25. Adana Film Festivali 22-30 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilirken, festivalin ulusal ve uluslararası yarışma bölümlerinde verilecek ödüller 29 Eylül’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Özellikle Antalya Film Festivali’nin kendi bünyesinde düzenlenen ulusal yarışmayı tartışmalı bir şekilde kaldırmasının ardından daha da önemli hâle gelen ödülleri kazanan filmlere geçmeden önce festivalde yarışan filmlerin geneline bir bakış atmakta fayda var diye düşünüyorum.

15 filmlik Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması seçkisi sinema dili olarak farklı yönelimlere sahip filmleri içermesiyle kapsayıcı bir tutuma işaret ediyordu. Burak Çevik imzalı Tuzdan Kaide gibi konvansiyonel sinemanın uzağında duran bir filmin ya da Emre Yeksan’ın özgün bir üslubun peşinden gittiği Yuva’sının, klasik anlatısı sineması örnekleriyle aynı seçkide yer alıyor olması ilk bakışta heyecan verici görünebiliyor. Lakin, yarışmadaki bazı yapımların bariz yetersizliklerine rağmen herhangi bir festivalde yarışma filmi sıfatıyla yer alıyor oluşu düşündürücü. Babamın Kemikleri ya da Kaos gibi filmlerin sinematik anlamda çok yetersiz olduğunu düşünürsek, 15 filmlik bir seçki yerine yarışan film sayısını düşünerek daha verimli ve sıkı bir yarışma ortaya çıkartılabilir. Şahsen böyle bir yaklaşımın, hem seyircilerinde hem de sinema çevresinde yarışmayı takip etme konusunda daha güçlü bir motivasyon yaratacağını düşünüyorum.

En İyi Film Ödülü Sibel’in!

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması dahilinde yarışanlar arasında yukarıda adını andığım zayıf filmler olduğu gibi, dünya prömiyerlerini Berlin, Locarno, Karlovy Vary ve Venedik gibi saygın yurt dışı festivallerinde yapmış olması itibarıyla merak uyandıran filmler de vardı. Tomris Giritlioğlu başkanlığındaki jürinin yarışmadaki en önemli ödülleri genellikle yarışmanın öne çıkan filmleri arasında  dağıtmasıyla fazla riskli tercihlerde bulunmadığını söyleyebiliriz. Yaklaşık bir senedir ülkenin önemli festivallerinde yarışarak ödüller kazanan – bu yüzden de eskidiğine dair bir his oluşturan- Tolga Karaçelik’in Kelebekler filmi, Adana’dan da eli boş dönmeyerek jüri tarafından En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödüllerine layık görülürken, Seyirci Ödülü’ne de uzanarak şaşırtmadı. Jürinin En İyi Film kategorisindeki kararı ise görece olarak sürpriz olarak değerlendirilebilir. Kelebekler’in ve Venedik Film Festivali’nden ödüllerle dönen Mahmut Fazıl Coşkun imzalı Anons’un favori görüldüğü bu kategoride Guillaume Giovanetti ve Çagla Zencirci’nin birlikte yönettiği Sibel’in bu ödüle uzanmasını kendi adıma sevindirici bulduğumu söyleyebiliriz. Zira Sibel’in, özellikle senaryo noktasında ciddi sorunları olsa da anlattığı güçlü kadın öyküsüyle yarışmadaki rakiplerinin çoğuna kıyasla daha cesur sulara giren filmlerden biriydi. Filmin bu başarısında büyük pay sahibi olan Damla Sönmez’in En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne ulaştığını da atlamayalım. Bu noktada öznel kanaatimce yarışmanın – yine kendi içinde sorunları olmasına rağmen – en güçlü filmi olduğunu düşündüğüm Yuva’nın geceden ödülsüz dönmesi, Türkiye sinemasının geleceği adına olumsuz bir nokta olarak değerlendirilebilir. Hem teknik hem de tematik anlamda cesur bir film olan Yuva’nın, artık kanıksadığımız erkek hikâyelerini anlatan ya da politik söylemini özgün bir sinema diliyle zenginleştiremeyen filmlere tercih edilmemesi, hatta bir bakıma görmezden gelinmesi ödül töreninin üzücü detaylarındandı.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması sonuçlarıyla ilgili bir itirazım da Yılmaz Güney Özel Ödülü’yle alakalı. Türkiye sinemasının politik anlamda belki de en öne çıkan figürü olan Yılmaz Güney’in adını taşıyan bu ödülün, bir askeri darbeyle ilgili olmasına rağmen politik anlamda hiç risk almayan Anons’a gidişini biraz kafa karıştırıcı buluyorum. Anons, yarışmadaki işçilik olarak en başarılı yapımlar biriydi ve sinematografi anlamında yarışmadaki filmlerin çoğundan ileride olduğu su götürmez bir gerçek. Lakin, bahsettiğim nedenden ötürü Anons ve Yılmaz Güney adlarının yan yana gelmiş oluşu kafalarda bir takım soru işaretleri doğurmadı değil. Son yıllarda Türkiye’den çıkmış en başarılı ilk filmlerden olan Banu Sıvacı imzalı Güvercin’in ise, jüri tarafında olmasa bile SİYAD tarafından ödüllendirilmesi sevdirici bir gelişme olarak hafızalardaki yerini aldı.

25. Adana Film Festivali’de ödül kazanan filmlerin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi