14. !f İstanbul Film Festivali’nin Keşif kategorisinde gösterilen Yine Noel – Christmas, Again, yönetmen Charles Poekel’in ilk uzun metraj denemesi. Yönettiği filmin senaryosunu da yazıp, yapımcılığını da üstlenen Poekel, kısıtlı mekanda klostrofobik bir atmosfer yaratıp, karamsar bir öykü oluşturmak istiyor. Filmini desteklemek adına kurduğu yan hikayecikler olması gereken kapsama sahip olmadığından güçsüz kalıyor. Filmin ve kameranın merkezine oyuncuları fazlasıyla alan yönetmenimiz, işin büyük bir kısmını oyunculara yüklüyor diyebiliriz.

Noel, New York sokaklarında Noel öncesi ağaç satıyordur. Bütün gün satış yaptıkları bu sokakta gece vardiyasında çalışıyor olması onu daha da yıpratır. Bir önceki yıla oranla daha zor zamanlar geçirmektedir. Şimdi daha yalnız ve farklı sorunlarla mücadele etmek zorundadır. Noel haftası boyunca bu zor zamanların etkisini daha fazla hisseden Noel’in “yeni yıl depresyonuna” ortak oluruz.

Mekan olarak New York sokaklarının seçilmesi, Amerikan sinemacılar tarafından sık sık kullanılan bir yöntemdir. New York’un kozmopolit yapısı ve kalabalığı içerisinde bir coşku havası yaratmak ve mutluluk tablosu çizmek ise yine fazlaca kullanılan yöntemlerden bir tanesi. Charles Poekel, Yine Noel filmiyle bu kabuğu kırmak için hamle yapmış gibi duruyor. Noel zamanı kutlamalarının hazırlık kısmından başlıyor ve bu hazırlıklarının yapılmasını sağlayan insanların içinden bakarak takip ediyor. Baş karakterimiz Noel’in ağaç ve Noel süsü sattığı karavanı Poekel’in stüdyosu gibi… Karakterin evrenini bu karavan çerçevesinde oluşturuyor. Henüz ilk sahneden  kahramanımızın hüznünü görebiliyoruz. Bunu birkaç yerde netleştiren yönetmenimiz, filmin çoğunluğunda ketum bir tavır ortaya koyuyor. Tek bir karakter odağında ilerlettiği film içerisinde karakterini çözümlemek için pek çaba harcamıyor. Bu durum filmin kapalı bir kutu gibi kalmasına sebep oluyor.

Çekimleri oldukça pasif bir tavırla gerçekleştiren Poekel, bu tutumuyla filmin gidişatına pek müdahil olmuyor. Amerikan bağımsız sinemasında fazlasıyla tanık olduğumuz  dinamik yakın plan çekimlerini kullanarak karakterlere yakınlaşmamızı sağlayan Poekel, bunu yaparken çevresel etkenleri engelleyip fazlasıyla kişisel bir portre ortaya çıkarıyor. Günlük rutinlerin fazlaca yer aldığı filmin tamamı boyunca karakterinin duygusal değişimi hakkında çok üstü kapalı göndermelerde bulunuyor. Yalnızlığın yarattığı sessizliğin de burada önemli bir payı var elbette. Yönetmenimiz New York sokaklarını da geniş çerçeveden kullanmayı tercih etmeyip, kendini burada da kısarak, birkaç öznel enstantane yakalamaya çalışıyor. Bu durum, oturtmak istediği klostrofobik atmosferi biraz olsun destekliyor. Filmin yan hikayeleri hem filmi sonuca ulaştırma yolunda, hem de karakterin duygusal değişimi açısından büyük önem taşırken film içerisinde oldukça kısa yer buluyor. Bu yan hikayelere odaklanmak yerine, günlük geçici ilişkilerle filmi dolduran yönetmenimiz bir derinlik yakalayamıyor olsa da, çok fazla yüzeysel kalıyor da diyemeyiz. Ama istenilen atmosferin oluşamadığı aşikar.

Filmin hikayesinin nispeten gerçek bir öyküye, yönetmenin hayatından bir kesite dayanması işi oldukça öznel kılıyor. Charles Poekel, kişisel anısını bir Noel ikilemine dönüştürerek, Amerikan rüyasına çelme takma gayretinde bulunuyor. Bu rüyaya çok ulusluluk ve taşra unsurlarını da ekleyerek, seyirciye bir gerçeği anlatmaya çalışıyor. Sona doğru yaklaşırken evlerin içine de girerek bu bakış açısını yer yer farklılaştırıyor. Bu noktadan bakınca New York’u kısıtlı kullanması, şehri arka planına almaması bir nevi anlam kazanıyor diyebiliriz belki. Yine de, romantik olmaya yaklaşan ve filmin iskeletinde önemli bir paya sahip olan yan hikayesinin etrafında bu bahsettiğim tasvirler ufak birer dokunuş olarak kalıyor.

Çoğu sahnenin doğaçlama çekilmiş olması dolayısıyla oyunculara çokça iş düşmüş. Ayrıca filmin kurgusunun ve post-prodüksiyonunun tamamlanması bir ay sürmüş. Bu açıdan bakınca başarılı bir iş olan Yine Noel, yönetmenin tercihleri doğrultusunda kısıtlanmış bir alanda kişisel bir hikaye üstünden, bazen büyük cümleler kurmaya yeltenirken, bazense kendini arka planda tutuyor. Tıpkı anlattığı hikaye gibi bir ikilemde kalan Yine Noel, bu ortada kalmışlığı ile doğaçlama çekilmiş bir sonla bitiyor.

14. !f İstanbul Film Festivali'nin Keşif kategorisinde gösterilen Yine Noel - Christmas, Again, yönetmen Charles Poekel'in ilk uzun metraj denemesi. Yönettiği filmin senaryosunu da yazıp, yapımcılığını da üstlenen Poekel, kısıtlı mekanda klostrofobik bir atmosfer yaratıp, karamsar bir öykü oluşturmak istiyor. Filmini desteklemek adına kurduğu yan hikayecikler olması gereken kapsama sahip olmadığından güçsüz kalıyor. Filmin ve kameranın merkezine oyuncuları fazlasıyla alan yönetmenimiz, işin büyük bir kısmını oyunculara yüklüyor diyebiliriz. Noel, New York sokaklarında Noel öncesi ağaç satıyordur. Bütün gün satış yaptıkları bu sokakta gece vardiyasında çalışıyor olması onu daha da yıpratır. Bir önceki yıla oranla daha zor zamanlar geçirmektedir. Şimdi daha yalnız ve farklı sorunlarla mücadele etmek zorundadır. Noel haftası boyunca bu zor zamanların etkisini daha fazla hisseden Noel'in "yeni yıl depresyonuna" ortak oluruz. Mekan olarak New York sokaklarının seçilmesi, Amerikan sinemacılar tarafından sık sık kullanılan bir yöntemdir. New York'un kozmopolit yapısı ve kalabalığı içerisinde bir coşku havası yaratmak ve mutluluk tablosu çizmek ise yine fazlaca kullanılan yöntemlerden bir tanesi. Charles Poekel, Yine Noel filmiyle bu kabuğu kırmak için hamle yapmış gibi duruyor. Noel zamanı kutlamalarının hazırlık kısmından başlıyor ve bu hazırlıklarının yapılmasını sağlayan insanların içinden bakarak takip ediyor. Baş karakterimiz Noel'in ağaç ve Noel süsü sattığı karavanı Poekel'in stüdyosu gibi... Karakterin evrenini bu karavan çerçevesinde oluşturuyor. Henüz ilk sahneden  kahramanımızın hüznünü görebiliyoruz. Bunu birkaç yerde netleştiren yönetmenimiz, filmin çoğunluğunda ketum bir tavır ortaya koyuyor. Tek bir karakter odağında ilerlettiği film içerisinde karakterini çözümlemek için pek çaba harcamıyor. Bu durum filmin kapalı bir kutu gibi kalmasına sebep oluyor. Çekimleri oldukça pasif bir tavırla gerçekleştiren Poekel, bu tutumuyla filmin gidişatına pek müdahil olmuyor. Amerikan bağımsız sinemasında fazlasıyla tanık olduğumuz  dinamik yakın plan çekimlerini kullanarak karakterlere yakınlaşmamızı sağlayan Poekel, bunu yaparken çevresel etkenleri engelleyip fazlasıyla kişisel bir portre ortaya çıkarıyor. Günlük rutinlerin fazlaca yer aldığı filmin tamamı boyunca karakterinin duygusal değişimi hakkında çok üstü kapalı göndermelerde bulunuyor. Yalnızlığın yarattığı sessizliğin de burada önemli bir payı var elbette. Yönetmenimiz New York sokaklarını da geniş çerçeveden kullanmayı tercih etmeyip, kendini burada da kısarak, birkaç öznel enstantane yakalamaya çalışıyor. Bu durum, oturtmak istediği klostrofobik atmosferi biraz olsun destekliyor. Filmin yan hikayeleri hem filmi sonuca ulaştırma yolunda, hem de karakterin duygusal değişimi açısından büyük önem taşırken film içerisinde oldukça kısa yer buluyor. Bu yan hikayelere odaklanmak yerine, günlük geçici ilişkilerle filmi dolduran yönetmenimiz bir derinlik yakalayamıyor olsa da, çok fazla yüzeysel kalıyor da diyemeyiz. Ama istenilen atmosferin oluşamadığı aşikar. Filmin hikayesinin nispeten gerçek bir öyküye, yönetmenin hayatından bir kesite dayanması işi oldukça öznel kılıyor. Charles Poekel, kişisel anısını bir Noel ikilemine dönüştürerek, Amerikan rüyasına çelme takma gayretinde bulunuyor. Bu rüyaya çok ulusluluk ve taşra unsurlarını da ekleyerek, seyirciye bir gerçeği anlatmaya çalışıyor. Sona doğru yaklaşırken evlerin içine de girerek bu bakış açısını yer yer farklılaştırıyor. Bu noktadan bakınca New York'u kısıtlı kullanması, şehri arka planına almaması bir nevi anlam kazanıyor diyebiliriz belki. Yine de, romantik olmaya yaklaşan ve filmin iskeletinde önemli bir paya sahip olan yan hikayesinin etrafında bu bahsettiğim tasvirler ufak birer dokunuş olarak kalıyor. Çoğu sahnenin doğaçlama çekilmiş olması dolayısıyla oyunculara çokça iş düşmüş. Ayrıca filmin kurgusunun…

Yazar Puanı

Puan - 59%

59%

59

Yine Noel, yönetmenin tercihleri doğrultusunda kısıtlanmış bir alanda kişisel bir hikaye üstünden bazen büyük cümleler kurmaya yeltenirken, bazense kendini arka planda tutuyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
59
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi