“Anatomisini yeniden düzenlemek için diyorum. İnsan hasta, yapılışında arıza var çünkü. Çıplak bırakmaya karar vermeli onu, ölesiye kaşınmasına yol açan şu hayvancığı söküp almak için, tanrıyı ve tanrıyla birlikte onun organlarını. (…) Organsız bir beden hazırladığınızda bağımsız işleyen parçalarından kurtarıp hakiki özgürlüğünü geri kazandırmış olacaksınız ona”  

Antonin Artaud

Yunan Yeni Dalga Sineması deyince akıllarımızda ilk beliren yönetmen olan Yorgos Lanthimos, kısa filmlerinden ilk uzun metraj çalışması Kinetta’ya ve dahi hem akademik hem de pratik sahadaki çalışmalara ilham veren başyapıtı Dogtooth’tan, kronolojik bir sıralamayla söyleyecek olursak, Alps ve Lobster’a her filminde bedenin ve dilin sınırlarını zorlayan; hatta çoğunlukla, onlara alışılmışın dışında anlamlar atfederek sabit olanın yerleşikliğini yıkan bir perspektifle yaklaşır. Lanthimos’un yapıları sökmeye ve kapitalist iktidarlarca belirlenen hiyerarşik bir düzlem doğrultusunda, yukarıdan aşağıya dayatılan dil ve beden sistemlerini yerinden etmeye yönelik bir çaba olarak örgütlediği perspektivizmi, dayatıcı olmak yerine özgürlük yanılsamalarımızı nasıl içselleştirdiğimizi göstermesi açısından eleştirel ve tasvir edici biçimdedir.

Yorgos Lanthimos Filmlerinde Dans, Hareket, Beden ve Özgürlük: Organsız Bedenler

Örneklerine Antonin Artaud’nun ‘vahşet tiyatrosu’nda ya da edebi metinlerinde rastlayabileceğimiz ve kendisinin kuvvetler ağı olarak belirlediği organik yani hiyerarşik ve sistemli olmayan yaşamı anlatmak ya da göstermek için ağırlıklı olarak tercih ettiği şiddet, çığlık, nefes, jest ve efektler Lanthimos filmlerinde de sıklıkla karşımıza çıkar. Dans, kelimenin tam manasıyla, aşkın düşünme modelinde metafizik hakikat olarak ruhu ön plana çıkartan ve hem bedeni hem de onun arzularını dışlayan iktidar politikalarını paralize ederek, kimliklere direnen bedenin özgürlük potansiyelini açığa çıkarır. Bu anlamda Lanthimos, gösteren-gösterilen ilişkisinin ortaya konulduğu temsil tiyatrosunun aksine, Artaud’nun vahşet tiyatrosundaki gibi, izleyicilerin karşılaştıkları şok ve yıkıcı etkiyle sarsılıp kışkırtıldığı ve böylece kendilerinde farkına varacakları farklı olasılıklara zemin hazırlayacak bir yapıya imkan tanır. Bu, organsız bedenin yolunu açmak, onu özgür kılmak demektir ki performativite Lanthimos filmlerinde bu anlamda kurulur. Taklidin ön planda olduğu performatif sahneler tıpkı Kafka’nın ‘Dönüşüm’ hikayesindeki gibi bir kimliğe sabitlenmeyen ama sürekli oluşu deneyimleyen bir anlama açılır. Gregor Samsa hiçbir zaman tam anlamıyla bir böcek olmamış yalnızca böcek-oluşu deneyimlemiştir. Benzer şekilde Lanthimos’un karakterleri de oluşa imkan sağlayan bedensel etkinliklerde bulunarak aynılık ya da özdeşliğin kurulduğu dogmatik bir yapıdan çok farkların olumlandığı hakiki özgürlüğün peşine düşerler.

Lanthimos sinemasında tüm bu özgürlük ekseninde bir araya gelen dans, hareket ve bedenin nasıl işlendiğini Kinetta, Dogtooth, Alps ve Lobster filmlerindeki birçok sahneden derlenen bu zihin açıcı videoda bulabilirsiniz.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi