Ödül sezonuna hoşgeldiniz. Her ne kadar Venedik ve Toronto film festivalleri sezonun öne çıkan filmlerine dair önemli ipuçları veriyor olsa bile Gotham, her daim Oscarlar öncesi sıfır noktası olarak kabul görmüştür. Bunun nedeni Gotham’da kazananların Oscar’da iddialı hâle gelmesinden ziyade yaklaşık iki ay sürecek maratonun ilk büyük etkinliği olması. Keza ABD’li bir yapımcıya sahip olup aynı zamanda belirli bir bütçenin altında çekilmiş filmlerin değerlendirmeye alınması da bu ödülün kapsamlı bir yapıya sahip olmasına engel teşkil ediyor. Tüm bunlara karşın örnekleri git gide azalan küçük ve orta bütçeli bağımsızların ödüllendiriliyor olması Gotham’ın alamet-i farikalarından hiç kuşkusuz. Ayrıca yakından bakıldığında Oscarlar için çıkarılabilecek ufak satır başları da mevcut.

Dizilerle filmler arasındaki çizginin her geçen biraz daha silikleşmesinin de etkisiyle olacak, 2015’ten bu yana Gotham Ödülleri’nin kapsamında diziler de yer almakta. Süreleri göz önünde bulundurularak kısa ve uzun olarak iki farklı formatta verilen ödüllerin bu seneki sahipleri sırasıyla PEN15 ve When They See Us oldu. Mr. Robot, Crazy Ex-Girlfriend, Atlanta ve Killing Eve gibi işlerin ardından bu ünvanın dördüncü sahibi olan Ava DuVernay imzalı dizi, tıpkı selefleri gibi Altın Küre’de önemli başarılar kazanacakmış gibi görünüyor.

29. Gotham Ödülleri: Netflix’in Zaferi

Dizileri bir kenara bırakıp filmlerin tarafına geçtiğimizde ödül törenine damga vuran yapımın Marriage Story olduğunu görüyoruz. En İyi Film’in yanında En İyi Senaryo, En İyi Erkek Oyuncu ve Seyirci Ödülü’nü kazanan film, Venedik’ten bu yana arkasına aldığı rüzgarı hâlen sürdürüyormuş gibi görünüyor. Yukarıda da belirttiğimiz kriterler nedeniyle, Noah Baumbach’ın imzasını taşıyan filmin, Oscarlar için en büyük rakipleri olarak gösterilen The Irishman, Parazit – Parasite, 1917, Asfaltın Kralları – Ford v Ferrari gibi yapımlarlarla yarışmadığını belirtelim. Buna karşın Marriage Story’nin hem film hem de senaryo dallarındaki ödülleri kucaklamış olması önemli bir parametre. Keza bunu geçmişte başaran iki filmin de, Spotlight ve Ay Işığı – Moonlight, birkaç ay sonra aynı dallarda Akademi Ödülü’ne layık görüldüğünü hatırlatmakta fayda var. Dolayısıyla Netflix yapımı filmin En İyi Film Oscarı ve En İyi Orijinal Senaryo Oscarı için güçlü favoriler arasında olduğunu yinelemek gerekiyor. Öte yandan aynı çıkarımları Adam Driver’ın olası bir ikinci Oscar adaylığı için çıkarmak güç. Bunun nedeni olarak ise önceki iki yılda En İyi Erkek Oyuncu dalında Gotham Ödülü’nü kazanan James Franco ve Ethan Hawke’ın Oscar adaylığı bile alamamış olmasını pekâlâ gösterebiliriz. Tüm bunlara ek olarak dünya prömiyerini yapıp ödülle döndüğü Sundance Film Festivali’nden bu yana senenin en iyi belgesellerinden bir tanesi olarak gösteren American Factory’nin de belgesel dalında ödüle ulaştığını görüyoruz. 2012’den bu yana bu kategoride ödüle ulaşan her bir filmin Oscar adaylığı da elde etmiş olması, Steven Bognar ve Julia Reichert’ın yönettiği belgeselin Oscar sezonuna oldukça kuvvetli girdiğini gösterir nitelikte.

Gelgelelim Marriage Story’nin büyük başarısına karşın gecenin galibi Netflix’ti hiç kuşkusuz. Marriage Story’nin kazandığı ödüllerin yanına American Factory’ninkini de ekleyen şirket, böylelikle ilk Gotham ödüllerini de kazanmış oldu. Geçen sene Roma’yla kaçırdığı En İyi Film Oscarı’na gözünü dikmesinin ardından bu uğurda kendi filmlerini daha uzun sürelerde vizyona sokmaya başlayıp Paris Theatre gibi manevi önemi olan sinema salonlarını bünyesine katan Netflix’in, bağımsız filmlerin en önemli ödüllerinden birini bu denli domine ediyor olması, şirketin film sektöründeki atılımlarına yönelik sempatinin artmakta olduğunun da bir göstergesi. Martin Scorsese gibi bir yönetmenin bile maddi kaynak bulamaması nedeniyle yıllardır çekemediği The Irishman’e 150 ile 200 milyon dolar bandında bir para harcamaktan çekinmezken diğer yandan Steven Soderbergh ve Noah Baumbach gibi bağımsız sinemanın önemli isimlerine de maddi ve kreatif alan sağlayan Netflix, kartlarını doğru oynamaya devam ediyormuş gibi görünüyor. Baumbach’ın, Gotham Ödülleri’ndeki ödül konuşması sırasında şirketten “evi” olarak bahsetmesi veya yine aynı gecede Ava DuVernay’ın Netflix’le çalıştığı iki projede de ne denli rahat olduğunun altını çizmesi de, tüm bu sürecin organik bir sonucu.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi