Antalya’nın sokak aralarında geçen zorlu hayatların ve birbirini henüz tanıma imkanı bulmuş iki kardeşin imtihanını peliküle aktaran, yılın en sarsıcı yerli yapımlarından Kar filminin yönetmeni Emre Erdoğdu ve başrol oyuncuları Hazar Ergüçlü,Halil Babür, Nazlı Bulum ile söyleştik. 

Katılımcılar: Emre Erdoğdu, Hazar Ergüçlü,Halil Babür, Nazlı Bulum

Röportaj: Utku Ögetürk & Gizem Çalışır

Deşifre: Hazal Şen

Fotoğraflar: Emin Akpınar

Mekan Sponsoru: Point Hotel Taksim

kar-emre-erdogdu-hazar-erguclu-filmloverss

Hazar Ergüçlü & Emre Erdoğdu


Utku Ögetürk:
Kar’ın ortaya çıkış süreci ile başlayabiliriz. Nasıl ortaya çıktı bu hikâye?

Emre Erdoğdu: Kar, bundan 6-7 sene önce ortaya çıktı. İlk Müzeyyen karakterini yaratmıştım, hemen peşinden Ali geldi ve sonra hikâyeleri geldi. Zaten benim aklıma önce karakterler ardından hikâyeleri geliyor.

Utku: Özellikle Türkiye sinemasında erkek yönetmenlerin kadın karakter yaratımında zorlandığını gördüğümüzü söyleyebiliriz.  

Emre Erdoğdu: Ben bunu düşünmedim aslında. Kadın karakter ya da erkek karakter yazıyorum gibi bir ayrıma girmiyorum. Açıkçası, kadın karakter yazmaktan biraz daha hoşlanıyorum; daha uçsuz bucaksız geliyor. Ayrıca Türkiye’de mi, Orta Doğu’da mı, yoksa tüm dünyada mı böyle bilmiyorum ama erkekler olarak bizlerin kadınlarla olan ilişkimizde problem olduğunu düşünüyorum. Belki biraz da bu yüzden kadın karakter yazmakta zorlanıyoruz. Arkadaşlık kurarken bile arada bir cinsel gerilim yaşamak gibi aslında.

Utku Ögetürk: Peki Hazar, sen senaryoyu, karakterini ilk okuduğunda ne düşündün?

Hazar Ergüçlü: Ben bir yandan çok sevmiş, bir yandan da açıkçası çok korkmuştum. Çok cesur gelmişti bana ama buna çok da takılmamıştım. Örneğin, sonradan bu konuyu konuştuğumuzda “Bunu kabul etmek zor olmuştur”, gibi sözler duydum; özellikle “acaba başıma ne gelir?”, diye hiç düşünmemiştim. Çok sevmiştim, böyle “ötekileştirilen” karakterlerin anlatıldığı senaryolar pek bulunmuyordu.

halil-babur-filmloverss

Halil Babür

Gizem Çalışır: Kar, birbirini yeni tanımaya başlayan iki kardeşin hikâyesi olduğu kadar bir gençlik filmi de aynı zamanda. Filmde karakterler, bir anlamda hem sınıfsal ve kültürel bir başka gerçekliğin farkına varıyorlar hem de aralarına dışarıdan kimseyi almazken Ali’nin onlara sağladığı güven duygusuyla grup içi dengelerin değişmeye başladığına şahit oluyoruz. Bu durum günümüzün genç neslinin yaşadığı çıkışsızlık ve güvensizliğin temsili olabilir mi?

Emre Erdoğdu: Aslında uyuşturucu kullanmalarını, hırsızlık yapmalarını onların arazlarından çıkma sonuçlar olarak düşünmedim. Bu çocuklar bir kenar mahalle çocuğu ve oyun alanına ihtiyaçları var. Benim oyun alanım ne? Sinema yapmak. Onların oyun alanı da uyuşturucu kullanmak, kavga etmek ya da küfretmek. Bu onların sadece oyun alanı.

Dönemin gençliğine dair de bir şey söylememe gerek yok, ben Y kuşağıyım ve buna dair gerçekten hislerimi takip eden bir yol izlediğimde, bu zaten Y kuşağı filmi oluyor.

_MG_8390

Emre Erdoğdu

Utku Ögetürk: Filmin içerisinde her zaman bir umut faktörü var. Ancak filmin başından itibaren umutsuz bir portre çizilmeye çalışıldığı söylenebilir.

Halil Babür: Umut etmek, koşullardan kaynaklı bir sonuç değildir. İçinde bulunduğumuz durum kötü diye gençlik umutsuz olmaz. Umut, kendi içinle alakalıdır. İçinde bulundukları durumdan dolayı umutsuzluk diye bir şey yok. Bu kendi koydukları kurallar için de geçerlidir. Umutsuzluk, ben olduğum gibi davrandığım anda bunun karşılığı olmayacak demektir. Onlar aslında durumun kötü olduğunu da düşünmüyorlar. Ama bu onların daha kötü bir hayat yaşadığı gerçeğini de değiştirmiyor. Bu onların iyisi, kötüsü diye ayırabileceğimiz bir şey değil. Küçük bir gecekonduda yaşarsın, o eve soba geldiğinde artık lüks içindesindir. Bu çok büyük bir villada yaşayanın lüksüyle his olarak aynıdır. Ama bu içinde bulundukları yaşamın daha iyi koşullarıyla tanışmamaları gerektiği ya da bizim bununla ilgili bir sorumluluğumuzun olmadığı anlamına gelmiyor. Onu ayırmak lazım.

Utku Ögetürk: Bu karakterleri yaratırken etkilendiğin filmler oldu mu?

Emre Erdoğdu: Bağımsız Amerikan sinemasından etkilendim. Jim Jarmusch ve Tarantino beni inanılmaz etkileyen iki yönetmendir. Ama onlardan etkilendiğim yerleri direkt alıp koymuyorum. Etkilendim ve bitti, o bir şekilde gözüküyor filmde. Tarantino’nun etkilendiğini aynı şekilde alıp koyması vardır ya; benim filmimde sadece etkilendiğim filmlerin hissiyatı var. Paul Thomas Anderson da var, Coen Kardeşler de var; o etki bir şekilde işliyor.

nazli-bulum-filmloverss

Nazlı Bulum

Gizem Çalışır: Kar, temelde sınıfsal farklarla birlikte toplumsal cinsiyet rollerine ve Freud bağlamında ele alabileceğimiz baba-anne-çocuk üçgenindeki ödipal komplekslere de atıflarda bulunurken toplum ve sistem tarafından kati surette kabul görmeyen, hatta ‘yasaklanan’ bir eylemle, insana dair önemli çıkarımlarda bulunan bir film. Bu yönüyle de izleyiciye oldukça sert bir yumruk savururken bastırdığımız ya da üzerini örttüğümüz gerçeklikleri bilinç düzeyine taşıyor ve ‘kardeşlik’ olgusunun kökünden sarsıldığı bir anlama açılıyor. Hikayeyi böyle bir anlama açmaktaki motivasyonunuz neydi?

Emre Erdoğdu: Baba meselesi benim de sorguladığım bir mesele. Yavaş yavaş çözümlediğime inanıyorum. Sonundaki o eyleme gelirsek, ben aslında şunu düşündüm: Ali Antalya’ya geldi, ailesine yalan söyledi, bu günahı kaldırdı. Çünkü bu Ali’yi yargılayabilecek birilerine göre günah. Ali sonra onlarla takılmaya başladı, bu günahı da kaldırdı. Hırsızlık yaptı, uyuşturucu kullandı, bu günahı da kaldırdı. Ali en fazla neyi kaldırabilir, diye düşündüm. Müzeyyen’in bizim günah dediğimiz şeylerin sonuna kadar gidebileceğini biliyorduk, Ali ne kadar gidebilirdi? Bunu merak ettim. Ve sonunda Ali gitti. Ben gitsin istemedim ama gitti. Asıl merak ettiğim, Ali gitmeseydi nasıl olacaktı?

Hazar Ergüçlü: Bu filmin aile kavramını çok sorguladığını düşünüyorum. Aile nedir, ailemizden olanları sevmek zorunda mıyız? Bu gibi zorunlulukları da bilinçdışı bir şekilde film çok güzel irdeliyor.

Halil Babür: Yaptığımız filmin üzerine konuşunca, tabii ki bunlarla ilgili yeni fikirler hâlâ çıkıyor. Bu sanki şöyle algılanıyor; Kar, aile kurumunu eleştirmek ya da aile kurumunun olmasıyla alakalı bir film gibi görülüyor. Ama aslında burada da tarafsız bakmak gerekiyor. Neden aile kurumunu biz sürekli olumsuz bir şey gibi görüyoruz? Pratikte şöyle bir cevap verebiliriz: Bir çocuğun aileyle kurduğu hiçbir ilişki tamamıyla kusursuz değildir, mutlaka problemlere sebeptir ve gebedir. Mükemmel aile ilişkisi; sadece o çocuğun iyiliğine sebep olmuş, ne kadar sevgi dolu olursa olsun hep iyilikle sonuçlanan bir aile ilişkisi var mıdır? O zaman eleştiri burada aile olmuyor. Aile kurumuyla sınırlı kalmıyor. İnsanın  kendisi zaten problemli bir varlık. Düşünsene, anne ve baba dediğin iki insan, sadece sevgi merkezli. Sadece iyiliğini düşünerek hareket ediyor, o bile fayda etmiyor. Böyle bir durumda “bir kurumu, olguyu” eleştiren “Bu çok saçma, hiçbir zaman çalışmamıştır.” gibi beylik bir cümleyle yola çıkmamak lazım. Bu, insanın var oluşuyla ilgili bir problem. Bu tek taraflı eleştirel bir şey değil. Gözlemlediğin bir durumdan bir hikaye çıkarıyorsun, bu hikayeden çıkan sonuçta da aile kötü bir kurumdur gibi algılanıyor. Bu ona hiç ihtiyacımız olmadığı anlamına da gelmiyor. Öyle büyük bir söyleme de gitmemek gerekiyor. Gidiyorsak da bunu göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

kar-roportaj-filmloverss

Utku Ögetürk, Gizem Çalışır, Emre Erdoğdu, Nazlı Bulum, Halil Babür, Hazar Ergüçlü

Gizem Çalışır: Çok kutsal görülen bir kurumu filmde adeta yıkıyorsun aslında. Bir diğer yandan ise tüm karakterlerin aileleriyle yaşadıkları problemler, onların hayata bakışlarını yönlendiriyor. Mesela Bekir’in ağabeyi eski örgütlü solculardan; hatta bir ağabeyini de faili meçhul cinayetlerden birinde kaybetmiş. Ama onların politik aktifliğini bastırmayı tercih ederek resmin apolitik tarafına kayıyor. Bekir’in bu apolitikliğini günümüz gençliği üzerinden okuyabilir miyiz?

Emre Erdoğdu: Bence günümüz gençliği, gereksiz şekilde politik olmaya çalışıyor. Bekir’in apolitik olmasını çok iyi anlıyorum. Abisi faili meçhul olmuş birinin, kinle inanılmaz derecede politik olması bana çok daha zor geliyor.

Halil Babür: Bu olumsuzlukların olduğu gerçeğini de değiştirmiyor, Pollyannacılık yapmıyoruz tabii ama bu, iyi bir savaşma yöntemi değil. En büyük devrimci eylem iyi hissetmektir. İnsanlar zaten iyi hissettikleri yerde birlik olabilirler.

Gizem Çalışır: Yapım ve post-prodüksiyon süreci nasıl geçti, zorluklar yaşadınız mı?

Emre Erdoğdu: Ben başlangıçta filmi 40.000 lira civarı bir bütçe ile çekmeyi planlıyordum. Sonra Antalya Film Forumu’ndan fon ödülü kazandım, o ödül de 100.000 liraydı, böyle bir ödül kazanınca daha çok para bulalım, daha iyisini yapalım dedik, üzerine 200.000 lira daha borçlanarak devam ettik. İnanılmaz zor bir süreç oldu. Sette paranın bittiği zaman da oldu, set sonrasında festivallere gönderemediğim oldu. Film yapmak belli bir süre sonra gerçekten mental bir sürece dönüyor. Eğer Hazarlar; Nazlı, Halil ve diğerleri, bu filmi onlarla yapmasaydım, bu kadar işkence çekmeye değmezdi. Bu kadar zorluk, film çekmeye değmez. Hayatım boyunca bunu hayal ettim, 12 yaşından beri bunu istiyordum ve sonunda bu sonucu elde ettim. Hayatımın her alanı bu yüzden durdu.

kar-hazar-erguclu-filmloverss

Gizem Çalışır: Kurgu aşamasında Mavi Dalga filminden tanıdığımız oyuncu Ayris Alptekin ile birlikte çalıştın. Kafanda kurduğun filmin gerçekleşmesinde o ne kadar etkin oldu?

Emre Erdoğdu: Ayris, sinema konusunda kafamın en uyuştuğu insan. Ona hayatımı bile kurgulatırım. (gülüyor)

Utku Ögetürk: Aktüel kamera kullanıp, bu denli uzun planlar çekeceğini düşünmüş müydün, yoksa çekim sırasında daha anlık gelişen tercihlerle mi şekillendi?

Emre Erdoğdu: Bunu Ercan’la defalarca konuştuk. Sadece kendi estetik anlayışımızı ortaya koymak istedik ve bütün filmi birlikte tasarladık. Çok az yer değişti. Ama bir dahaki filmlerimde kendimi biraz anın duygusuna da bırakmak istiyorum.

Utku Ögetürk: Çok keyifli bir röportajdı, hepinize çok teşekkür ederiz.

Emre Erdoğdu: Bizim için de çok keyifliydi, teşekkür ederiz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi