56. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Yarışma bölümünde Ümit Ünal imzalı Aşk, Büyü, vs. ve Özkan Yılmaz’ın yazıp yönettiği Soluk’un gösterimleri yapıldı.

Aşk, Büyü, vs.

Son olarak Sofra Sırları’nı izlediğimiz Ümit Ünal’ın, geçtiğimiz yaz çektiği ve neredeyse dumanı üzerinde diyebileceğimiz tazelikte izleyici karşısına çıkardığı filmi Aşk, Büyü, vs. ile 56. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin öne çıkan yapımlarından birine imza attığını söyleyebiliriz gönül rahatlığıyla. Aşk, Büyü, vs., ergen yaşlarındayken bir aşk yaşayan ancak sonradan yolları ayrılan, günümüzde otuzlu yaşlarını neredeyse deviren iki kadının, Eren ve Reyhan’ın hikâyesini konu ediyor. Farklı sosyal sınıflardan gelen iki kadından Eren, seneler sonra Reyhan’ı bulmak üzere Büyükada’ya gelince, geçmişin yarım kalmış tüm hesaplaşmaları alevleniyor, tabii aşkları da. Aşk, Büyü, vs.’nin hemen başında lafı güzafı uzatmadan konuya giren ve Eren’le Reyhan’ın ilişkisinin genel çerçevesini bizlere sunan Ünal, bilhassa görsel üslubunda serbest bir anlatıyı tercih ederek, yer yer akıp giden planlarla iki kadının bu yıllar sonraki karşılaşmasındaki tansiyona bizleri ortak etmeye çalışıyor. Selen Uçer ve Ece Dizdar’ın canlandırdığı iki karakterin duygu durumu, Büyükada’nın sakin, ıssız sokaklarında birbirlerini takip ederken gerçekleştirdikleri uzun, özenle kaleme alınmış diyaloglarla ve dinamik, zaman zaman ışığı, kompozisyonu da pek takmayan kamera kullanımıyla izleyiciye aktarılıyor filmde. Ünal’ın bu tercihi yer yer izleyiciye geçmişe dair bütün bilgileri diyaloglar, monologlarla anlatmak zorunda kalmasına yol açsa da, Uçer-Dizdar ikilisinin uyumunun bu dezavantajı kırdığı anlar daha çok. Aşk, Büyü, vs. bir noktadan sonra Eren ve Reyhan’ın Büyükada’dan çeşitli simaların evine girip çıktığı, bir nevi karakterler galerisine dönüşüyor ki bu kısımda karşılaştığımız karakterlerin tam anlamıyla çiftin hikâyesine dolgu yaptığını söylemek güç. Bu da filmin ritminin yer yer sekteye uğramasına vesile oluyor. Ayrıca filmde Reyhan’ın erkek arkadaşı hüviyetindeki Gökhan’ın da, finaldeki ‘büyülü’ sürprize hizmet ediyor olması dışında kritik bir işlev üstlenmediğini söylemek gerekiyor. Teknik anlamda hem göze, hem de ses tasarımı nedeniyle kulağa çapak olabilecek bir takım aceleye gelmişliklerin mevcut olduğu film, yine de Selen Uçer’in muazzam performansı ve en baştan itibaren eksilmeyen duygusuyla akılda yer edecek gibi görünüyor. Bilhassa Uçer’in Osman Nihat Akın’ın bestesi Güzel Bir Göz Attı Beni Bu Sevda’ya yorumuyla zirveye çıkan bir sahne var ki, uzun süre izleyicide kalacağı kesin.

65/100

Soluk

Özkan Yılmaz’ın imzasını taşıyan Soluk, bir nevi kesişen yollar hikâyesi sunuyor. Yılmaz’ın ilk uzun metrajlı filmi olan Soluk’ta üç ana karakterin yolunu kesiştiren şey, Tamer adlı 50’li yaşlarında yalnız bir adamın hastalığı oluyor. Kanserle mücadele eden ve durumu hiç de parlak görünmeyen Tamer, ona her anında destek olan komşusu Aslı ve bir noktadan sonra Tamer’in bakıcılığını üstlenen Celil’in hayatlarının kesişmesine sebep oluyor filmde. Bu noktadan sonra da Celil’in Aslı’ya duyduğu ilgiye, Tamer’in giderek erimesine ve Aslı’nın, Tamer’in hastalığı karşısındaki çaresizliğine odaklanan film, bu alelâde üç karakterin bir araya gelmesiyle oluşabilecek potansiyel bir tansiyon, gerilim söz konusuysa bile, bu potansiyele ulaşmayı hiçbir anında bir türlü başaramıyor. Karakterlerle ve geçmişleriyle ilgili durduk yere açıklamalara şahit olduğumuz, yan karakterlerin sadece ana karakterlerle ilgili bilgi veren replikleri söyleyip kenara çekildiği senaryo, filmin en ilginç karakteri Tamer’in bir yerden sonra acı içinde yatakta kıvranmaktan başka bir işlevinin kalmaması nedeniyle son yarım saatinde tamamen ivme kaybediyor. Tekinsiz bir görüntüye sahip olan Celil’in, inandırıcılıktan uzak aile yaşamı da, Aslı’ya olan hislerindeki motivasyonu da, bu hislerin etkisinde aldığı eylemler de tam anlamıyla hedefine ulaşmıyor. Aslı’nın da Tamer’le olan ilişkisinde herhangi bir ilgi çekici detaya ulaşamadığımız için film bir yerden sonra tekrarlara ve kayda değer bir şey öğrenemediğimiz monologlara sırtını yaslıyor. Filmin akılda kalan yanı, Celil rolündeki Emrullah Çakay’ın ilgi çekici performansı oluyor.

40/100

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi