Abbas Kiyarüstemi’nin Köker(Deprem) Üçlemesi’nin son halkası olan 1994 yapımlı Zeytin Ağaçları Altında-Zire Darakhatan Zeyton’dan bahsetmeden önce üçlemenin kendisine değinmekte fayda var. Birbiriyle bağlantılı olan her üç film –Arkadaşımın Evi Nerede? (1987), Ve Yaşam Sürüyor (1992), Zeytin Ağaçları Altında (1994)-  İran’ın kuzeyinde yer alan, 1990 yılındaki büyük depremde ağır tahribata uğramış Köker köyünde geçer. Yönetmen Kiyarüstemi her ne kadar üçleme nitelemesini kabul etmese de seri, sinema literatüründe Köker Üçlemesi olarak anılır. Yönetmenin dünya çapında daha çok tanınmasına, sinemasının belirli bir ivmeye ulaşmasını sağlamıştır. Gerek mekân gerek tema bütünlüğü açısından ardışık yapıya sahip olan üçleme, Kiyarüstemi sinemasının önemli bir parçasını oluşturur. Simgeselliğin hâkim olduğu minimal ölçek, evrensel ve yerel öğelerin birbirine bütünleştiği sinemasal dil, sıradan insanların yaşama tutunma çabaları serinin temel özellikleridir. Yaşam ve ölümün bir aradalığı deprem olgusu dolayımında anlatılır. Çocukların saflığı ve masumiyeti, yönetmenin diğer filmlerinde olduğu gibi burada da anlatının önemli bileşenidir. Her filmde çocukların önemli bir rolü vardır.

Zeytin Ağaçları Altında, deprem sonrası Köker’de hayatın akışını yalın bir diller anlatır. Bir önceki film Ve Yaşam Sürüyor’un çekim süreci hikâyenin merkezini oluşturur. Buna aşk teması eklenir, yerelden amatör oyuncu Hossein(Hüseyin)’in Tahereh(Tahire)’e olan karşılıksız aşkı konu edilir. Film içinde film vardır, Ve Yaşam Sürüyor’un kamera arkası anlatılmaktadır adeta. Açılış sekansında bu durum yönetmeni canlandıran Mohamad Ali Keshavarz tarafından açıkça dile getirilir. Yönetmen, film için oyuncu aramaktadır. Tahereh’i canlandıracak olan Tahereh Ladanian da burada izleyiciye tanıtılır. Tanıtımın yapıldığı bu plandan sonra doğrudan filme geçilir. Hikâye artık kendi kurgusu içinde, film içinde film minvalinde ilerler. Hossein ve Tahereh bu aşamada hikâyeye dâhil olur. Her ikisi de aynı köydendir,  Hossein, Tahereh’i sevmektedir ve onunla evlenmek ister. Ancak Tahereh’in yaşlı ninesi bu isteği reddeder. Hossein ise bu isteğinden vazgeçmez, ısrarla Tahereh’ten bir karşılık bekler, çekimler esnasında ona sokulmaya, bir karşılık bulmaya çalışır. Bu çaba, filmin kapanış sahnesine kadar devam eder; genel planda sabit kalan kamera, zeytin ağaçlarıyla örülü düzlükte Tahereh’i takip eden Hossein’i kadraja alır. Son ana kadar süren takip, Domenico Cimarosa imzalı Obeo Concerto’nun tempo değiştiren müziğiyle son bulur. Bu, umutlu bir son mudur, aşk karşılık bulmuş mudur bilinmez, sadece tempo değiştiren müzikle eş zamanlı olarak gerisin geriye koşmaya başlayan Hossein görülür. Açık uçlu son, yorumu seyirciye bırakır, umuttan beslenmeyi seven Kiyarüstemi düşünüldüğünde bir yerlerde umut hep vardır.

Filmin arka planını oluşturan büyük İran depremine değinmekte fayda vardır. 21 Haziran 1990 tarihinde meydana gelen 7.3 büyüklüğünde deprem, İran’ın özellikle kuzey kısımlarında etkili olmuş, 40 binden fazla insanın ölümüne on binlercesinin yaralanmasına ve evsiz kalmasına sebep olmuştur. Pek çok şehir ve köy deprem neticesinde ağır hasara uğramıştır tıpkı filme konu olan Köker Köyü gibi. Filmin açılışından itibaren kadraja yansıyan yıkılmış, viraneye dönmüş evler, evlerini terk edip ağaç altlarını mesken edinmiş insanlar, depremin yarattığı tahribatı göstermektedir. Hayat durmuş, belirli bir çevre yok olmuştur. Bu yok oluşun enkazından yeni bir hayat filizlenmeye çalışmaktadır. Kiarostami, yok oluş ve yeniden varoluşu özellikle vermeye çalışır, yaşam ve ölüm iç içedir çünkü, doğa kendi döngüsü içinde işlemektedir. Ölüm kaçınılmaz bir gerçektir tıpkı yaşamın gerçekliği gibi.  Başak veren buğdaylar ve zeytin ağaçları yaşayışı simgelerken, insansız kalmış yıkık dökük evler, ölümün yaşamla olan bir aradalığını betimler. Bu diyalektik, Kiyarüstemi sinemasını karakterize eden unsurların başlıcalarındandır.  Öte yandan deprem teması, bütün bir toplumu derinden sarsmış olan bir afettir, onun kamera aracılığıyla kayda alınması toplumsal hafıza kavramını akla getirir. Kiyarüstemi’nin depremden ismini alan üçlemesi, toplumsal hafıza bağlamında işlevsellik kazanır, belgeye yakın görüntüler ve insanların içinde bulundukları yas hali unutuşu engeller. Bireyler gibi toplumlar da ortak yaşantılarda derin izler bırakmış olan hadiseleri belirli ritüellerle zihinlerde canlı tutar. Mezarlıktaki toplu yas ayini, böyle bir ritüelin parçasıdır. Aşk teması, tüm bu olan bitenin içinde canlılığını koruyan, yaşayışa ait olan bir olgudur. Yaşam/ölüm diyalektiğinin bir parçasıdır esasında aşk, umudun olduğu yerde aşk da vardır. Hossein her ne kadar karşılık bulamasa da Tahereh’den, aşkını sürdürmeye devam eder. Çocuklar hikayeye doğrudan dâhil olmasalar da yine varlardır. Yönetmenin, çekim arasında çocuklarla yaptığı sohbet, Kiyarüstemi sinemasında aşina olduğumuz çocuk saflığı ve masumiyetine yapılan bir göndermedir. Üçlemenin ilk filmi Arkadaşımın Evi Nerede?’nin çocuk oyuncuları da bazı planlarda filme dâhil olurlar.

Filmin çekiliş tarzına baktığımızda Kiyarüstemi sinemasını karakterize eden unsurları görürüz. Yalın anlatım, durağan seyirle ilerler. Uzun planlarda sabit kamera açıları dikkat çeker. Görüntü dilindeki yalınlığa, biçimsel öğelerin sadeliği eklenir. Çoğu zaman doğal ışıktan faydalanılır. Minimal sinemasının ustası Kiyarüstemi, gösterişten oldukça uzaktır. Yerel halktan insanları oynatır. Sadeliğinde Doğulu bilgeliği olduğu açıktır, mesajlarını acele etmeden, duyguyu insana geçiren bir sakinlikle verir. Batılı düşünceye hakim pesimist (karamsar/kötümser) tavır onda yoktur, ancak salt bir optimist (iyimser) de değildir. İyimserliği ve karamsarlığı yorumlayışında Doğu kültürünün izleri daha baskındır, izlenenlerden bu sonucu çıkarmak mümkündür.

Abbas Kiyarüstemi’nin vefatı, dünya sineması için elbette büyük bir kayıptır. O, köklü Fars kültüründen beslenmiş İran sinemasına kimlik kazandıran önemli yönetmenlerden biridir. Dünya sinemasını olduğu kadar Türkiye sinemasını da etkilemiştir. Yerli sinemanın minimal örneklerine baktığımızda Kiyarüstemi etkilerini görmek mümkündür. Filmlerini keyifle izlediğimiz dünya sinemasının bu büyük ustasını, satırlarıma son verirken bir kez daha saygıyla anıyorum.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi