Greta

Festivalin ilk gününü kaçırdığım için ilk kez bulunduğum bir ülkede, şehirde ve festivalde izlediğim ilk film olması bakımından Neil Jordan imzalı Greta, benim için hep özel bir film olarak kalacak ancak bu özelliği yetkin bir anlatı örneği sunduğu anlamına ne yazık ki gelmiyor. Neil Jordan’ın türü gerilim ve dram olarak belirlenen Greta, filme ismini veren 50’li yaşlarında bir kadının yalnızlığıyla oldukça uç eylemler gerçekleştirerek başa çıkmaya çalışmasını konu ediyor. Zihnine asla tam olarak giremediğimiz ve her seferinde izleyiciyi şaşırtabilecek eylemlerde bulunmaya hazır Greta karakteri Isabelle Huppert’e teslim edilmiş ve Huppert’in bundan çok daha fazlasını hak ettiğini belirtmek gerek. Chloë Grace Moretz’in oyunculuğu ise film içerisinde fazla ya da eksik değil tam da olması gerektiği gibi.

Toplu taşımalarda düşürülen, unutulan bir eşyayı sahibine ulaştırmak, bireyin iyi biri olmak ile ilgili kendine duyduğu sorumlulukla doğrudan ilişkili. Neil Jordan’ın Greta’sında Frances (Chloë Grace Moretz) metroda gördüğü unutulmuş bir çantayı sahibi Greta (Isabelle Huppert)’ya ulaştırmaya çalışır. Ancak iyilik yapmak her zaman iyi sonuçlar doğurmaz aksine bazen hayatınızı alt üst edebilir, tıpkı Greta’da olduğu gibi. Bu noktada iyilik kavramını sorgulamak için alan yaratabilecek bir çıkış noktasına sahip olan Greta, kavramlardan ziyade aksiyona odaklanıyor. Büyük bir şehirde yalnızlığı deneyimleyen Frances ve hayatta, belki de kendi içinde dahi yalnız olan Greta arasında gelişen ilişkinin korkunç boyutlara ulaşabileceği ve sapkın bir kadının neler yapabileceği düşüncesi fazlasıyla alışkın olduğumuz bir konu olması bakımından izleyiciye yeni bir şey sunmuyor ya da herhangi bir noktada şaşırtmıyor. Bu noktada fazlaca klişeye başvurması Neil Jordan’ın türün belirli klişeleriyle alay etme yöntemi olarak düşünülebilir ancak bu durumdan da emin olmak pek mümkün değil.  Kendisini ciddiye almakla almamak arasında, korkutmakla güldürmek arasında gidip gelen, bu ikili durumun ortasında ne gerilimi ne de komediyi layığıyla sunabilen Greta, ne yazık ki başarılı bir kadronun elinden çıkan ortalama bir film olarak tanımlanabilir.

Puan: 50 / 100

Boy Erased

Filmigrofisini, hem yazarak hem yöneterek hem de oynayarak genişletmeye devam eden Joel Edgerton’ın Boy Erased filmi her şeyden önce başarılı ve dokunaklı bir hikâye anlatımı sunuyor izleyicisine. Vaiz bir babanın eşcinsel oğlu Jared (Lucas Hedges)’in yönelimini keşfetmesinin ve ailesine açıklamasının ardından kiliseyle bağlantılı bir “tedavi” programına gönderilmesini konu alan film, çocuklarını olduğu gibi kabul etmekten çekinen bir ailenin oğullarına kendisini “yanlış” hissettirmesini ve bu yanlışlığın düzelmesi için atılan adımların geri dönülmesi oldukça zor psikolojik hasarlara yol açabileceğinin altını çiziyor. Gerard Conley’nin kitabına dayanan ve Joel Edgerton’ın kaleme aldığı filmde vaiz babayı Russell Crowe, ne kadar kontrolcü olursa olsun inançlarının önüne oğlunu koyabilen anneyi ise Nicole Kidman canlandırıyor.

Bu noktada konusu itibarıyla prömiyerini geçtiğimiz aylarda Sundance Film Festivali’nde yapan The Miseducation of Cameron Post filmini akla getiren Boy Erased, eşcinsel hikâyelerinin daha da güçlü biçimde dile getirilebildiği günümüzde, bu tür bir terapiye pek aşina olmasak da Hıristiyan aileler tarafından sıklıkla tercih edilebildiğini ve bu durumun türlü psikolojik tehlikeler içerdiğini görebilmek çok da zor değil. Boy Erased’de başarılı bir yönetmenlik ve elbette oyunculuk ortaya koyan Joel Edgerton, Jerad karakterinin umutlarını, korkularını derinden sezinleyebildiğini hissettiriyor. The Miseducation of Cameron Post’a kıyasla daha dramatik bir hikâyeye sahip olduğunu ve izleyicinin yer yer nefes almasına yarayabilecek eğlenceli sahneleri pek içermediğini belirtmek gerek. Yanı sıra filmde Xavier Dolan’ı bütün sistemi içselleştirmiş bir karakter olarak izlemek de ilgi çekici.

Bireyin ailesi tarafından kabul görmemesinin, kendisini tüm benliğiyle kabul etmenin önünde bir engel teşkil ettiğini vurgulayan Boy Erased, benim için yılın çarpıcı filmlerinden biri olmasa da hafızamda yer edeceğe benziyor.

68 / 100

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi