76. Altın Küre Ödülleri, dün sabaha karşı düzenlenen törenle birlikte sahiplerini buldu. Geçtiğimiz yıl ortaya çıkan taciz ve cinsel saldırı vakalarının etkisiyle oldukça politik bir seyir gösteren ödül töreninin bu yıl, oldukça dingin ve sakin geçtiğini söyleyebiliriz. Yani bir bakıma Altın Küre, önceki yıllardaki rahat ve eğlenceli tavrına geri döndü 2019 itibarıyla. Hollywood’da son yıllarda ortaya çıkan skandallar ve bunun devamında gelişen dönüşüm ve değişim atmosferinin etkisini, töreni Andy Samberg’le birlikte sunan Sandra Oh’un konuşmasında gördük. Oyuncu, açılış konuşmasında Crazy Rich Asians, BlacKkKlansman, Black Panther ve Pose gibi farklılıklara yer açan yapımların gündeme gelmesi üzerine, bu durumdan duyduğu heyecanı dile getirirken göz yaşlarına hakim olamadı.

76. Altın Küre Ödülleri‘nin televizyon ayağındaki en büyük sürprizin En İyi Drama Dizisi kategorisinde yaşandığını söylemek mümkün. Bu dalda The Americans; Homecoming, Killing Eve, Bodyguard ve Pose gibi Türkiye’de de ilgiyle takip edilen ve ses getiren diziler arasından sıyrılarak ödüle uzandı. En İyi Komedi ya da Müzikal Dizisi dalında ise kazanan The Kominsky Method oldu. Oyuncu kadrosunda Michael Douglas ve Alan Arkin gibi iki usta oyuncuyu bulunduran Netflix orijinal dizisinin gecenin televizyon dalındaki kazananlarından biri olduğunu söyleyebiliriz. Zira The Kominsky Method’la Michael Douglas da En İyi Erkek Oyuncu dalında Altın Küre’nin sahibi oldu. Televizyon ödüllerinin bir diğer kazananı ise The Assassination of Gianni Versace: American Crime Story’di. Gianni Versace’nin öldürülüşünü konu alan yapım, En İyi Mini Dizi/TV Filmi seçilmesinin yanında Darren Criss’e de aynı kategoride En İyi Erkek Oyuncu ödülünü getirdi. Bu daldaki rakiplerinin Antonia Banderas, Daniel Brühl, Benedict Cumberbatch ve Hugh Grant gibi farklı kuşakların önemli aktörleri olduğunu düşürsek, Darren Criss’in başarısının önemi daha da görünür hâle geliyor. Dün gece dağıtılan ödüller, Criss’in yanında bir başka genç oyuncunun yükselişinin de işareti olarak değerlendirilebilir. Rachel Brosnahan, The Marvelous Mrs. Maisel’daki performansıyla En İyi Komedi ya da Müzikal Dizisi kategorisinde en iyi kadın oyuncu seçilen Brosnahan, bu ödülü peş peşe ikinci kez kazanmış oldu. Geçtiğimiz yıl, yine The Marvelous Mrs. Maisel’la ödüle uzanan oyuncunun adını yavaş yavaş bir üst seviyeye taşıdığı aşikâr.

76. Altın Küre Ödülleri ve Netflix’in Yükselişi

Altın Küre Ödülleri’nin bir başka önemi de Oscar olarak da bildiğimiz Akademi Ödülleri’nin bir öncüsü ya da habercisi olmasıdır. Bu bağlamda Altın Küreler, ödül sezonunun finalini oluşturan Oscar yarışında hangi filmlerin öne çıktığına dair ciddi ipuçları sunar. Lakin geçirmekte olduğumuz ödül sezonu -kimi kategorilerde ciddi biçimde ağır basan adayların varlığını kenara koyarsak- En İyi Film dalında büyük sürprizlere açık görünüyor; ki Altın Küreler de bunun altını kalınca çizdi diyebiliriz. Zira gecenin sonunda verilen En İyi Drama Filmi ödülünün sahibi sürpriz bir şekilde, Brian Singer’ın yönettiği Queen ve Freddie Mercury biyografisi Bohemian Rhapsody oldu. Eleştirmenler nezdinde ciddi biçimde eleştirilen film, daha ziyade başroldeki Rami Malek’in performansıyla konuşuluyordu. Dolayısıyla Malek’in En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazanması sürpriz değil ama Bohemian Rhapsody’e giden En İyi Film Ödülü, Oscar açısından da işleri karıştırdı tabiri caizse. Alfonso Cuarón’un Roma’sı her ne kadar Altın Küre’nin kuralları gereği En İyi Film adayı olamasa da gecede En İyi Yönetmen ve Yabancı Dilde En İyi Film ödüllerinin sahibi oldu. Roma’nın hâlihazırda dağıtılan eleştirmenler birlikleri ödüllerinde de yoluna dolu dizgin devam ettiğini düşünürsek, Cuarón ve Netflix’in eli En İyi Film Oscarı için hâlâ çok güçlü diyebiliriz. Dün gece sinema dalında en çok ödüle ulaşan film ise Viggo Mortensen ve Mahershala Ali’nin performanslarıyla dikkat çeken Green Book oldu. En İyi Senaryo’nun yanında En İyi Komedi Ya da Müzikal Film dalında hem En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Mahershala Ali) ve En İyi Film dallarının kazananı da Green Book’tu. Dolayısıyla Altın Küre’nin sinema alanındaki kazananı, Peter Farrelly imzalı dostluk hikâyesinin, anlatısının tam anlamıyla Akademi’nin sevdiği içeriklere sahip olmasını da göz önünde bulundurarak, En İyi Film Oscarı için güçlü bir aday konumunda olduğunu söyleyebiliriz. Diğer yanda da Moonlight’la bu ödülü kazanan Berry Jenkins’in yeni filmi If Beale Street Could Talk’u ve Bradley Cooper’ın ilk kez yönetmen koltuğuna oturduğu A Star is Born’u yabana atamayız. Yeri gelmişken dün geceki en sevindirici gelişmelerinden birinin, A Star is Born’la -her nasılsa- Oscar şansından bahsedilen Lady Gaga’nın aday olduğu dalda ödülü Glenn Close’a kaptırması olduğunu da atlamayalım. Görünen o ki, En İyi Kadın Oyuncu Oscarı dalından Lady Gaga, büyük oranda saf dışı kalmış durumda. Dün gece dağıtılan ödüllerle birlikte bu dalın en güçlü iki adayı The Wife’la Glenn Close ve The Favourite’la Olivia Colman.

Son olarak Altın Küre Ödülleri’ni tek tek filmler üzerinden konuşmak yerine, daha geniş bir perspektiften ele aldığımızda ise, Netflix’in yükselişinin artık iyiden iyiye belirgin hâle geldiğini söyleyebiliriz. Gerek Roma gerek The Kominsky Method’ın gecenin öne çıkan yapımları arasında yer alması, geleneksel yayın kanallarına bir alternatif olarak ortaya çıkan mecraların, televizyon ve sinemanın geleceğindeki olası yere dair önemli ipuçları da sunuyor. Roma’nın Netflix’te gösterilmesi Cannes Film Festivali’ne kabul edilmemesi ve sonrasında vizyona girmesi üzerinden alevlenen tartışmaların, yavaş yavaş söneceğinin ilk belirgin emaresi olarak da okuyabiliriz 76. Altın Küre Ödülleri’ni.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi