Amerikan İç Savaşı’nın çıkmasına iki yıl var. Zamanın en popüler mesleği: Ödül avcılığı. Devletin ölüm emri verdiği canileri ölü ya da diri teslim eden avcılar yüklü miktardaki ödülün sahibi oluyorlar. Zenciler içinse durum içler acısı. Birer ekmek ya da meyve gibi satılan, türlü işlerde köle olarak çalıştırılan zencilerin hiçbir hakları olmamasının yanı sıra avcı köpeklerinden dahi değersiz görülüyorlar.

Sinemanın sıra dışı yönetmeni Tarantino, son filmi Soysuzlar Çetesi’nin üzerinden üç yıl geçtikten sonra Spagetti Western türündeki filmi Zincirsiz (Django Unchained) ile geri döndü. Hem de bana göre son zamanların en seyirlik filmlerinden biriyle… Bir köle zencinin, ödül avcısı ile tanışması sonrası hayatının tamamen değişmesinden karısını kurtarmaya çalışmasına kadar geçen süreci konu alan film bolca kanlı sahneleri, tarihi göndermeleri ve başarılı kurgusuyla ünlü yönetmenin en başarılı işlerinden biri.

Zincirsiz

Film her ne kadar Tarantino’ya En İyi Yönetmen kategorisinde Oscar adaylığı getirmese de En İyi Film kategorisinde yer buldu. Açıkçası izlemeden önce adaylık sürecine göz atarken Tarantino’nun dışarıda kalmasına şaşırmamıştım ancak Zincirsiz’i izleyince net bir şekilde ifade edebilirim ki En İyi Orijinal Senaryo kategorisinde aday olan Tarantino yönetmenler kategorisinde de adaylar arasında yer almayı kesinlikle hak etmiş. 

Kanımca Zincirsiz, Ucuz Roman ve Soysuzlar Çetesi’yle birlikte izlediğim en iyi Tarantino filmlerinden biri. Çünkü bu kez yalnızca yönetmenin aykırı tarzı değil aynı zamanda konuyu ele alışı da beni oldukça etkiledi. Kölelik sistemi her ne kadar çoktan tarih sayfalarında yerini almış gibi gözükse de birazcık kafamızı kaldırıp etrafımıza bakarsak, belki eskisi kadar sert olmadığını göreceğiz; ama insanın olduğu yerde köleliğin de çok uzak olmadığını anlayacağız. Bu bağlamda filmin karikatürize tarzı olayın ciddiyetini tam anlamıyla hissettirmese bile öyle iki sert sahne var ki uzun süre konuşulacaktır. Horoz güreştirir gibi iki zencinin daracık bir salonda bahis amacıyla dövüştürülmesi ve bir başka zencinin dövüşecek gücü kalmaması sonucu köpeklere yem edilmesi Tarantino’nun aslında konuyu ne kadar sert işlediğinin resmi.

django_unchained_3

Köleliğe bakış açısı, sert eleştirileri filmi bir basamak yukarı taşıyor taşımasına da, Zincirsiz’in aslında bu denli başarılı olmasının en büyük sebebi oyunculuklar. Bu sene Oscar için de yarışacak olan Christopher Waltz’ın performansı başarılı oyuncunun belki de kariyerinin en iyilerinden. Geri kalan isimleri  herhangi bir sıralamaya sokmak büyük haksızlık olur diye düşünüyorum. Ancak, illa ki oyunculukların üzerinde durmamız gerekirse Waltz’ın ardından en büyük övgüyü filmin ilk bir saati boyunca hiç gözükmeyen Samuel L. Jackson’a vermek gerekiyor. Kendisi de zenci olmasına rağmen zencilere uygulanan kölelik sisteminin en büyük destekçisi olan, para ve huzur için kişiliğini hiçe sayan Stephen (Samuel L. Jackson) filmin en kilit karakterlerinden biri. Hatta Tarantino’nun getirdiği kölelik eleştirisinin tamamlayıcı unsuru. Oyunculuklardan uzun uzun bahsetmişken Oscar adaylığı almaması çok tartışılan Di Caprio’nun ille de aday olmalıydı gibi bir durumu olduğunu düşünmüyorum.

Kısacası Zincirsiz baştan sona Tarantino dokunuşlarıyla öne çıkan bir film. Karikatürize edilmiş karakterler, her yana saçılan kanlar, ve tabii ki özenle seçilmiş müzikler. Sinemaya az çok ilgisi olan birine hiçbir bilgi vermeden izlettiğiniz takdirde henüz açılış sahnesinde “Bu bir Tarantino fimi” dedirtecek kadar karakteristik.  Tarantino’nun tarzını sevenler için kaçırılmayacak bir başyapıt. Henüz Tarantino’nun zekasına hayran olmayanlar içinse bir başlangıç olabilecek kadar başarılı. Süresinin biraz uzun olması filmin önemsemeye değmeyecek tek olumsuz detayı olabilir.

İyi seyirler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi