Emmy Ödülleri, en klişe ifade ile “Televizyonun Oscarları” olarak anılır. Bu yılki ödül töreni 22 Eylül’de Los Angeles’taki Microsoft Theatre’da düzenlenecek ve tören bu yıl da Digiturk’ten canlı olarak yayınlanacak.

Her yıl, o yılın televizyon dünyasının öne çıkan yapımlarının ödüllendirildiği Emmy Ödülleri, tabii ki kanalların, yayın platformlarının ve elbette yapımların rekabetine sahne oluyor.

2019’da 71. kez verilecek ödüllerin öne çıkan yapımı, final sezonu ile 32 adaylık alan Game of Thrones. Öyle ki dizi, elde ettiği adaylık sayısı ile bu alanda rekora imza atmış durumda. Gerek dünyada gerek Türkiye’de çok büyük bir popülerlik elde etmesinin yanında, sunduğu anlatının epikliğinden yapım tasarımının başarısına kadar teknik anlamda da üst düzey bir deneyim sunmuştu. Tüm bunların ışığında Game of Thrones’un televizyon tarihinin en görkemli yapımlarından biri olduğu su götürmez bir gerçek. Hâl böyle iken, George R.R. Martin’in roman serisinden uyarlanan dizinin final sezonu hayranlarını ve eleştirmenlerini bir miktar hayal kırıklığına uğratsa da, Emmy Ödülleri nezdinde 32 dalda adaylıkla onurlandırılması gayet anlaşılabilir bir durum. Bu bağlamda geçtiğimiz yıllara damgasını vuran Game of Thrones’un bu yıl Emmy Ödül Töreni’nde gecenin kazanlarından biri olması öngörülüyor.

71. Emmy Ödül Töreni Digiturk Ekranlarında Olacak

Game of Thrones’un ardından kazandığı adaylıklarla öne çıkan yapımlar arasında, komedi dalında geçen yıla damgasını vuran The Marvelous Mrs. Maisel, HBO’nun Game of Thrones’un ardından yayınladığı ve bu yılın en çok konuşulan yapımlarından olan Chernobyl, Barry, Fosse/Verdon ve When They See Us bulunuyor. Bu yapımların yanında, Emmy Ödülleri’nin ana akımın dışında kalan alternatif biçimsel denemeler içeren ya da özgün anlatısal deneyimler sunan dizilere alan açması oldukça sevindirici bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Buradan hareketle başta En İyi Mini Dizi olmak üzere toplam 19 dalda adaylık alan Chernobyl’e ayrı bir parantez açılabilir.

Dizilerin, HBO’nun başını çektiği bir anlayışla, sinemayla arasındaki anlatısal ve teknik farkı kapattığı hatta sinemayı geride bırakmaya başladığı uzun zamandır konuşulan bir konu. Usta yönetmenlerin diziler için de kamera arkasına geçmesi, sinema sektöründeki yoğun kaynakların bu alana akması gibi unsurların bu gelişimin en büyük nedenlerinden olduğu şüphesiz. Chernobyl de bu konuda kolaylıkla örnek gösterilecek bir yapım. 5 bölümlük mini dizinin yaratıcısı olarak Craig Mazin’in ismini görüyoruz. Kariyerinde daha önce Korkunç Bir Film- Scary Movie ve Felekten Bir Gece – The Hangover gibi serilerde senaristlik yapmış olan Mazin’in, sinematik anlamda böylesi güçlü bir diziye imza atmış olması ilk bakışta biraz şaşırtıcı görünse de, dizi ve sinema filmleri arasındaki seviye farkının azaldığından bahsedeceksek Chernobyl, bu konuda başı çeken yapımlardan biri. Özellikle ele aldığı felaketin etkisini seyirciye geçirme konusunda ve atmosfer kurulumunda oldukça başarılı bir iş çıkaran dizinin seyirci ilgisinden çok, ele aldığı Çernobil felaketini hakkıyla ekrana taşıma gayesi güttüğünü söyleyebiliriz. Soğuk renk paletinden, yıldız (ya da genç) oyunculara yer vermemesine kadar oldukça cesur bir proje olan Chernobyl’in elde ettiği adaylıklardan sonra ödül gecesinde nasıl bir performans sergileyeceği merak konusu.

Benzer bir vurgu, geride bıraktığımız yıl yayınlanan 2. sezonu ile ekranlara veda eden Fleabag için de yapılabilir. Son dönemin televizyon dünyasının yükselen isimlerinden Phoebe Waller-Bridge’in yazdığı, başrolünde yer aldığı ve yaratıcısı olduğu dizinin, Chernobyl’in teknik alanlardaki maharetini anlatı yönünde gösterdiğini söyleyebiliriz. İkinci sezonu ile birlikte daha da geniş kitlelerce sahiplenilen ve bu bağlamda sosyal medyanın gücünü bir kez daha kanıtlayan Fleabag, anlatısal anlamda belki de dizi tarihinin en özgün yapımlarından biri. Sinemanın neredeyse ilk döneminden beri görmekte olduğumuz dördüncü duvarı yıkma stratejisini bambaşka bir biçimde kullanan, karakterini seyirciye hitap ettirmesinin ötesinde seyirciyi edilgen konumundan sıyırarak tüm anlatının bir parçası hâline getirmesiyle, televizyon hatta sinema tarihinde son derece özgün bir konuma yerleşeceği yönünde bir öngörüde bulunulabilinir Fleabag için.

Başta da belirttiğimiz üzere Emmy Ödülleri, kanalların ve çevrimiçi yayın platformlarının önemli rekabet alanlarından biri. Özellikle HBO ve Netflix’in arasındaki ciddi bir rekabetten söz edebiliriz. Geçtiğimiz yıl HBO’nun 17 yıllık üstünlük serisine son vererek, 108’e karşılık 112 adaylık elde eden Netflix’in bu sene bu konudaki liderliği yeniden HBO’ya kaptırdığını görüyoruz. Game of Thrones’un estirdiği rüzgarın da etkisiyle HBO, toplam adaylık konusundaki liderliği geri almış görünüyor. Öyle ki bu yıl HBO 137 adaylık alırken, çevrimiçi yayın devi Netflix 117 adaylıkta kalmış durumda.

Hâlihazırda televizyonun altın çağını yaşarken, Emmy Ödülleri’nin önemi her geçen gün artıyor. Bu yılın kazananlarının, ya da tam tersine hayal kırıklığı yaratacak yapımlarının hangileri olacağı sorusu da daha belirgin hâle geliyor. Tam da bu yüzden televizyon tarihine geçecek yapımların belli olacağı 71. Emmy Ödülleri’nin dağıtılacağı töreni takip etmek oldukça önemli.

71. Emmy Ödül Töreni 22 Eylül gecesi Digiturk ekranlarından canlı olarak yayınlanacak, biz de geceyi hem Digiturk’ten takip edecek hem de sizlerle hızlıca düşüncelerimizi paylaşacağız.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi