Zombilerin Şafağı

Zombilerin Şafağı

Eğer ki bir komedi filminin çıkış noktası klasikleşmiş korku filmlerinin tahmin edilebilir sekanslarını tiye almak ise benim açımdan başarılı olması bir hayli zor oluyor.  Bu yüzden ki çok sevdiğim bir alternatif tür olmasına ve bu türde izlemeye doyamadığım filmler olmasına rağmen son zamanlarda birçok korku-komedi filmi benim için hüsranla sonuçlandı. Korku filmlerine hak ettiği saygıyı göstermekten uzak, yalnızca güldürmeye yönelen bu filmler ne yazık ki genel olarak güldüremediği gibi kısa bir süre sonra da sıkmaya başlıyor. İlki az biraz izleyenleri memnun edince, Korkunç Bir Film serisini sonsuza kadar devam ettirmeyi planlayan yapımcılar sanırsam az önce bahsettiklerimin en önemli örneğini temsil ediyorlar. Oysa yapılan bu sonsuz ve anlamsız denemenin yanında korku-komedi türünü başarıyla temsil eden birçok film bulunuyor. Şimdilerde Yüzüklerin Efendisi serisiyle hatırladığımız Peter Jackson’ın ilk yönetmenlik deneyimlerinden olan 1992 yapımı Braindead bu türün en başarılı örneklerinden olduğu gibi korku filmlerine yaptığı göndermelerle de saygıyı en fazla hak eden yapımlarından. Ya da 1985 yapımı Komşum Bir Katil (Fright Night), vampir filmlerine getirdiği alternatif tarz ile tekrar tekrar izlenecekler listesinde mutlaka olması gerekenlerden. Eğer ki siz de benim gibi bu tür filmlere merak duyuyorsanız, yeni dönem korku-komedi yapımlarının en başarılı örneklerinden biri olan Zombilerin Şafağı (Shaun of The Dead)’ını atlamamanız gerekiyor. Öyle ki yeni izleme şansı bulduğum film, bu türde şimdiden favorilerimden biri olmayı başardı.

Klasikleşmiş zombi filmi karakterlerini merkezine alan film, Shaun’un yaşadığı şehri zombilerin ele geçirmesiyle birlikte arkadaşlarını, ailesini ve sevgilisini korumak amacıyla kahramanlığa soyunmasını konu alıyor. 1978 yapımı Ölülerin Şafağı (Dawn of The Dead) filminin klişeleriyle dalga geçen film, aynı zamanda bu unutulmaz filme saygı göstermeyi de ihmal etmiyor. Her ne kadar çıkış noktasını Ölülerin Şafağı’ndan alıyor olsa da, Zombilerin Şafağı kendisi gibi İngiliz yapımı olan 28 Gün Sonra (28 Days Later)  filmine de çok sayıda göndermede bulunuyor.

Filmin başrol oyuncuları Simon Pegg ve Nick Frost, bizdeki Zeki-Metin gibi, isimleri birlikte anılan oyunculardan. Zaten bu tarz filmler için biçilmiş kaftan olan iki oyuncu bu filmde de performanslarıyla alkışı hak ediyor. Zombilerin Şafağı, oyunculukların başarılı olmasının yanı sıra dahiyane sahneleriyle de türün en önemli örneklerinden bir olmayı başarıyor. Daha önce bazı korku filmlerinde denenen kurtuluş yollarından biri olmasına rağmen “Siz bunu nasıl düşünemezsiniz?” dercesine gözümüzün içine sokulan zombi taklidi yaparak zombilerin arasından geçme sahnesi tek kelimeyle yönetmenin ve senaristlerin dehasını ortaya koyuyor.

İnsanlığın şu anki en büyük sorunlarından biri haline gelen sosyal yozlaşmalara da değinen film, insanların zombiye dönmeden önce de aslında birer zombi olarak yaşadığını henüz ilk sahnesinde başarılı bir biçimde anlatıyor. Her sabah evinden işe gitmek üzere çıkan Shaun, mahalle sakinlerinin yanından geçerken birer zombi gibi hareket eden komşularının farkına bile varmıyor. Öyle ki, bu insanlar zombiye dönüştüklerinde Shaun’un bunu fark etmesi oldukça uzun zaman alıyor.  Bir zombi komedisi olmasına rağmen büyük şehir insanın içinde bulunduğu bu sıkıntıyı da atlamadan anlatan Zombilerin Şafağı, birer zombi gibi yaşamamamız gerektiğini ya da en azından bu şekilde yaşamaya devam edeceksek de zombilerden farkımızın olmadığını anlamamıza yardımcı oluyor.

Filmi fazla övdüğümün farkındayım ancak ben Zombilerin Şafağı’na bayıldım. Korku-komedi türü yapımlar listesinde her zaman en üst sıralarda yer alacak bu filmi henüz izlemediyseniz kendinize bir iyilik yapın ve mutlaka izleyin.

İyi seyirler…

FacebookTwitterGoogle+Share

2 Yorum

  1. Serdar Durdu 05/12/2012 at 10:45 - Reply

    Uzun zaman oldu utku. ne zaman yazacaksın diye bekliyordum. eskisi kadar sık yazmıyorsun çünkü. Shaun of the Dead benim de en sevdiğim korku-komedilerden ve yazının büyük keyif alarak okudum, tamamına katıldım. yani korku-komedide kıvamı tutturmak çok zordur ama bu film onu başarıyor. eline sağlık film kritiklerine bu kadar uzun ara verme (:

Yorum yazın