The Girl with the Dragon Tattoo (2011)

Stieg Larsson’ın çok satanlar romanından beyazperdeye uyarlanan Ejderha Dövmeli Kız, biri 2009 yılında İsveçli yönetmen Niels Arden Oplev tarafından, diğeriyse 2011 yılında ABD’li yönetmen David Fincher tarafından olmak üzere iki kez beyazperdeye uyarlandı. İsveç uyarlamasının vizyona girmesiyle oldukça beğeni toplayan ve ABD yapımıyla eserden uzaklaşılıp daha standart bir yapıya bürünüleceği düşünülen film, bu kez bu klişelerden uzak kaldı ve Fincher’ın oldukça başarılı bir uyarlaması olarak karşımıza çıktı.

Kısaca değinecek olursak; İsveç’in önde gelen iş adamlarından biri, kırk yıl önce kaybolan yeğeniyle ilgili araştırma yapması için gazeteci Mikael Blomvist’i tutar. Kimi asılsız iddialar dolayısıyla başı dertte olan gazeteci, genç kızın ölümünde payı olduğunu düşündüğü ailesiyle araştırmasını yapmaya başlar. Bu esnada Lisbeth Salander adlı bir hacker ise, Blomvist’in geçmişini araştırmak için tutulmuştur. Yolları kesişen ikili, birlikte cinayeti çözmeye çalışacaklardır.

L’écume des Jours (2013)

Fransız şair, yazar, eleştirmen, gazeteci ve müzisyen Boris Vian’ın en başarılı yapıtları arasında yer alan Günlerin Köpüğü, gerçeküstü edebiyatın modern başyapıtları arasında yer alır. İki günde yazdığı bu eserinde Vian, varlıklı bir hayat süren Colin ile Chloe’nin mutlulukla başlayıp hastalıkla sona erecek aşkını ele alır; ancak bu hastalık basit bir hastalık da değildir. Zira Chloe’nin akciğerinde zambak çiçeği çıkmıştır ve bunun ilacı ise, hastanın çevresini çiçeklerle donatmaktır!

Boris Vian’ın çevresinde yaptığı gözlemler aracılığıyla oluşturduğu karakterleri gerçeküstü bir şekilde yansıttığı roman, aynı zamanda Chick karakterinin hayranlık duyduğu Jean Paul Satre’ın, yazar tarafından Jean Sol-Patre olarak ele alınmasıyla da akıllarda kalıcı bir yer edinmiştir. Boris Vian’ın gerçeküstü dünyasının, Michel Gondry’nin renkli sanat anlayışıyla birleşmesi ile ortaya çıkan eser, jazz ile şekillenen gerçeküstü bir romanın sinematografik şöleni olarak karşımıza çıkıyor ve izlenmeyi hak ediyor.

Faust (2011)

Goethe’nin elli yıldan fazla üzerinde çalıştığı eseri Faust’un bir modern zamanlar uyarlaması olarak karşımıza çıkan film, Alman edebiyatı duayeninin eserine yönelik bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Sinemanın sıra dışı yönetmeni Aleksandr Sokurov tarafından beyazperdeye uyarlanan eser, Faust metinlerindeki varoluşsal ifadeleri yeniden yarattığı diyaloglarından, kullandığı farklı görüntü formatına kadar her şeyiyle bambaşka bir deneyimin kapılarını aralıyor.

Edebiyat eserlerinin klasik yöntemlerle beyazperdeye uyarlandığı örneklerden oldukça uzak olan Faust, eseri ekrana yansıtırken koruduğu şiirselliği, teatral yapısıyla destekliyor. Goethe’nin eserinden esinlenilen; ancak serbest bir uyarlama şeklinde yansıtılan film, şeytanla anlaşmaya giden insan temasının temelinde yatan sorgulamaları ise doğrudan yansıtıyor. Kısaca Sokurov, felsefesini ödünç aldığı Goethe’ye şapka çıkarırken, kendi zihninin görsel kapılarını da izleyiciye açıyor.

Inherent Vice (2014)

Bu yıl İstanbul Film Festivali kapsamında gösterimi yapılan ve usta yönetmen Paul Thomas Anderson’ın son yapımı olması sebebiyle de yıl boyunca merakla beklenen Gizli Kusur, her ne kadar henüz Türkçe’ye çevrilmemiş olsa da ABD’li yazar Thomas Pynchon’ın imzasını taşıyor. Özel dedektif “Doc”ın çözmeye çalıştığı bir davayı konu alan yapım, 1970’li yıllar Los Angeles’ının hippi dünyası ve “dumanlı” atmosferiyle birleşince daha da gizemli bir hal alıyor.

Joaquin Phoenix, Benicio Del Toro, Reese Witherspoon ve Owen Wilson gibi başarılı oyuncu kadrosuyla dikkat çeken film, son yılların en başarılı yapımları arasında yer alarak izlenmeyi hak ediyor. Filmin uyarlamasının yapıldığı Pynchon imzalı eserin ise yakın zamanda raflarda yer alacağını umuyoruz.

Filmin eleştirisi için tıklayınız…

Far from the Madding Crowd (2015)

İngiliz edebiyatının en önde gelen isimleri arasında yer alan Thomas Hardy’nin başyapıtı niteliğinde olan Çılgın Kalabalıktan Uzak, 1967 yılındaki John Schlesinger uyarlamasının ardından bu hafta ise güncel bir versiyonu ile karşımıza çıkıyor. Bu kez Thomas Vinterberg imzasıyla sinemalardaki yerini alan yapım, yönetmenin başarılı çizgisini koruduğu bir eser olarak görülüyor.

Filmin eleştirisi için tıklayınız…

1 2 3 4
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi