İlk sezonuyla büyük ses getiren 13 Reasons Why’ın 2. sezonu her ne kadar ilk sezonu gibi ulvi meselelere ışık tutma amacı gütse de bünyesinde barındırdığı pek çok sorunla birlikte odağını kaybederek ilk sezonun oldukça altında kalıyor.

***Bu yazı 13 Reasons Why 2. sezon hakkında keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Şahsıma göre son yılların en iyi ‘coming-of-age’ filmlerinden biri olan Me, Earl and the Dying Girl’de pek sevdiğim bir sahne vardır. Jon Bernthal’in canlandırdığı Mr. McCarthy, Greg’e “Birisi öldükten sonra bile yine de onların hayatı hakkında bir şeyler öğrenebilirsin.” der, yaşarken hiç de hazzetmediği babasının cenazesinde duyduğu onca iltifatı kast ederek. İlk sezonuyla beklenmedik bir hite dönüşen Netflix dizisi 13 Reasons Why’ın 2. sezonunda ise Hannah hakkında onlarca yeni şey öğreniyoruz ancak Dying Girl’deki sahnenin aksine duyduklarımız genellikle pek de iç açıcı şeyler değil.

İlk olarak Spotlight’la En İyi Film Oscar’ını kucaklayan Tom McCartyhy’nin yönetmenliğini ve yürütücü yapımcılığını yapmasıyla dikkatimizi çeken 13 Reasons Why, geçtiğimiz yıl Netflix’te yayınlandığında hiç beklenmedik şekilde oldukça yüksek izlenme oranlarına ulaşmıştı. Hannah adlı bir lise öğrencisinin intiharının arkasındaki sır perdesini onun bıraktığı kasetler aracılığıyla keşfettiğimiz dizi, ilk sezonunda sırtını başarılı kurgusu ve renk paletiyle birlikte muhteşem formatına dayamış ve ortaya son dönemin en akıcı dizilerinden bir tanesi çıkmıştı. Diziye her ne kadar ‘ergen draması’ olmakla birlikte şiddet ve tecavüzü güzellediği yönünde tepkiler gelse de Netflix, ilerleyen dönemde dizi oyuncularının yer aldığı bir kamu spotunu bölümlerin önüne ekleyerek tepkileri daha aza indirmeye çabalamıştı. Nitekim 13 Reasons Why’ın 2. sezonu da oyuncuların yer aldığı bir kamu spotuyla başlıyor. Ancak belirtmekte fayda var ki dizinin yaratıcıları tıpkı ilk sezonda olduğu gibi ikinci sezonda da tanık olması zor sahnelere yer vermekten geri durmuyor.

13 Reasons Why

Jay Asher’ın 2007 yılında yayımlanan aynı adlı romanına dayanan 13 Reasons Why, ilk sezonunda Hannah’nın geride bıraktığı kasetler aracılığıyla Netflix’in dizi formatına muhteşem bir uyum sağlarken bu tercih, dizinin sürükleyiciliğini en üst seviyeye çıkarmıştı. 2. sezonda ise hikâyeyi kasetler ya da fotoğrafların yerine Hannah’nın intiharında rol oynayan arkadaşları, anne-babası ve okul danışmanı Mr. Porter’ın dış sesi ilerletiyor. Ancak anlatıcıya güvenip güvenmemek bazı noktalarda izleyiciye bırakılmış durumda. Bu tercih ne kadar dizinin özüne sadık kalmak amacıyla anlaşılabilir olsa da 13 Reasons Why’ın sürükleyiciliğini ilk sezona oranla oldukça aşağılara düşürdüğü aşikar.

13 Reasons Why 2. Sezon: O Eski Hâlinden Eser Yok Şimdi

Dizinin 2. sezonu ilk sezondan 5 ay sonra, Hannah’nın ailesinin aniden Liberty Lisesi’ne dava açmaya hazırlanmasıyla başlıyor. Kasetlerde ismi geçen öğrencilerle birlikte Mr. Porter’ın da davada tanıklık yaptığını gördüğümüz sezonda her bölüm, bir tanığın anlatıcılığına ve davadaki ifadesine ayrılmış. Yalnızca Clay’in dış ses olduğu 13. bölümde durum farklı. Her ne kadar 2. sezonun ön plandaki karakterleri Clay, Olivia Baker, Jessica, Alex ve özellikle de Mr. Porter’ın yeni sezondaki motivasyonları ve intiharın onlarda bıraktığı etki başarılı şekilde verilse de yan karakterler özelinde bunu söylemek oldukça güç. Bu karakterlerle ilgili olarak zaman zaman gördüğümüz tutarsızlıklarla birlikte onlara atfedilen yan hikâyelerin, içi boş şekilde bırakılması bölümler ilerledikçe dikkat dağıtıcı bir hâl alırken dizinin ilk sezonundaki o muhteşem akıcılığına bir darbe daha vuruyor. Bu noktada yalnızca ilk bölümden itibaren ağır ağır pişen Tyler’ın hikâyesini ayrı tutmak gerekiyor. Okul gazetesi için fotoğraf çeken sıradan bir çocukken Clay’e paralel olarak gittikçe asileşip en sonunda şiddete meyil ediyor Tyler.

13 Reasons Why

13 Reasons Why 2. sezon için bir diğer kötü tercih Hannah’nın hayalet olarak Clay’in hikâyesine dahil edilmesi. Halihazırda dizinin en iyi karakter gelişimine sahip olup Dylan Minnette’in başarılı performansıyla birleşince izlemesi daha keyifli hâle gelen karakterin yanına yalnızca onun duyup konuşabileceği bir hayaleti konumlandırmak bir noktadan sonra Katherine Langford’ın ekran süresinin artırmaktan öteye geçemeyen bir tercihmiş gibi görünüyor.

Yukarıda saydığımız etmenlerle birlikte klişeye kaçmış senaryo ve ucuz diyalogların da etkisiyle 13 Reasons Why, 2. sezonuyla gerçekten de bir ‘ergen dizisi’ne dönüşüyor. Bu noktada ilk sezonun muhteşem bir senaryoya ve olağanüstü karakterizasyona sahip olduğunu söylemek hatalı olur ancak dizinin ilgi çekici hikâyesi ve akıcılığı yitip gittiğinde bu eksikliklerin daha fazla göze battığı görülüyor. Bu noktada üzücü kısım dizinin ana derdi olup esas odağını kurmaya çalıştığı cinsel taciz ve tecavüzün bunca hengamenin arasında kaybolup gitmesi. Ancak en azından 13. bölümle birlikte dizinin o sevdiğimiz samimi havasını yeniden yaşattığını ve ilk sezona yakışır bir finalle son noktayı koyduğunu söylemek mümkün.

13 Reasons Why 2. sezon, 18 Mayıs’ta Netflix’te yayınlanacak.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi