Yunan Yeni Dalgası’nın önemli temsilcilerinden Yorgos Lanthimos sinemasında kimlik kavramını inceleyen başarılı bir video!

Yunan Yeni Dalgası‘nın en önemli yönetmenlerinden biri olan Yorgos Lanthimos için kimlik ve istenilen şeylere sahip olmak arzusunu resmetmek çok önemli. Kişilerin bu amaçta çıktıkları keşifte karşılaştıkları başarı ile başarısızlıklarını şekillendiren yönetmen, filmlerinin her birinde bunların çerçevesinde; bazen daha çok bazen ise daha az bir şekilde hikayesinin merkezine tanımlaması zor, belirsiz kimlikleri ele alır. Lanthimos, toplum tarafından şekillenen sınırlara göre sıfırladığı kimlikleri kullanarak, bizlere bir distopya yaratır. Yunan Yeni Dalgası’nın temsilcilerinin sahip olduğu tüm o karakteristik özelliklere; kapitalizme ve otoriteye karşı olan duruşu en başarı tanımlayanlardan Lanthimos, din kuramları, katı hiyerarşik bölünmeyi, insanın hırsla kendisini adeta bir savaş alanında bulması gibi birçok konuyu etkileyici bir bakış atar. 2015 yılında Filmekimi’nde izlediğimiz, çok konuşulan son filmi The Lobster’la Oscar Ödülleri‘nde ‘En İyi Senaryo’ dalında kazandığı adaylıkla karşımıza çıkan Lanthimos, birçoklarının da favori ismi. The Lobster’ın dışında Dogtooth, Alps, Kinetta filmleriyle de dikkat çeken yönetmen, Yunan Yeni Dalgası’nın olmazsa olmazı ‘huzur bozucu’ atmosferini güçlü bir dille kullanan yönetmenlerden biri. Son olarak Kirsten Dunst’ın başrolde olacağı dizisi On Becoming a God in Central Florida‘yla gündem olan Lanthimos’un filmografisini, kendisine has dilini ve attığı imzasını anlatan başarılı bir video karşımızda!

dogtooth-filmloverss

Videoyu izlemeden önce kısaca The Lobster ile Dogtooth’un konularını da hatırlayalım.

2012’de Akademi tarafından Yabancı Dilde En İyi Film ödülüyle taçlandırılan Dogtooth; üç kardeşin anne ve babalarıyla birlikte, paralel bir evrende gerçekleşiyormuşçasına yabancılaştığımız, farkında olmadan tutsak oldukları bir evde geçer. Aile üyeleri geniş bahçesi olan bir villada yaşamaktadır ve çocukların, ‘köpekdişlerinden’ birini kaybedene dek dış dünya ile herhangi bir sosyal ya da fiziksel etkileşime girmeleri yasaklanmıştır. Tanrı’yı, devleti hatta aileyi kutsal kabul edilen normlarla donatan toplum için birey yavaş yavaş önemini kaybeder. Dogtooth bu kutsal olarak kabul edilen varlıkların en küçüğüne ‘aile’ye bir bakış sunar. Sorgulamadan kabul edilen yargıları tekrardan düşünmemize neden olduğu için bizi zorlayan ve oldukça rahatsız eden bir yapım olan Dogtooth’ta bize Lanthimos, yarattığı atmosferle Michael Haneke’yi, ele alış şekliyle ise Lars Von Trier’i hatırlatır. Lanthimos, bizi şok etkisi yaratan huzursuz edici atmosferiyle; cinsellik, özgürlük, aile, sosyal izolasyon ve standart normlara dayanan ilişkiler üzerine yeniden düşünmeye zorluyor.

the-lobster-filmloverss

Yorgos Lanthimos, kendi ülkesi dışında farklı bir yerde çektiği The Lobster’la ise bizleri distopik bir geleceğe götürmüştü. Bekar olmanın yasa dışı olduğu ve bu suçu işleyenlerin seçtikleri bir hayvana dönüştürüldüğü bir dünyada geçen film; Colin Farrell, Rachel Weisz, Jessica Barden gibi isimlerin bulunduğu oyuncu kadrosuyla da dikkatleri çekmişti. Karısı tarafından terk edilmiş bir adamın sıra dışı kuralları olan, olağanüstü bu ülkeye ve düzenine karşı gelmesini hikayesinin merkezine alan The Lobster; büyüleyici sinematografisi ve etkileyici hikayesiyle hafızalarımıza adını yazdırdı. İnsana, topluma ve ilişkilere olan bakış açısı ve yarattığı distopya ile şüphesiz sinemanın önemli yapımları arasında anılmaya başladı.

Başarılı Bir Video: Yorgos Lanthimos Sinemasında Kimlik Kavramı

Birçok başarılı videoya imza atan Conor Bateman‘ın hazırladığı; henüz keşfetmemiş olanları yönetmenin filmografisiyle tanıştırmaya iten, Lanthimos sinemasında ‘kimlik’ kavramını irdeleyen videoya aşağıdan ulaşabilirsiniz.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi