Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa

Andrei Tarkovski sinema tarihinde çok özel bir yere sahiptir. Kimse sinemanın her alanından, farklı yönetmenlerce bu kadar övgüye mazhar olmamış olabilir. Örneğin, kibirliliği ve kimseyi beğenmemesi ile tanınan Ingmar Bergman, “Benim için Andrei Tarkovski en büyüktür, sinemanın doğasına ait yeni bir dil yaratmıştır” demişti.

Buna karşın, Andrei Tarkovski, Sovyetler Birliği’nin sansür yasalarına takılmış, sinemasını politika ile – daha doğrusu bürokrasi ile – savaşarak geçirmişti. Senaryolarını kabul ettirmek için uğraştığı kadar, çekim sürecinde de birçok sorunla karşılaşan Tarkovski’nin filmleri kısıtlı dağıtım buluyor, alt kategorilerde değerlendirildiği için pek az sinemada pek az seansta kısa süreli gösteriliyordu.

Halbuki hiçbir şey böyle başlamamıştı. Tarkovski ilk uzun metraj filmi Ivanovo detstvo (Ivan’ın Çocukluğu) ile 1962 Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan’ı almıştı. Bergman, Sartre, Kieslowski gibi entelektüellerin ve sinemacıların dikkatini çekmiş; batı Avrupa’da ciddi bir ilgi kazanmıştı. Fakat, Andrei Rublev ile devam eden ve Sovyetler Birliği sinema departmanı Mosfilm’e spiritüalist gelen sinema kariyeri, aksayarak devam edecek ve yalnızca yedi uzun metraj kurmaca film ile 1986’daki ölümü ile sonlanacaktı.

Hatta, Tarkovski Stalker’dan sonra 1979 itibarı ile İtalya’ya gidip gelmeye başlar. 20. yüzyılın en büyük senaristlerinden, Antonioni’den Angelopoulos’a kadar birçok isimle çalışmış olan Tonino Guerra ile bir belgesel (Tempo di Viaggio) çeker. Sonrasında, Nostalghia’yı çekmek için İtalya’da kalır. Mosfilm projeden desteğini çeker ve Tarkovski, filmi İtalyan RAI kanalının desteği ile bitirir. Son filmi Offret (Kurban) ise ancak İsveç’te çekilebilecektir. Bir daha ülkesine dönemeyecek, ölümünden kısa süre öncesine kadar karısı ve oğlunu göremeyecektir.

Bu büyük sinemacının 29. ölüm yıl dönümünde onu filmleri ile hatırlayalım:

Ivanovo Detstvo (Ivan’ın Çocukluğu) – 1962

ivanovo-detstvo-filmloverss

İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman işgali esnasında Ivan isimli bir yetimin savaşı değiştiren kahramanlığını, epik bir film düzleminde değil, o dönem Sovyetler’de pek görülmeyen savaş karşıtı bir biçimde veren Ivan’ın Çocukluğu 1962 yılında Venedik’te Altın Aslan’ı kazanmıştı. Andrei Tarkovski’nin sinema kariyerine böyle ciddi bir başarı ile başlaması açısından önem taşıyan film, Tarkovski’nin sinema karakteristiklerine ve geleceğine dair önemli ipuçları taşısa da tam anlamıyla bir “Tarkovski filmi” değildir. Sovyetler’deki de-Stalinizasyon dönemi öncesinde çekilen cesur bir film olarak değerlendirilen Ivan’ın Çocukluğu, Tarkovski’yi batıya tanıtmış; daha sonra kendisine kredi sağlayacak bir sinemacılar ve entelektüeller ağına sokmuştur.

Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi