2009 yılında “Hurt Locker” filmiyle “en iyi yönetmen” dalında akademi ödülü kazanan Kathryn Bigelow; bu ödüle layık görülen ilk kadın yönetmen olarak adını aklımıza kazımıştı. O dönemde filmin taraflı olduğuna dair bir takım eleştiriler ortaya çıktı. Filmi beğenenler de, beğenmeyenler de genel olarak bu konuda hemfikirdi.

Bu yıl Kathryn Bigelow’un “Zero Dark Thirty” adında bir yeni filmi daha vizyona girdi. Hurt Locker gibi, bu da politik bir film. Durum böyle olunca; herkes filmin taraflı veya tarafsız oluşuyla ilgili görüş bildirmeye başladı. Benim gözlemlediğim kadarıyla, taraflı olduğunu düşünenlerin sayısı, tarafsız olduğunu düşünenlerden fazla. Görüş bildirmem gerekirse; bence film politik açıdan, çok da taraflı sayılmaz. Elbette ki; politik bir filmde yönetmenin tamamen tarafsız olması oldukça güç, neredeyse imkânsızdır ancak bir Amerikan vatandaşı olarak; Kathryn Bigelow, gerçekleri gördüğü gibi anlatmış, birkaç küçük kurgu unsuru dışında; olayları kendi yönüne çevirmek amacıyla, filmi gerçeklikten saptırmamıştır.

ZERO-Dark Thirty-Jessica

Filmi bir bütün halinde incelemektense, 3 ayrı bölüme ayırmayı tercih ediyorum çünkü filmin giriş, gelişme ve sonuç bölümleri birbirinden çok farkı şekillerde seyir ediyor. Birinci bölümde, CIA ajanlarının çeşitli işkence yöntemleriyle El Kaide teröristlerinden bilgi toplama sürecini izliyoruz. İşkenceler, son derece rahatsız edici bir şekilde ekrana yansıyor. Özellikle bu bölümde, Bigelow’un Amerikan ajanlarının tarafında olduğu asla söylenemez. Göreve yeni başlamış, genç Maya; diğer üyelere oranla çok daha masum görünmesine rağmen; o bile işkence gören teröristin yardım isteğini geri çeviriyor. Bununla birlikte; işkencelerin kötülendiği de söylenemez çünkü yapılan işkenceler, ajanlara aradıkları bilgileri sağlıyor.

İkinci bölümde; işkencelerden toplanan bilgiler ışığında Usame Bin Ladin’in yaşadığı yer tespit ediliyor. Bu bölümdeki ana karakter, şüphesiz Maya. Bu sebeple, ben ikinci bölümde Kathryn Bigelow’un biraz taraflı davrandığını düşünüyorum. Politik sebepleri bir kenara koyarsak; bütün hikâyenin tek bir kadın üstüne yoğunlaşması ve CIA ajanlarının başarısının tek bir kadına mal edilmesini; çok feminist bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum.

ZeroDarkThirty

Üçüncü bölüm; Usame Bin Ladin’in evine baskın yapıldığı bölüm. Bu bölümün temposu, diğer bölümlere oranla oldukça yüksek. Eve helikopterlerle gidiliyor ve içeri girdikten sonraki sahnelerin çoğu gece görüş gözlüğü renklerinde gösterilerek gerilim arttırılıyor. Bu operasyondan, evde yaşayan kadınlar ve çocukların da etkilendiğini gösteren, oldukça belirgin sahneler mevcut. Bu noktada; tekrar aynı konuya dönersek, filmin Müslümanlara karşı bir tavrı olduğunu söyleyemeyiz.

“En iyi film” dâhil 5 dalda Oscar adayı olan bu film, tabii ki izlenmesi gereken filmler arasında. Ancak sizi uyarmalıyım; tarafsızlık konusundaki görüşlerime katılmak istemezseniz; (özellikle Müslümanlar için söylüyorum) bu filmin her karesi, sinirlerinizi yıpratır. Gözünüzde fazla büyütmeyin. Bu yalnızca bir film, size (veya dininize) doğrultulmuş bir saldırı silahı değil.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi