Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Aylar ayları açıklıyor.

Saatler saatleri kum saatiyle açıklayabiliyor.

Açıklanmayan tek şey aşk: En büyük sayrılık ve en büyük sağlık

Cemal Süreya saat denen zamantaşını tanımlarken bu sözleri kullanır ve hatta Ağustosta bile Marta gönderme vardır derken; günlerin, ayların, mevsimlerin içinde gezebilen zamanın dışına taşmış aşklardan beslenir. Zamanın niceliğinden böyle bahseden Süreya’ya inat mesafenin aşka engel olabileceğini düşünebiliyor musunuz hala? Dünyanın bütün zamanları, bir uçtan bir uca kat edilen mesafeler… Kendimizi edebiyatın ruhumuzu derinden sarstığı sözcüklerinin arasından sıyırarak beyazperdenin büyüsüne kapıldığımızda aslında çok da farklı bir dünyada olmadığımızı anlayıveririz. 90’lı yılların başına gözlerimizi çevirerek günümüze doğru uzanan bir yolculuk yapıp; kimi zaman bilimkurgu kimi zaman ise fantastik ögelerle bir araya gelen zamanın ve mesafenin engel olamadığı 12 unutulmaz aşk hikayesini sıraladık.

Zamanın ve Mesafenin Engel Olamadığı 12 Unutulmaz Aşk Hikayesi

Ghost – 1990

ghost-filmloverss

Sam ve Molly birbirlerine delice aşık bir çifttir. Yeni bir apartmana taşınan bu çift, yolda serseriler tarafından saldırıya uğrar ve Sam kavga sırasında öldürülür. Ancak Sam bir hayalet olarak yaşamayı sürdürür ve sevgilisini tehlikelerden uzak tutmak ve kendi ölümünü planlayanları bulmak için işin inceliklerini öğrenmeye başlar. Bu arada insanlarla bir falcı aracılığıyla iletişim kurmayı başaran Sam, adım adım öteki dünyaya ilerlerken Molly’e daha çok aşık olmaktan ise kendisini alamaz. Soundtrackiyle de ayrıca çok beğenilen Ghost; aşkın ve iki kişinin birbirine olan bağlılığın resmini en etkili bir şekilde çizen filmlerin başında kendine yer bulur.

Sleepless in Seattle – 1993

sleepless-in-seattle-filmloverss

Annie Reed, Noel arifesinde nişanlısının evine giderken, yolda hayatını değiştirecek bir radyo programını dinler. Sekiz yaşındaki Jonah kısa bir süre önce dul kalan babası Sam için çok üzüldüğünden, bir radyo istasyonunu aramıştır. Telefonda konuşmaya ikna edilen Sam, ölen karısına duyduğu aşkı ve birlikte geçirdikleri zamanın nasıl unutulmaz olduğunu anlatır. Annie, bu duygusal sözlerden o kadar etkilenir ki, Sam’la tanışmanın yollarını aramaya başlar… Tom Hanks ile Meg Ryan ikilisinin muazzam kimyasını hissetiğimiz, oldukça samimi bir hikayenin anlatıldığı Sleepless in Seattle; aslında masalsı bir film.

Before Sunrise – 1995

before-sunrise-filmloverss

Richard Linklater’ın aşkın zamansızlığını anlattığı; farklı dönemlerde geçen üçlemesinin ilk filmi Before Sunrise, sinema tarihine adını yazdıracak etkileyici bir aşk hikayesinin ilk adımıdır. Fransız Celine ile Amerikalı Jesse’in bir trende karşılaşmalarıyla başlayan hikayeleri ve arşınladıkları Viyana sokaklarıyla bizleri büyülü bir dünyaya sürükleyen Linklater; gün doğana kadar zamanı olan bu ikiliyi ve birbirlerine karşı duydukları karşı konulamaz çekimi, sihirli sözcükleriyle bezeli diyaloglarıyla öyle güzel ele alır ki adeta bizleri mest eder. Film Jesse ve Celine’in birbirlerine ‘6 ay sonra Viyana’da’ sözleriyle bitse de; biz serinin ikinci filmi Before Sunset ile Paris sokaklarına gittiğimizde anlarız ki aradan aylar değil yıllar geçmiştir. Tek bir şey değişmemiştir; araya giren mesafeler, yaşanılan farklı hayatlar ve zaman… hepsine rağmen Jesse ile Celine hala birbirlerine aşıktır.

Serendipity – 2001

serendipity-filmloverss

Noel arifesinde Sara ile Jonathan alışveriş yaparken bir çift eldiven vesilesiyle tanışırlar. Tanışmalarının ardından o gece uzun uzun sohbet eden ve birbirlerinden etkilenen ikili; sonunda ayrılmak zorunda kaldıklarında ilişkilerini kendi ellerine değil kaderin ellerine bırakma kararı alırlar. Bir kitabın ilk sayfasına ve bir kağıt paraya yazılan telefon numarasıyla kaderin onlara oynadığı oyunu oynamaya hazırlanan ikiliyi birbirlerini aradıkları uzun bir zaman beklemektedir. Her zaman akıllarında bir gün yeniden karşılaşmak olan Sara ile Jonathan; farklı kişilerle hayatlarını da kurma eşiğine gelmiştir; ve beklenen olur hayat onlara etkileyici bir son hazırlamıştır.

Just Like Heaven – 2005

just-like-heaven-filmloverss

Elizabeth Masterson, San Francisco’da mesleğine kendini adamış bir doktordur ve işinden başka hiçbir şeye vakit bulamaz. İki çocuk sahibi kız kardeşi ile buluşmaya gelirken Elizabeth bir araba kazası geçirir ve komaya girer. Bu sırada eşini yeni kaybetmiş olan David Abbot adındaki bir mimar San Francisco’ya taşınır ve Elizabeth’in dairesini kiralar. Ancak David o evde yalnız değildir; Elizabeth’in bedeni hastanede komada yatarken ruhu evde David’i yalnız bırakmaz. Üstelik Elizabeth hiçbir şeyi hatırlamamaktadır. Tek emin olduğu, o dairenin kendisine ait olduğudur. Tartışmaya bir son verebilmek için David, onun gerçekte kim olduğunu bulmaya çalışır ve bu işi birlikte yapmaya başladıklarında ise ikili çok geçmeden birbirlerine aşık olurlar.

The Lake House – 2006

the-lake-house-filmloverss

Hayatında bir değişiklik yapmaya karar veren Dr. Kate Forster stajını tamamladığı yerel İllinois hastanesinden ayrılarak hasta trafiğinin yoğun olduğu Chicago’da bir hastanede çalışmayı kabul eder. Geride bırakmaktan üzüntü duyduğu tek şey ise kiralamış olduğu güzel evdir. Kate şehre doğru yola çıkmadan önce evin bir sonraki sakini için posta kutusuna bir not bırakır. Bu notta kendisine gelen mektuplar için yeni adresini bırakır ve kapının üzerindeki gizemli pati izlerinin kendisi taşınırken de orada olduğunu açıklar. Evin yeni kiracısı Alex eve geldiğinde ise hiçbir yerde pati izinden eser yoktur. Kate ve Alex göl evinin posta kutusu aracılığıyla yazışmayı sürdürürken, inanılmaz ve imkansız bir şekilde iki ayrı yılda yaşadıklarını öğrenirler…

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi