57. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Yarışma bölümünün ikinci gününde Nesimi Yetik imzalı Dirlik Düzenlik ile Yasin Çetin ve Barış Gördağ’ın birlikte yönettiği Koku filmlerinin gösterimleri yapıldı.

Dirlik Düzenlik

Türkiye sineması, hele bir de festival seçkileri deyince akıllarda beliren en net olgulardan biri “dertli erkek hikâyeleri” şüphesiz. Yarışmanın ilk gününde seyirci karşına çıkan yapımlar da bu fikri doğrular nitelikteydi. İkinci günkü filmler ise merkezlerinde kadın karakterlerin bulunması sebebiyle merak uyandırıcıydı. Bu yapımlardan ilki Nesimi Yetik‘in ikinci uzun metrajı Dirlik Düzenlik. 2007 tarihli kısa filmi Annem Sinema Öğreniyor’la dikkat çeken Yetik, 2014’te çektiği Toz Ruhu’yla Adana Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü kazanmıştı. Temelinde bir başka erkek hikâyesi olan Toz Ruhu’nun ardından gelen Dirlik Düzenlik; baba ve koca figürünün olmadığı, yaşı ilerlemiş anne ve oldukça farklı özelliklere sahip iki kız kardeşten oluşan bir ailenin çalkantılı yaşamına odaklanıyor.

Dirlik Düzenlik bu üç kadının birlikte yaşadığı evi bir mücadele alanı olarak tanımlıyor. Sürekli bir rekabet ve didişme hâlinde olan kız kardeşler bu evin hâkimi olmaya çalışırlarken, anneleri ise bu gergin ortamdan uzaklaşmak istiyor; bu nedenle de kendisine gelen sürpriz evlenme teklifine oldukça olumlu yaklaşıyor. Bu teklif, hâlihazırda zaten diken üstünde seyreden gidişatta bir kırılmaya neden oluyor ve üç kadın birbirleriyle ve ailenin artık orada olmayan “reisiyle” ilgili eteğindeki taşları dökmeye başlıyor. Fakat Yetik, bu koyu dramayı, hayatın içindeki mizaha, pozitif anlara da alan açarak sahici ve sinematik anlamda ilgi çekici kılıyor. Bunun en büyük nedeninin anlatacağı hikâye kadar bu hikâyeyi nasıl anlatacağına ve sinema diline kafa yorması olduğu pekâlâ söylenebilir. Objelerin, eşyaların önem kazandığı, bunların karakterler arasındaki ilişkinin önemli unsurları olarak işlevselleştiği – bu noktada sanat yönetmeni Osman Özcan’ın hakkını teslim edelim; yakın planların baskın olduğu bir sinema dili kuruyor yönetmen. Neredeyse erkeksiz bir dünyada geçen film, üç kadın oyuncusu Asiye Dinçsoy, Betül Esener ve Dudu Yetik’in performanslarının da yardımıyla güçlü bir kimya çıkarıyor ortaya. Fakat finale doğru kimi sahnelerin bu tutarlı ve olumlu iddiasız üslupla çelişecek şekilde büyük olduğunu, dolayısıyla da genel yapıya zarar verdiğini belirtelim.

65/100

Koku

Baştan belirtmekte fayda var; Koku, yarışmanın ilk gününde gösterilen, ziyadesiyle düşük seviyeli iki filme minnet ettirecek, hem sinematik hem de metinsel anlamda ciddi bir başarısızlık. Hatta Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin en kötülerinden biri olarak adını tarihe yazdırmak konusunda ciddi bir potansiyele sahip. İki “erkek” yönetmen Yasin Çetin ve Barış Gördağ’ın anne olmak isteyen bir kadının yaşadıkları üzerinden kadınlık ve annelik hakkında akıl almaz söylemler ürettiği Koku, yine o kadim soruyu sorduruyor: “Bu film yarışma seçkisinde neden var?” Fakat Koku’yu izlerken sorduğumuz sorular bununla sınırlı değil elbette. Ana karakter İlhan’ın travmatik geçmişi ve anne olmak isteği üzerinden ilerleyen bir dramada, özellikle filmin başlarındaki “iddialı” kamera hareketlerinin işlevi nedir? Neden sürekli müzik kullanımı ile seyircilerin duyguları manipüle edilmek isteniyor? İlhan’ın anne olmak için para karşılığında anlaştığı Mustafa’nın da dâhil olduğu o küçük polisiye aks, bu hikâyede tam olarak neye hizmet ediyor? Mustafa teklifi kabul ederek bu “iyiliği” neden yapıyor? İlginç ki anlatı açısından çok önemli olan bu sorunun cevabının olmadığı filmde de itiraf ediliyor sanki. Mustafa neden bu anlaşmalı evliliği ailesine söylemek zorunda? İlhan hamileliğinin riskli dönemini neden Mustafa’nın köyünde geçirmeyi hemen kabul ediyor? Gittikleri köydeki dilsiz kadının ölüm sahnesi neden bir korku filmi gibi çekilmiş? Mustafa’nın kardeşi ve İlhan’ın edebiyat sohbeti anlatıya hangi yönden katkı sağlıyor? İlhan’ın annelik yapabileceğini göstermek adına gerçekten sağır ve dilsiz bir çocuğa ihtiyaç var mı? Daha birçoğunu üretebileceğimiz bu soruların en tepesine de şunu yerleştirmek gerek belki de: İki erkek yönetmen kadınlık ve annelik hakkında bu denli hoyratça konuşabilecek özgüveni kendilerinde nasıl görüyorlar?

10/100

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information