The Dead Don’t Die

72. Cannes Film Festivali, Amerikan bağımsız sinemasının yaşayan en önemli yönetmelerinden Jim Jarmusch’un Bill Murray, Tilda Swinton, Steve Buscemi ve Adam Driver gibi isimlerin yer aldığı son filmi The Dead Don’t Die ile açıldı. Kağıt üzerinde, Sadece Âşıklar Hayatta Kalır – Only Lovers Left Alive ile vampir temalı bir film çeken Jarmusch’un, zombi alt türüne giriş yapması ve insanlığın ya da dünyanın sonunu bu kez zombiler üzerinden peliküle aktaracak olması son derece heyecan verici duruyordu. Ama maalesef beyazperdede izlediğimiz filmle ilgili aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Jarmusch’un The Dead Don’t Die’daki temel derdi tüketim toplumuyla. Fakat, yer yer George A. Romero’ya göndermeler yapmayı ihmal etmeyen yönetmen, zombi filmleri alt türünün yaratıcısının kendisinden yaklaşık 50 yıl önce başardığını 2019’da yapmayı deneyince, ortaya çıkan sonuç demode kalıyor. Çağa uygun şekilde, zombiye dönüşen insanları sosyal medya bağımlılığı üzerinden eleştirmek, zombileri “wi-fi” diye söylenerek yürütmek, bir üniversite öğrencisinin yalnızca kendisine dahice gelecek ufak fikirler olarak gözükmekle kalmıyor, aynı zamanda yönetmenin fikirlerinin maalesef dinozorlaştığını gösteriyor bizlere. Jarmusch, konuyu yer yer Trump Amerikası’na ve “umudumuzu kaybetmeyelim”e de getiriyor, lakin bu noktada da söylemi en az yönetmenin kendisini eleştirdiği sahnelerdeki kadar yavan kalıyor.

Jim Jarmusch için demodeleşen yönetmenler kervanına katılıyor demek için erken mi bilinmez ancak sinemasının eskidiğini söyleyebiliriz. Ek olarak, yaz aylarında ABD’de vizyona girecek olan The Dead Don’t Die için, Türkiye dağıtımcısının filmi vizyona sokmama kararı aldığını duydum. Şimdiden söyleyelim; her ne olursa olsun bir Jim Jarmusch filminin 2019 yılında, gişe potansiyeli olmaması sebebiyle vizyona sokulmaması seyirciye yapılan büyük bir ayıptır.

40/100

Bugün Neler İzleyeceğim?

Bu yıl, festival günlüklerimi “Bugün ne izleyeceğim?” isimli bir köşeyle bitirerek yarın hangi filmler hakkında yazacağım hakkında fikir vermek istedim.

Les Misérables

Yönetmen: Ladj Ly

Seçki: Ana Yarışma

2005 yılında Paris’te yaşanan olaylardan esinlenen Les Misérables, Paris’te işçi sınıfının yaşadığı banliyö semtlerinden biri olan Montfermeil’de geçiyor ve bu bölgedeki güvenlik güçlerine katılan Stéphane’ın hikâyesini anlatıyor. Stéphane ve yeni ekip arkadaşlarının bölgedeki çeteler arasında yükselen gerilimle baş etmesi gerekiyor.

La Femme De Mon Frére

Yönetmen: Monia Chokri

Seçki: Un Certain Regard

Monia Chokri yeni filminde işsiz bir akademisyen olan Sophia’nın hayatına ışık tutuyor. Çok sevdiği kardeşi Karim aşık olunca, Sophia’nın da düşünce yapısını ve yaşam tarzını değiştirmesi gerekiyor.

Bacurau

Yönetmen: Juliano Dornelles, Kleber Mendonça Filho

Seçki: Ana Yarışma

Bilimkurgu, macera ve western türlerini harmanlayan Bacurau, belgesel projesi için Brezilya’da ücra bir köye giden bir yönetmenin yaşadığı tuhaf olayları anlatıyor. Yönetmen, günler geçtikçe köy halkının aslında göründükleri gibi olmadıklarını ve hepsinin karanlık sırlar sakladığını fark ediyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi