Özellikle son dönem İngiliz hapishane filmleri ve bunlarda işlenen öteki İngiltere portresini ele aldığımızda bir açıdan özgür sinemanın modern yansımalarını mı görüyoruz acaba? İskoç yönetmen David Mackenzie’nin son filmi Yüksek Risk(Starred Up)’de bu bahsettiğimiz yansıma ve Steve McQueen’nin 2008 yapımı Hunger’ı ile aynı mekânsal tema üzerinde inşa edilmiş.

Henüz yaşını doldurmadan yetişkin hapishanesine nakledilen şiddet eğilimli Eric’in hapishane şartlarına uyum sağlaması ve oradan kurtulmanın yolu olarak görülen rehabilitasyon grubuna dahil olması üzerinden aktarılan hikaye bir de olaya yıllardır o hapishane de bulunana babasının da girmesiyle oldukça karışık bir hal alıyor. Oldukça bol karakterin bulunduğu hikaye özellikle anlık beklenmedik olaylar yoluyla finale sekteye uğramadan ulaşıyor.

Başta da bahsettiğimiz Hunger ile büyük benzerliği daha başlar başlamaz göze çarpan ilk yanı. Fakat arada çok büyük bir fark var. Yüksek Risk’te siyasi göndermeler yok denecek kadar az. Yönetmen anlatmak istediği konuyu tamamen baba oğul ilişkisi üzerinden inşa etmeye çalışmış. Haliyle hikaye zamanla hapishane şartlarından dışarı çıkarak devlet-aile, dost-aile çatışması üzerinden devam ediyor. Film boyunca hiçbir şekilde müzik kullanılmaması ve şiddetin sansürlememesi ortaya çarpıcı bir eser çıkarılmaya çalışıldığının bir göstergesi ama buna ulaşılabildiğini söylemek pek de mümkün değil. Teknik anlamda işin hakkı verilmiş ama hikayedeki bu aile üzerinden takınılan muhafazakar tutum bir anda her şeyle tezat oluşturur hale gelmiş.

Yüksek Risk’te yer yer sisteme dair eleştiriler getiriliyor ama bunlar daha genel anlamda eleştiriler. Filmin esas getirdiği eleştiri hikayenin akışında değil de oluşturulmasında kendini göstermiş. Aile fertlerinin hapishanede bir araya gelmesine rağmen hala bir araya gelememesi gibi. Ama yönetmen bu eleştirileri yöneltirken olaya tek taraflı bakma hatasından kendini kurtaramıyor. Özellikle gardiyan karakterler öylesine yüzeysel ve tipleme şeklinde yaratılmış ki film boyunca bir dekor olmaktan öteye gidememişler. Gerçi yönetmenin hakkının verilmesi gereken bir bölüm var ki bahsetmemek olmaz. Bu, açıkçası izlerken başlarında tam anlamıyla bir şok, sonundaysa tam anlamıyla hüsran yaratan bir sahne. Öyle ki o ana kadar baba oğul ilişkisi filmle birlikte bir şekilde ilerlerken bu sahnede filmin tüm ihtişamını mahvediyor. Bu sahnenin filmin başarısına katkısını göz önüne aldığımızda öylesine bir kırılma anı ki burada yapılan yanlış seçim, Yüksek Risk’in verdiği mesajın dahi basitleşmesine sebep olacak bir hatalar zincirine dönüşmüş.

David Mackenzie gerek görsel akıcılıkla gerekse insanı sahne sahne geren ses tasarımıyla oldukça başarılı bir film ortaya çıkarmış doğrusu. Ama hikayedeki bu muhafazakar tavırdan kendini kurtarabilme cesaretini gösterememiş olması çok büyük bir hata olmuş. Öyle bir hata ki şu an Yüksek Risk’ten son yılların en iyi filmi olarak bahsedebilecekken ancak orta halli bir film diye bahsedebilme durumuyla karşı karşıyayız.

Özellikle son dönem İngiliz hapishane filmleri ve bunlarda işlenen öteki İngiltere portresini ele aldığımızda bir açıdan özgür sinemanın modern yansımalarını mı görüyoruz acaba? İskoç yönetmen David Mackenzie’nin son filmi Yüksek Risk(Starred Up)’de bu bahsettiğimiz yansıma ve Steve McQueen’nin 2008 yapımı Hunger’ı ile aynı mekânsal tema üzerinde inşa edilmiş. Henüz yaşını doldurmadan yetişkin hapishanesine nakledilen şiddet eğilimli Eric’in hapishane şartlarına uyum sağlaması ve oradan kurtulmanın yolu olarak görülen rehabilitasyon grubuna dahil olması üzerinden aktarılan hikaye bir de olaya yıllardır o hapishane de bulunana babasının da girmesiyle oldukça karışık bir hal alıyor. Oldukça bol karakterin bulunduğu hikaye özellikle anlık beklenmedik olaylar yoluyla finale sekteye uğramadan ulaşıyor. Başta da bahsettiğimiz Hunger ile büyük benzerliği daha başlar başlamaz göze çarpan ilk yanı. Fakat arada çok büyük bir fark var. Yüksek Risk’te siyasi göndermeler yok denecek kadar az. Yönetmen anlatmak istediği konuyu tamamen baba oğul ilişkisi üzerinden inşa etmeye çalışmış. Haliyle hikaye zamanla hapishane şartlarından dışarı çıkarak devlet-aile, dost-aile çatışması üzerinden devam ediyor. Film boyunca hiçbir şekilde müzik kullanılmaması ve şiddetin sansürlememesi ortaya çarpıcı bir eser çıkarılmaya çalışıldığının bir göstergesi ama buna ulaşılabildiğini söylemek pek de mümkün değil. Teknik anlamda işin hakkı verilmiş ama hikayedeki bu aile üzerinden takınılan muhafazakar tutum bir anda her şeyle tezat oluşturur hale gelmiş. Yüksek Risk’te yer yer sisteme dair eleştiriler getiriliyor ama bunlar daha genel anlamda eleştiriler. Filmin esas getirdiği eleştiri hikayenin akışında değil de oluşturulmasında kendini göstermiş. Aile fertlerinin hapishanede bir araya gelmesine rağmen hala bir araya gelememesi gibi. Ama yönetmen bu eleştirileri yöneltirken olaya tek taraflı bakma hatasından kendini kurtaramıyor. Özellikle gardiyan karakterler öylesine yüzeysel ve tipleme şeklinde yaratılmış ki film boyunca bir dekor olmaktan öteye gidememişler. Gerçi yönetmenin hakkının verilmesi gereken bir bölüm var ki bahsetmemek olmaz. Bu, açıkçası izlerken başlarında tam anlamıyla bir şok, sonundaysa tam anlamıyla hüsran yaratan bir sahne. Öyle ki o ana kadar baba oğul ilişkisi filmle birlikte bir şekilde ilerlerken bu sahnede filmin tüm ihtişamını mahvediyor. Bu sahnenin filmin başarısına katkısını göz önüne aldığımızda öylesine bir kırılma anı ki burada yapılan yanlış seçim, Yüksek Risk’in verdiği mesajın dahi basitleşmesine sebep olacak bir hatalar zincirine dönüşmüş. David Mackenzie gerek görsel akıcılıkla gerekse insanı sahne sahne geren ses tasarımıyla oldukça başarılı bir film ortaya çıkarmış doğrusu. Ama hikayedeki bu muhafazakar tavırdan kendini kurtarabilme cesaretini gösterememiş olması çok büyük bir hata olmuş. Öyle bir hata ki şu an Yüksek Risk’ten son yılların en iyi filmi olarak bahsedebilecekken ancak orta halli bir film diye bahsedebilme durumuyla karşı karşıyayız.
Puan - 61 / 100

6.1

David Mackenzie gerek görsel akıcılıkla gerekse insanı sahne sahne geren ses tasarımıyla oldukça başarılı bir film ortaya çıkarmış doğrusu. Ama hikayedeki bu muhafazakar tavırdan kendini kurtarabilme cesaretini gösterememiş olması çok büyük bir hata olmuş.

Kullanıcı Puanları: 0.3 ( 1 votes)
6
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi