Usta yönetmen Martin Scorsese, geçtiğimiz hafta Toronto Film Festivali’nde katıldığı bir etkinlikte, pandemi sürecinin etkisiyle sinemanın bir tür “comfort food” a döndüğünü ve bunun endişe verici olduğunu söyledi. “Teselli yemeği” olarak Türkçeleştirebileceğimiz “comfort food“, İngilizcede, üzgünken iyi hissetmek için yenilen yemeği tarif etmek için kullanılan bir ifade. Scorsese’nin sinemanın mevcut hâlini tanımlamak için bu ifadeyi kullanması, aslında son dönemde iyiden iyiye hissedilmeye başlayan ciddi bir değişime isim koymuş oldu. Üstelik bu değişim televizyon dünyasında sinemadan çok daha belirgin şekilde kendisini hissettiriyor. Bunun büyük bir yansımasına, dün gece 2020 Emmy Ödülleri Töreni’nde hep birlikte şahit olduk.

72. Emmy Ödülleri, pandemi nedeniyle seyircilerin olmadığı bir salondan, yapılan online bağlantılarla dağıtılırken, Jimmy Kimmel’ın sunuculuğunu yaptığı gecenin komedi dizilerine ayrılan ilk bölümüne Schitt’s Creek dizisi damga vurdu. Kanada’nın CBC kanalında yayınlanan, Amerika’da ise Pop TV tarafından yayınlanan bir sitcom olan Schitt’s Creek, komedi dalındaki ana kategorilerin tamamında ödülün sahibi olarak Emmy tarihinde ilk bir ilke imza attı. Oysa nisan ayında altıncı sezonuyla ekranlara veda eden dizi, önceki beş sezonuyla tek bir Emmy bile kazanamazken, Amerika’da eski sezonlarının Netflix seçkisine eklenmesinin de etkisiyle geçtiğimiz yıl ilk kez adaylık almıştı. Peki dizi son sezonunda bir anda, 1949 yılından beri dağıtılan Emmy Ödülleri’nin 71 yıllık tarihinde hiçbir dizinin elde edemediği bir başarıyı hak eden, Zeki Demirkubuz’un deyimiyle “aşkın” bir diziye mi dönüşmüştü?

Hak edip etmediği sorusunu bir kenara bıraksak bile, 71 yıl içinde ilk kez böyle bir şey yaşanıyor olmasının ve bunu altıncı sezonunda ilk Emmy ödülünü kazanan bir dizinin başarıyor olmasının olağanüstülüğünü kabul etmemiz ve içinden geçtiğimiz olağanüstü dönemle bağlantılı olduğunu görmemiz gerek. Dünyanın dört bir yanında insanlar pandemi nedeniyle evlerine kapanıp, bu süreçte hiç olmadığı kadar fazla içerik “tüketirken”, Schitt’s Creek gibi yıllardır küçük bir kitle tarafından övülen, ancak genel izleyicinin şans vermediği pek çok yapım hiç olmadığı kadar geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Martin Scorsese’nin dediği gibi insanlar için bir tür “comfort food” işlevi gördü. Görünüşe bakılırsa Schitt’s Creek, pandemi sürecinde üst üste izlenebilecek altı sezonu boyunca insanları dertlerinden uzaklaştırarak bir “comfort food” olarak epey başarılı olmuş.

2020 Emmy Ödülleri: Pandemiye Borçlu Diziler

2020 Emmy Ödülleri

Üstelik bu yıl Emmy Ödülleri’ndeki başarısı karantina sayesinde katlanan tek dizi Schitt’s Creek de değil. Aldığı sekiz adaylığı En İyi Yönetmen – Mini Dizi/TV Filmi dalında kazandığı Emmy ile taçlandıran Unorthodox ve her ne kadar Emmy alamamış olsa da altı dalda adaylık alan Tiger King gibi bazı yapımlar, karantina sürecinde yayınlanmış olmanın etkisiyle normalde ulaşacaklarından çok daha geniş bir izleyici kitlesine ulaştı ve bu durum Emmy’lerdeki başarılarına zemin hazırladı. Öte yandan Fargo ve The Undoing gibi bu yıl Emmy Ödülleri’nde iddialı olması beklenen iki yapımın ertelenerek değerlendirme dışı kalması da En İyi Mini Dizi kategorisindeki dizilerin adaylık ve ödül şansını artırdı.

Geçtiğimiz yıl Drama, Komedi ve Mini Dizi kategorilerini domine eden Game of Thrones, Fleabag ve Chernobyl’in ekranlara veda etmiş olması, bu yıl pek çok kategoride yeni kazananların ortaya çıkmasını sağladı. Daha önce de belirttiğimiz gibi komedi dalında Schitt’s Creek ödülleri domine ederken, Watchmen ve Succession kendi dallarında ön plana çıktı. Geçtiğimiz günlerde dağıtılan teknik ve yan dallardaki ödüller de hesaba katıldığında toplam 11 Emmy kazanan Watchmen, bu yıl en çok Emmy kazanan yapım oldu. Regina King ve Yahya Abdul-Mateen II‘ın dizideki performansları ile ödüle layık görüldüğü gecenin en akılda kalıcı teşekkür konuşmalarından biri dizinin yaratıcısı Damon Lindelof‘tan geldi. Alan Moore’un klasik çizgiromanını doğrudan uyarlamak yerine son dönemde Amerika’da yaşanan olayların temelinde yatan ırkçılık sorununa değinen yeni bir yorumuna imza atan Lindelof, ödülünü 1921 Tulsa Katliamı’ndan etkilenenlere adadı.

Watchmen’in kazandığı bu 11 Emmy, HBO‘nun, adaylık sayısında bir hayli gerisinde kaldığı Netflix‘i ödüllerde geçmesine yardımcı oldu. Yıllarca dizi ödüllerini domine ettikten sonra 2018 yılında ilk kez adaylık sayısında Netflix’e geçilen HBO, geçtiğimiz yıl liderliği geri almış, ancak bu yıl yeniden Netflix’in arkasında kalmıştı. Netflix toplam 160 adaylık alırken, HBO’nun 107 adaylık alması rakiplerin arasında ciddi bir farkın işareti gibiydi. Ne var ki Watchmen ve Succession’ın da katkısıyla HBO bu yıl toplam 30 Emmy’nin sahibi oldu. Netflix ise 21 ödülde kaldı. Ayrıca ödül töreninde verilen ana kategorilerde sadece iki Emmy’nin Netflix’e gitmesi dikkat çekti. Buradan hareketle adaylık sayılarındaki farka rağmen HBO’yu gecenin galibi ilan etmek haksızlık olmayacaktır.

Bu yıl Emmy Ödülleri’nde bir ilk de Apple TV+ cephesinde yaşandı. The Morning Show dizisindeki performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu – Drama kategorisinde ödüle layık görülen Billy Crudup, geçtiğimiz yıl yayın hayatına başlayan Apple TV+’a ilk Emmy ödülünü kazandırdı. Apple TV+ ile aynı dönemde yayına başlayan Disney+ ise The Mandalorian‘ın teknik dallarda kazandığı yedi ödülle birlikte bu yıl sekiz Emmy ödülünün sahibi oldu.

Aslında daha adaylıklar açıklandığında hak ettikleri kıymeti görmedikleri anlaşılan Unbelievable ve Normal People‘ın bu yıl Emmy Ödülleri’nden eli boş dönmesi hayal kırıklığı yaratırken, 24 yaşındaki genç oyuncu Zendaya‘nın Euphoria dizisindeki etkileyici performansıyla Emmy’ye layık görülerek bu kategoride ödülü kazanan en genç isim olması gecenin hoş sürprizlerinden biriydi.

Pandemi nedeniyle ilk kez online olarak gerçekleştirilen ödül töreni, dünyanın dört bir yanından adaylarla 130 görüntülü bağlantı kurulması gerektiği hâlde oldukça sorunsuz geçti ki bu da törenin yapımcılarının başarılı bir iş ortaya koyduğunu gösterdi. En azından bu konuda. Çünkü Emmy Ödül Töreni’nin yıllardır devam eden temel sorunları konusunda bu yıl da kayda değer bir değişiklik olmadığını söyleyebiliriz. Mevcut şartların yarattığı zaruret Emmy Ödülleri’nde inovasyonun önünü açtı açmasına ama bu inovasyonun teşekkür konuşmalarının online olarak yapılmasının ötesine geçememesi, bu türden bir törenin damaklarda tatmin etmeyen bir tat bırakmasıyla sonuçlandı. Her ne kadar bu durum, Ramy Youssef’in gecenin en hoş detaylarından biri olan sosyal medya paylaşımının önünü açsa da…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information