Önceki Sayfa2 / 2Sonraki Sayfa

Bulantı (2015)

bulanti_filmloverss

Zeki Demirkubuz yapmış olduğu filmlerle; insanlığın varoluşunu sorgulayan, nedenlerden çok nedensizliğin, etikten bolca esinlenerek kötülüğün sinemasını yapan; böylece başarı ahlakına, ataerkil düşünce normlarına, burjuva yaşam biçimlerine önemli eleştiriler getiren, Türkiye toplumunu, toplumun karakteristik özelliklerini iyi gözlemlemiş önemli sinemacılardan biri olarak Türkiye Sineması’nın en değerli isimlerinden biri. C Blok’tan Yazgı’ya, Kader’den Yeraltı’na oldukça güçlü yapımlara imza atan yönetmenin 2016 yapımı filmi Bulantı ise yönetmenin başarılı kariyerinde beklenmedik bir hayal kırıklığına neden oluyor. Yönetmenin Bekleme Odası filminin devamı niteliğinde de okuyabileceğimiz Bulantı, Demirkubuz’un sinemasal karşılığı oldukça güçsüz olan kişisel ajandasını sunuyor. Hikaye anlatımı problemlerinin sıkça karşımıza çıktığı film yerinde sayan bir Zeki Demirkubuz imajı çizerek yönetmenin sonraki filmleri için beklenti seviyemizin düşmesine sebep oluyor.

Benim Adım Feridun (2016)

benim-adim-feridun-filmloverss

Ulak’tan bu yana çektiği her yeni filmde hayal kırıklığı yaratan ve bir yerden sonra filmleriyle hayal kırıklığı yaratamayacak derecede dibi gören Çağan Irmak’ın, Benim Adım Feridun filmiyle listemizde olmasının sebebi, filmin uyarlandığı öykünün yarattığı beklenti. 2000 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden Mahir Ünsal Eriş’in, Olduğu Kadar Güzeldik isimli kitabında bulunan Benim Adım Feridun isimli öyküden uyarlanan film, “Bir öykü beyazperdeye ne kadar kötü uyarlanabilir?” sorusunun cevabı niteliğini taşıyor. Öyküyü senaryolaştırırken, ana akım sinema seyircisinin beklentilerini önceliğine alan Irmak, öykünün dokusunu hiçe sayarak bambaşka bir hikaye ortaya koyuyor ve maalesef öyküyü okumamış olan sinema seyircisi için, kıymetsiz bir Feridun hikâyesi anlatıyor. Halil Sezai tercihini ise hiç konuşmamayı tercih ediyorum.

Cingöz Recai (2017)

cingoz-recai-filmloverss

Bu yıl çektiği 4 filmle mütemadiyen adından söz ettirmeyi başaran Onur Ünlü’nün Peyami Safa’nın Cingöz Recai’sini sinemaya uyarladığını öğrendiğimizde ortaya çıkacak filmi büyük bir heyecanla beklemiştik. Oyuncu kadrosunda Haluk Bilginer, Meryem Uzerli ve Kenan İmirzalıoğlu gibi isimleri bulunduran Cingöz Recai, Onur Ünlü’nün senaryosunu yazmadığı yalnızca yönetmen koltuğunda oturduğu bir film olarak da dikkat çekiyor. Belki de bir Onur Ünlü filminden beklediğimizi bulamamamızın en önemli sebeplerinden biri Onur Ünlü’nün senaryoya dahil olmamasıydı. Cingöz Recai kuvvetli prodüksiyonu ve başarılı oyuncu kadrosunun hakkını veremeyen, şatafatlı görüntüsünün altını dolduramayan bir yapım olarak yılın en önemli hayal kırıklıklarından biriydi.

Yol Ayrımı (2017)

yol-ayrımı-filmloverss

Muhsin Bey, Eşkıya ve Gönül Yarası gibi filmlerle gönüllerimizde taht kuran ve Türkiye Sineması’na ivme kazandıran Yavuz Turgul ve Şener Şen ikilisinin Av Mevsimi’nin ardından 7 yıl sonra bir araya geldikleri Yol Ayrımı beklenti seviyemizin artmasına sebep olurken filmin yaşattığı hayal kırıklığını kelimelerle tarif etmek pek de kolay bir iş değil. Denenmiş yolları deneyen ve hiçbir yenilikçi söylemde bulunmayan; aksine gerçekçilikten çok uzak bir hayalperestlikle işçi sınıfı, prekarya ve tüm sömürülenler adına sistemin çarklarını dinamitleyen bir ‘kahraman’ yaratma girişiminde bulunan ve bizden de böyle bir umuda tutunmamızı isteyen Yol Ayrımı, bugün dizilerde örneğine çokça rastlayacağımız duygu sömürüsünün farklı bir türüne imza atıyor. Karakter dönüşümlerini sınıfsal ilişkiler ve motivasyonlardan bihaber şekilde, birden bire gerçekleştiren Turgul’un Yol Ayrımı filmi gerçekle bağlantının kesildiği bir tiyatro oyunundan farksız. Bu oyunda sahne alan büyük oyuncuların aşırılığa varan derecedeki teatral performansları ise şok edici cinsten.

İstanbul Kırmızı (2017)

istanbul-kirmizisi-filmloverssBu yıl, büyük bir inançla beklediğimiz Ferzan Özpetek filmi olan İstanbul Kırmızısı, ünlü isimleri bir araya getiren umut vadedici kadrosuyla ne yazık ki yılın en büyük hayal kırıklıklarından birine dönüşmekten kurtulamadı. Film süresince en ufak bir ipucuna aç bir şekilde kocaman bir yapbozu rastgele elimize verilen sayılı parçalarla çözmeye çalışıyoruz. Film bittiğinde ve beyazperde İstanbul Kırmızısı’na büründüğünde ise kendimizi hiçbir sorumuzun cevabını alamamış, ne hissedeceğimizi bilemez halde buluyoruz.

Önceki Sayfa2 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi