Dünyanın en pahalı aksiyon filmlerini ya da önemli oyunculara sahip romantik komedileri ne kadar severek izlesem de duygu yüklü aile filmlerinin yeri benim için her zaman ayrıdır. Bu sadece benim için geçerli değil sanırım, toplumumuz da genel olarak bu tarz filmlere daha fazla ilgi gösteriyor. Münir Özkul’un baba olarak karşımıza çıktığı tüm filmler defalarca izlenmeye devam ederken, onun ‘Bak Beyim’ ile başlayan repliği hala unutulmazlar arasındadır. Bunları söyleme sebebim ise, belki ‘yok artık’ diyeceksiniz ama Sylvester Stallone’nin filmleri içinde benim için en özel yere sahip film ne efsane Rocky serisi, ne de bol aksiyonlu Rambo serisidir. Bu yazdıklarıma fazlasıyla şaşırmış olabilirsiniz ama evet başlıkta da göreceğiniz üzere benim favori Stallone filmim Zirveye Çıkış (Over the Top) filmidir. Çünkü filmleri içinde en duygusalı, baba-oğul ilişkisini sorgulamasıyla aile bağlarını en çok irdeleyeni bu filmdir.

Çoğunuz bu filmi henüz izlememiş, izleyenler de filmi pek önemsememiş olabilir. Zaten film vizyona girdiği tarih olan 1987 yılında da çok fazla değer görmedi. Ayrıca benim için en değerli Stallone filmi olması da bu filmin en iyi Stallone filmi olduğunu göstermez. Ancak hikayesiyle, oyunculuklarıyla, duygu yüklü sahneleriyle filmi her izleyişimde ya da her hatırlayışımda boğazım düğümlenir. İyi bir aile babası olamamış tır şoförü Lincoln Hawk için, ailesinden uzaktayken, hayatında önemli iki şey vardır. Birincisi tırı, ikincisi bilek güreşi. Eşinden boşandıktan sonra oğluyla da bağları kopmuş, onu yıllardır görmemiştir. Bir gün eski eşi Christina, hastalığından dolayı oğlunun bir süre babasının yanında kalmasını ister. Babasını tanımayan, onun hayat şartlarına alışmamış bir çocuk olan Michael babasının hayat mücadelesine tanıklık eder ve onun yanında hayatın bilmediği yönlerini görür. Hırsı, başarmayı, yenilmenin çekilmekten daha gururlu bir hareket olduğunu babasının yanında öğrenir. Sonrasında aralarında güçlü bir bağ oluşur ancak Christina’nın babası, torununun eski damadıyla olan bu yakınlaşmasından pek memnun olmaz.

Kazanmaktan daha önemli olanın kendine güvenmek ve ne olursa olsun çekilmek yerine mücadele etmek olduğunu anlatan filmin senaryosu da Sylvester Stallone’ye ait. Stallone ile başrolü paylaşan isim ise genç David Mendenhall. David’in sevimli ve cana yakın hali filmi izlediğinizde sizi oldukça etkileyecektir. Genç yaşına rağmen oldukça başarılı bir performans sergileyen David benim gözümde hala en iyi çocuk oyuncudur. Robert Loggia ve Susan Blakely’nin de eşlik ettiği film duygu yüklü sahnelerinin yanında bilek güreşleri ile dolu sahnelere de sahip. Bu sahnelerin pek aksiyon dolu sahneler olduğunu söyleyemem. Ayrıca Stallone’nin filme heyecan katma adına bazı müsabakaları, yenilmek üzereyken son andaki hamlesiyle kazanması da çok klişe olmuş. Ne olursa olsun, birçok sahnesinde oğluna olan sevgisi ile içimizi burkan tır şoförü rolündeki Stallone sadece aksiyon filmlerinin değil duygu yüklü filmlerin de altından kalkabileceğini göstermiştir.

Bu film elbette Gülen Gözler kadar başarılı bir film değildir. Stallone da Münir Özkul kadar iyi bir aile babası değildir elbette. Ancak Rocky filminin senaryosunu yazıp başrolünde oynayan bu adamın sadece kaslı bir vücuttan ibaret olmadığını unutmamak gerekir. Stallone özellikle 1980’lerin sonu ve 1990’ların başında çocukluğunu ve gençliğini yaşamış bir nesil için önemli bir kişiliktir. Zirveye Çıkış filmi de ona değer veren herkesin mutlaka izlemesi gereken bir yapım. Ben filmi izlerken çok duygulandım, siz de aile bağlarının daha da kuvvetlendiği bayram günlerinde hangi filmi izleyeyim diye düşünüyorsanız bu film size tavsiye edebileceğim önemli bir seçenek.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi