76. Altın Küre Ödülleri’ne aday olan dizi ve filmler, bugün akşama doğru yapılan kısa bir basın açıklamasıyla duyuruldu. Christian Slater’ın sakarlıkları sayesinde keyifli şekilde başlayan toplantıda adaylıklar açıklanmadan önce Hollywood Yabancı Basın Birliği’nin başkanı Meher Tatna, bu seneden itibaren televizyon sektörü içerisinde dağıtılacak özel bir Altın Küre Ödülü’nün verileceğini açıkladı. Bu ödül, film endüstrisine önemli katkılarda bulunan oyuncu, yönetmen, senarist ve yapımcılara verilen Cecil B. DeMille Ödülü’nün televizyon tarafındaki karşılığı olacak. Bu duyurunun hemen sonra ise adaylıkların açıklanması sürecine girildi ve yine bu kısımda da Slater’ın ufak şakaları yüzleri güldürdü.

Öncelikle Altın Küre’nin artık Oscar’dan oldukça farklı olduğu hepimizin malumu. Son yıllarda git gide popülerleşmesiyle eleştirilen, bu yıl aralarında En İyi Popüler Film kategorisinin de olduğu değişimleri getireceğini açıklayan Akademi’ye oranla, Hollywood Yabancı Basın Birliği’nin çok daha popülist bir yaklaşım takındığını söylemek pekâlâ mümkün. Keza bu yıl, iki farklı dalda verilen En İyi Film kategorisinde yarışacak on film içerisinde vizyona giren yedi tanesinden dördünün Amerika’da 150 milyon dolardan fazla gişe hasılatı elde ettiğini görüyoruz. Vizyona girmemiş filmlerden Mary Poppins Returns’ün çok yüksek ihtimalle, Vice’ın ise bir ihtimal 150 milyon doları geçeceğini göz önüne aldığımızda bu sayının altıya çıkabileceğini öngörebiliriz. Dolayısıyla karşımızda mini birer “En İyi Popüler Film” kategorisi var belki de. Geçtiğimiz sene ise bu sayı yalnızca üçtü, dahası bu miktarı geçebilen Dunkirk ve Get Out’un gayet başarılı şekilde kotarılmış filmler olduğu rahatlıkla ileri sürülebilir. Her ne kadar Amerika’da iyi eleştiriler alan Black Panther ve Crazy Rich Asians’ın adaylıkları ülkede pek fazla tartışmaya neden olmasa da Bohemian Rhapsody’nin adaylığı için bir ağız birliği olduğunu söylemek mümkün. Öte yandan önce Deadpool, ardından Logan’ın ödül sezonunda şansı olabileceği ve hatta en yüksek seviye olarak addebileceğimiz En İyi Film Oscarı için adaylık edip edemeyeceği konuşulurken bir çizgi roman uyarlaması olan Black Panther’ın, önemli sayılabilecek bir ödül töreninde En İyi Film Ödülü için resmen yarışacak olması, önümüzdeki dönemde dahasını göreceğimizi gösteriyor olabilir.

İşin film tarafındaki adaylıklara baktığımızda ödül mevsimini önde götüren filmlerden First Reformed’la birlikte Private Life, Leave No Trace, The Rider, You Were Never Really Here ve Hereditary gibi filmlerin tamamen es geçildiğini görüyoruz. Adaylık alamayan bu filmlerden çoğunun yönetmenin kadın olmasının da etkisiyle art arda ikinci yılda da En İyi Yönetmen kategorisinde bir cinsiyet eşitsizliği ortaya çıkmış durumda. Hatırlayacaksınız geçtiğimiz yılki ödül töreninde yönetmenlik kategorisini sunan Natalie Portman, bu noktaya dikkat çekmişti. Ancak görünen o ki Hollywood Yabancı Basın Birliği’nin geçen yıldan çıkardığı herhangi bir ders yok. Yukarıda saydığımız filmlere ek olarak The Favourite’ın En İyi Film ve En İyi Yönetmen kategorisinde adaylık elde edememesi ve yine Barry Jenkins’in yönetmenlik kategorisinden elinin boş dönmesi önemli eksiklikler olarak göze çarpıyor. Alfonso Cuarón’un Roma’sının En İyi Film adaylığı almaması tepki toplasa da bunun birliğin iç tüzüğünden kaynaklandığı daha sonradan ortaya çıktı. The Favourite ve Vice’ın komedi kategorisinde değerlendirilmesi ise Altın Küre’nin alıştığımız şakalarından bir diğeri olsa gerek.

Genel tabloya son bir kez baktığımızda ödül gecesinin altı adaylıklı Vice’la beşer adaylık elde eden Green Book ve A Star is Born üçlüsü arasında geçeceğini söylemek mümkün.

Gelelim işin televizyon tarafına. Öncelikle bu seneki aday dizilerin yayın platformlarına göz atılınca geçtiğimiz yıllardan farklı bir tablonun varlığı göze çarpıyor. Bu yıl en çok adaylık elde eden yayın kuruluşu HBO ya da Netflix değil, hatta Amazon da değil. Zirvede toplamda on adaylıkla FX yer alıyor. Burada The Assassination of Gianni Versace: American Crime Story’nin dört, The Americans’ın üç adaylığı oldukça etkili elbette ki. 2018’i es geçen Game of Thrones’un yokluğunu hisseden HBO, büyük umutlar bağladığı Westworld’ün de yalnızca bir adaylıkta kalmasıyla geçen yılki etkinliğini gösteremezken Bill Hader’ın yaratıcılığını üstlenip başrolde yer aldığı Barry’nin pek de beklenmeyen üç adaylığı şirketi kurtarmış gibi görünüyor. Stranger Things’in yeni sezonunun gelmemesiyle birlikte 13 Reasons Why ve Maniac’ın da tamamen es geçilmesi de Netflix’i oldukça olumsuz etkiledi kuşkusuz ki.

Diziler tarafındaki en büyük sürpriz geçtiğimiz ay Netflix’te ekranlara gelen The Kominsky Method’ın üç adaylığıydı belki de. Başrollerinde barındırdığı iki usta oyuncu Michael Douglas ve Alan Arkin’in oyuncu kategorisindeki adaylıklarıyla birlikte En İyi Dizi Ödülü için de yarışacak dizi, 6 Ocak gecesinin de sürprizi olabilirmiş gibi görünüyor. Bir dönem çok konuşulan The Bodyguard’ın da iki adaylık elde etmesiyle birlikte Netflix, bir faciadan dönmüş oldu belki de. Bu yılki bir diğer sürpriz ise üç kategorideki adaylığıyla A Very English Scandal oldu. Sharp Objects beklenen tüm adaylıkları alırken Patrick Melrose ve The Handmaid’s Tale ise beklenilenden daha düşük bir performansla günü kapattı. Öte yandan son yıllarda alıştığımızın aksine Altın Küre, bu sene nispeten az bilinen bir diziyi göz önüne koymuyor. Hatırlayacaksınız son üç yıldır Mozart in the Jungle, Atlanta ve The Marvelous Mrs. Maisel gibi dizileri Altın Küre aracılığıyla keşfetme imkânı bulmuştuk.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi