Çaresizliğin, eğitimsizliğin, yoksulluğun ve yoksunluğun perdeye yansıması can yakıcı! Çok uzakta bir yerde yaşayan insanların da, “biz” olduğunu görmekse garip.. Ama güzel! Farklıyız fakat aslında “aynı”yız.. Sanat, bize yalnız olmadığımızı göstererek güç veriyor ve belki de bu sayede “bir” olabileceğimizi de görmemizde yardım edecek.

Himalayalar’da yaşayan  Kamla, Delhi’ye inşaatlarda çalışmaya giden kocasından beş aydır haber alamaz. Kocasının telefonlarını da açmaması Kamla’yı iyice korkutmaktadır. Köydekilerin karşı çıkmalarına rağmen Kamla, minik kızını ve kızının çok sevdiği kuzusunu da yanına alarak yola çıkar. Dağ yolları, zor olduğu kadar Kamla, kızı ve hatta kuzuları için bile tehlikelerle doludur.

Karanlık çöktüğünde de yürümeye devam eden Kamla, birkaç adam tarafından durdurulur. Adamlar nereye gittiğini sorduğunda kaçmaya başlar. Adamlar da peşinden gidince Nawazuddin adındaki başka bir adam, Kamla’ya yardım etmek ister ve fena halde dayak yer.

Köprüyü geçip yürümeye devam eden Nawazuddin ve Kamla’nın gittikleri yol aynıdır ve mecburen birlikte yürümeye başlarlar. Ayakkabısının tekini kaybeden Kamla  yorgunluk, açlık ve uykusuzluğun da etkisiyle de bayılınca  Nawazuddin, Kamla’nın yardımına ikinci kez koşar.

Yol, yön bilmeyen Kamla, kocasını bulmak için Nawazuddin’in desteğine ihtiyacı vardır. Nawazuddin, Kamla’ya gerekli desteği para karşılığında vermeyi kabul eder ve tekrar yollara düşerler.

Uzun bir otobüs yolculuğundan sonra vardıkları Şimla’da, Kamla’nın kocasının Delhi’de bir inşaat şantiyesinde olduğu öğrendiklerinde Kamla, Nawazuddin’den onları Delhi’ye de götürmesini ister, tabii yine bir ücret karşılığında..

Garip, gizemli ve kaba bir adam olan Nawazuddin, yol boyunca Kamla’nın minik kızıyla ve kuzularıyla da ilgilenir. Tehlikeli ve kalabalık olan Delhi’ye geldiklerinde Nawazuddin, Kamla’yı, onun kızını ve kuzuyu bir otele yerleştirip Kamla’nın kocasını bulmak için şantiyeleri dolaşmaya başlar. Delhi’de başlarına gelen onca zorluktan sonra Kamla, sonunda kocasını bulur fakat bu hiç de umduğu gibi bir kavuşma olmayacaktır.

Kendisi de oyuncu olan Geetu Mohandas’ın yazıp yönettiği Zar Oyunu (Liar’s Dice),  yönetmenin ilk uzun metraj filmidir. Himalayalar’ın muhteşemliği, Hindistan’ın karmaşası ve insanların fakirliğinin başarılı bir biçimde yansıtıldığı filmin başrollerini Geetanjali Thapa ve Nawazuddin Siddiqui üstlenmişlerdir.

Gereğinden biraz uzun oluşu, kişilerin yakın plan çekimlerinin fazlalığı, sonlara doğru sıkılma hissi uyandırsa da; doğal oyunculuklar, gerçekçi mekanlar ve özellikle çarpıcı sonuyla Zar Oyunu filmi izlemeye değer bir yapım olmuş.

İyi seyirler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi