa da Zeitlin’in imzasını taşımasıyla merak uyandıran film, bu yıl Venedik Film Festivali programında kendisine yer bulabilir.

Kaynak: The Hollywood Reporter

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi