57. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Yarışma bölümünün dördüncü gününde Azra Deniz Okyay’ın yazıp yönettiği Hayaletler ve Tunç Şahin imzalı İnsanlar İkiye Ayrılır filmleri seyirciyle buluştu.

Hayaletler

Hayaletler

Dünya prömiyerini geçtiğimiz ay Venedik Film Festivali’nin Eleştirmenlerin Haftası bölümünde yapan ve bu bölümde büyük ödüle layık görülen Hayaletler, bu yılki Ulusal Yarışma seçkisinin de tartışmasız en dikkat çekici yapımları arasında yer alıyordu. Kısa filmleri ve video art çalışmalarıyla dikkat çeken Azra Deniz Okyay, bu ilk uzun metrajında tüm Türkiye’de elektriklerin kesildiği ve bir noktadan sonra kaosun baş gösterdiği bir dünya kuruyor ve bu dünya içine yerleştirdiği dört karakter üzerinden sert ve tavizsiz bir “Yeni Türkiye” portresi çıkartıyor.

Yönetmenin Sulukule Mon Amour belgeselinde odaklandığı dansçıları akla getiren Didem, toplumun baskılarından kaçmak ve dansçı olmak isteyen genç bir kadındır. Belediye bünyesinde temizlik işçiliği yapan İffet’in hapishanedeki oğluna göndermek için paraya ihtiyacı vardır. Kendine fahri sivil polislik görevi atamış Raşit kurduğu tezgahla kentsel dönüşüm ve mülteciler üzerinden para kazanmaktadır. Çevresinde olan biteni cep telefonu ile kaydetmesi itibarıyla yönetmen Okyay’ın bir izdüşümü gibi okunabilecek feminist aktivist Ela ise mahalledeki çocuklara sinema dersi vermektedir. Hepsi kendi içinde tutarlı şekilde çizilmiş bu karakterlerin yaşadıklarına ayrı ayrı odaklanıyor Hayaletler. Her ne kadar farklı hayatları var gibi görünse de küçük ve kentsel dönüşümden payını almış bir muhitte yaşıyor olmaları sebebiyle yolları da birçok noktada kesişiyor. Bu kesişme noktalarının başarılı kurgu hamleleriyle aktarılması, bu karakterlerin birbirlerinden ayrıksı dünyalarının bir araya gelmesini sağlıyor ve bu birleşim, yönetmenin ülkede olan biten birçok olumsuzluğa dair hırçın bir karşı duruşunu açık ediyor. Mültecilere yönelik olumsuz bakıştan kadına şiddete kadar -maalesef- geniş bir yelpazeye yayılan söz konusu olumsuzlukların geri adım atmaksızın anlatıya eklenmesi, hâlihazırda içinde yaşadığımız oldukça karanlık ve distopyavari durumun bir özetini sunuyor ama tüm bunlar filmi bir yandan da çok “kalabalık” hâle getiriyor. Buna ek olarak bu gördüklerimizin zaten bildiğimiz ya da tecrübe ettiğimiz hâlleriyle sunuluyor olması da Hayaletler’in söylemini, en azından Türkiye seyircisi nezdinde seyreltme riski de taşıyor. Fakat bunun kasıtlı bir tercih olduğu da fark ediliyor ve böylesi hırçın bir duruşun, enerjik bir reji ve içeriği tamamlayan görsel tercihlerle -burada görüntü yönetmeni Barış Özbiçer’in adını anmakta fayda var- bir araya geliyor oluşu Hayaletler’i ziyadesiyle dikkat çekici bir film yapıyor. Yine de filmin çok sert bir yerden inşa ettiği karanlık ülke tasvirinin altına yerleştirilmiş büyük bir bombanın eksikliği, yönetmenin öfkesinin seyircide harekete geçirici bir reaksiyon yaratmasının önünde bir engel gibi.

65/100

İnsanlar İkiye Ayrılır

İnsanlar İkiye Ayrılır

Orta metraj filmlerden oluşan 7Yüz projesinin dünyasında geçen İnsanlar İkiye Ayrılır, bu projenin yaratıcısı konumundaki Tunç Şahin‘in ikinci uzun metrajlı filmi. Hemen hemen tüm tercihlerinde 7Yüz dünyasının etkisinin hissedildiği film bu bağlamda tutarlı bir dil kurmuş gibi görünürken bu durum, bir yerden sonra yarışmanın -şimdilik- ana akıma en yakın duran yapımı İnsanlar İkiye Ayrılır’ın aleyhine işliyor.

Film, içinde yaşadığımız ekonomik sistemin pençesine düşmüş insanların kendilerini içinde buldukları kedi-fare oyununa odaklanıyor. Anlatının merkezinde bankaların tahsil etmediği borçları satın alan ve bu borçluların peşine düşen bir şirket var. Kapitalist düzenin olmazsa olmaz kurumları bankalar ve “sıradan” insanların tam arasında konumlanan bu şirket, sistemin bir tür katalizörü olarak konumlanıyor hikâyede. Bu çarpık yapı, hem banka ve şirket çalışanlarını hem borçlu insanları etkileyen, sistemle temas hâlindeki herkesi içine çeken bir girdaba dönüşüyor. İşte İnsanlar İkiye Ayrılır tam olarak bu girdabın filmi. Başta, sistemin açıklarından yararlanılarak yapılan plan olmak üzere birçok unsur, seyircinin bu olan bitene karşı merak duygusunu tetikleyen bir gerilim yaratmak üzere tasarlanmış. Paralel kurgu ve flashback kullanımları da bu durumu destekler nitelikte. Bu oyuncaklı yapı, İnsanlar İkiye Ayrılır’ı seyirci odaklı hâle getiriyor. Bu elbette kıymetli bir tercih olabilir fakat peşinden sürüklendiğimiz sürprizlerle dolu planın sürüklediği anlatı, söz konusu girdabı mevcut ekonomik sistemin sert bir eleştirisine dönüştürmüyor; seyircinin içinde kaybolmaktan eğleneceği bir yapı kuruyor. Bu durum filmin görsel dünyasıyla da birleşince ortaya çıkan sonuç güçlü bir sinema deneyiminden ziyade bir internet dizisinin yeni bir bölümüne yakın duruyor; çıkış noktasının yüksek potansiyelini pratiğe dökemiyor.

50/100

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information