6vklYniS6O8

İnsan, doğası gereği çevresini ve çevresinde olan biteni merak eden bir varlık. Bu meraktan uzay ve uzayda yaşadığı varsayılan başka canlılar da nasibini almıştır. Bu durum, insanların sunduğu kültür sanat ürünlerinde de kendisini gösteriyor. Uzaya duyulan ilginin sonucu olan bu yönelim, özellikle bilimkurgu sinemasında kolaylıkla görülebiliyor. Biz de InSight uzay aracının Mars’a doğru çıktığı yolculuğun yarattığı heyecanla, 2000’lerden insanın uzaydaki yerini sorgulatan 6 çarpıcı film listesini sizin için hazırladık.

2000’lerden İnsanın Uzaydaki Yerini Sorgulatan 6 Çarpıcı Film

The Wild Blue Yonder (2005)

İnsan ırkının uzaya, başka gezegenlere yeni bir yaşam alanı aramak üzere gittiği filmlere aşinayız. Yeni Alman Sinemasının hâlâ özgün filmler üretmeye devam eden usta ismi Werner Herzog The Wild Blue Yonder’da bu algıyı, kendinden bekleneceği üzere tamamen tersine çeviriyor. Bu ezber bozan film, uzun yıllar önce buzul çağına giren The Wild Blue Yonder gezegeninden, dünyaya gelen bir uzaylıyı takip ediyor. Bilimkurgu sinemasından aşina olduğumuz uzaylı temsilinin aksine insansı bir görünüme sahip bu canlının anlatımından, ırkının insanlığın uzaydaki yeni dünya arayışını tekrarladığını öğreniyoruz. Böylelikle insan ırkı ve uzaylı olarak sınıflandırılan canlılar arasındaki farkı sıfıra indiren Herzog, varoluş üzerine güçlü söylemler üretiyor.

Moon (2009)

Yönetmen Duncan Jones’un ilk filmi Moon, aydaki görevi için üç yıl boyunca yalnız başına bir aracın içinde yaşamak zorunda olan astronot Sam Bell’i takip ediyor. Doğrudan hiçbir insanla bağlantısı olmayan Bell, iletişim ihtiyacını yapay zekaya sahip, konuşabilen robot GERTY ile çözmeye çalışır. Hem bu sıkışmışlık durumu hem de göreviyle ilgili açığa çıkan bazı şüpheler, astronotun kişilik problemlerinin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Özellikle Sam Rockwell’in performansıyla güçlenen Moon, insan ve uzay ilişkisine dair inandırıcı olduğu kadar, tedirgin edici bir portre sunuyor.

Gravity (2013)

Alfonso Cuarón’un çektiği Gravity; uzay boşluğunda sıkışan bir astronotun başına gelenleri, çarpıcı bir kurgu eşliğinde izleyiciye anlatıyor. Her ne kadar bir grup bilim insanı tarafından bilimsel açıdan hatalı bulunsa da Cuarón, insanın uzayın sonsuz boşluğuyla karşı karşıya kalması durumunda yaşayacağı varoluşsal sorgulamaları yansıtmakta harika bir iş çıkarıyor Gravity’de. Bunu yaparken de 3D formatının imkânlarını sonuna kadar kullanıyor. Eşsiz açılış sekansından itibaren bireyin uzaydaki yerinine dair sorgulamalara girişen Gravity, 3D teknolojisini şu ana kadar en işlevsel kullanan film olarak gösterilebilir.

Interstellar (2014)

Christopher Nolan imzalı Interstellar, dünyada yaşamın imkânsız olmaya başlamasıyla bir grup astronotun, yaşanabilecek bir gezegen aramak için çıktığı yıldızlararası bir yolculuğu konu alıyor. Zaman-uzay sürekliliği, solucan delikleri, yerçekimsel sapmalar, kuantum teorileri ve tabii ki ileri derecede matematik ve fizik temeline dayanıyor Interstellar. Filmin bilimsel doğruluğunun bilim dünyası tarafından övgüyle karşılandığını biliyoruz. Bilimsel anlamda bu yoğunluktaki anlatısına rağmen, Interstellar çıkış noktasını baba-kız ilişkisi gibi son derece insani bir noktadan alıyor. Böylelikle insanın tüm evrende yeni bir yaşam alanı ararken dahi, onu var eden duyguların mevcudiyetini koruyacağının altını güçlü bir şekilde çiziyor.

The Martian (2015)

Başrolünde Matt Damon’ın oynadığı Ridley Scott filmi The Martian, Andy Wier’ın Türkiye’de de ilgiyle karşılanan aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlanıyor. Filmin merkezinde, ekibi tarafından öldü sanılarak Mars’ta yalnız bırakılan bir astronotun hayatta kalma mücadelesi var. Bir yandan Dünya’ya hayatta olduğuna dair sinyal göndermek isterken, Mars koşullarında kendine bir hayat kurmak zorunda kalan astronotun hikâyesi, insanın uzayla ilişkisi ve mücadelesine odaklanıyor. Yedi dalda Oscar’a aday gösterilen The Martian, Ridley Scott’ın ustalığını kanıtlar şekilde yarattığı atmosferin gücüyle öne çıkıyor.

First Man (2018)

Neil Armstrong’un kızını kaybetmesinin ardından gelişen süreci ve tüm dünyayı değiştiren Ay’a çıkma yolculuğunu konu alan First Man, Damien Chazelle’in yönetmenlik becerisiyle ön plana çıkan bir film. Önceki filmleri Whiplash ve La La Land’le yetkinliğimi kanıtlayan yönetmen, mutlak bir boşluk, sessizlik içerisinde uzayda süzülme hâli ve bu her şeyden izole olma hissini seyirciye yansıtma konusunda son derece iyi bir iş çıkarıyor. Unutulmaz bir Ay’a iniş sekansı barındıran First Man, kişisel bir hikâyeyle tüm insanlığı doğrudan ilgilendiren süreç arasında tutarlı bir denge kuruyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi