Film mi, dijital mi? Yılın öne çıkan yapımlarının başarılı görüntü yönetmenleri film ve dijital üzerine yorumlarda bulundular.

Son yıllarda giderek artan film ve dijital tartışmaları Kodak’ın iflasını açıklaması ile başka bir boyut kazanmıştı. Son büyük film tedarikçisinin iflası demek yakın gelecekte analog filme elveda demekti. Bunun farkında olan Martin Scorsese önderliğindeki pek çok sinemacı gerekli adımları atarak film açısından günü kurtarmıştı. Scorsese, Nolan, Thomas Anderson gibi yönetmenler film ve dijital olarak iki formatın da sinema sanatı içerisinde birlikte bulunabileceğini savunsa da, ısrarlı bir şekilde tüm sinema camiasının dijitale geçmesi gerektiğini söyleyenler de bulunmakta.

Bu tartışmaların gölgesi altında, Indiewire‘ın bu yılın öne çıkan filmlerinin görüntü yönetmenleri ile yaptığı söyleşilerden, bu isimlerin film ve dijital üzerine belirttikleri fikirlerini sizler için derledik:

gone-girl-filmloverss

Jeff Cronenweth (Gone Girl)

Art arda dört filmdir dijital ile çekilen projelerde yer aldım. Fakat analog filmin doğası gereği büyülü ve gizemli bir havası var hala. Bu gizemin ardındaki her şeyi gerçekleştirebilmek için perdenin arkasındaki büyücü olmak gerekiyor, ki filmle ile ilgili gerçekten sevdiğim şey de bu. Öte yandan, dijital ile karşımıza çıkabilecek pek çok problemi elimine etmiş oluyoruz, klasik film ile laboratuvarda oluşabilecek gerek fotokimyasal gerekse teknik problemler olabilir bu bahsettiklerim. Dijitalde çok fazla sürpriz olduğunu söyleyemeyiz bu açıdan, ama alabileceğiniz daha fazla risk var. Kesinlikle geceleri daha iyi uyursunuz, çünkü sabahın dördünde kalkıp film laboratuvarını arayıp gereken bir şeyler olup olmadığını sorma gibi olay yoktur filminizi dijital olarak çekerken. Ama bu daha az işiniz olduğu anlamına da gelmiyor. Yine ışığı doğru yere koymanız, yine doğru açıları bulmanız ve yine sahneler arası devamlılık ile uğraşmanız gerekiyor.

Ayrıca film laboratuvarında film mikronuna kadar incelense de sinema salonunda yeşilimsi gözüken bir yerin başka salonda mavi gözüktüğünü görürdünüz. Şimdi dijitalin olduğu her yerde her şey aynı gözüküyor, ki bu bir açıdan rahatlatıcı. Belki bahsettiğimiz sihirden ve biraz da dokudan vazgeçiyorsunuz ama bunlar üzerinde çalışılabilecek konular. Yeterli zamanınız var ise bu konuların üzerine gitmenin epeyce yolları var. Sinemanın evrimi bu aslında. Hala keşfedilecek onlarca şey var ve sinema sanatı buna çok açık bir alan.

amvy_day6-219.CR2

Bradford Young (Selma, A Most Violent Year)

Dijital iyi çünkü ne yaptığını anında görebiliyorsun. Herkesin “Aynen, bu kesinlikle film ile çekilmeli” diye konuştuğu yerde, proje açısından hangi film çeşitinin en doğru seçenek olduğunu düşünürken ben daha stratejik yaklaşıyorum bu konuya. Dijital ile çekmek filme hiçbir şey kaybettirmiyor. Esasında, dijital yapım süreci ile ilgili bize daha özgür bir ortam yaratıyor, emin olmadığımız şeyleri görmemize yardım ediyor. Sıkışık bir takvimde klasik analog film ile çektiğimiz bir filmde sırf laboratuvar kapalı olduğu için günlük gecikmeler oluyordu, işte bu projeyi baltalayabilecek bir durum. Klasik film ile çekim yapmanızı destekleyecek gerekli altyapınız olmadığı zaman, çevresel faktörler dijital ile yakaladığınız esnekliği yakalamanızı engelliyor. Selma ve A Most Violent Year’ı dijital ile çekmek bu açıdan işe yaradı, filmleri baltalamadı. Ayrıca bu filmlerin analog ile çekilmiş gibi gözükmeleri için gerekli renklendirme ve efektlendirme çalışmalarını da yapabildim en nihayetinde. Yani film ve dijital kapsamına gelirsek, dijitalin fanlarından biriyim yani iki türlü de çalışabilirim, çünkü her şeyden öte film ekolünün bir öğrencisiyim.

wild-filmloverss

Yves Bélanger (Wild)

Benim jenerasyonumdan pek çok görüntü yönetmeni manzara ve buna benzer şeyleri film ile çekmek gerektiğini söyler, ki filmin az ve çok ışığa reaksiyonu açısından yarattığı yumuşak görüntü vs. kapsamında doğru bir önermedir. Fakat bu filmde Alexa’nın da klasik filmin verdiğine benzer bir reaksiyon verdiğini düşünüyorum. Alexa kamerası görüntünün hem parlak hem de koyu tarafında pek çok detay yakalamamıza olanak sağladı ve böylelikle detayları kaybetme korkusu olmadan filmi aşırı pozlayıp ya da düşük ışıklayabildim. Ayrıca Wild’ı dijital ile çektik çünkü yönetmen Jean-Marc Vallee kesme yapmadan 10 dakikadan da uzun planlar çekmek istediğini söyledi. Film ile 10 dakikaya kadar plan sekans çekebilirsiniz. Dijitalle ise bazen 42 dakika bile kesintisiz çekim yapabilirsiniz eğer istiyorsanız.

The Homesman - filmloverss 2

Rodrigo Prieto (The Homesman)

Aslında bu daha çok hikayenin desteklediği doku ile alakalı. Her proje ya da sahnede en çok işe yarayacak rengi ve dokuyu bulmaya çalışırım her zaman. Haliyle filmi çektiğimiz format bunu en çok etkileyen faktörlerdendir. Dijital daha keskin bir görünüm sağlıyor, daha temiz diyelim hadi. Film greni gibi bir etkisi yoktur. Filmin size verdiği hissiyatı veremez. Fakat dijital kameraların da yapabildiği belli şeyler vardır: geniş açılı örtücüler mesela… Film ile çektiğinizde 180 dereceden geniş örtücü kullanamazsınız. The Wolf of Wall Street’in belli sahnelerinde kullandım bunu. 360 dereceye yakın bir örtücü kullandık görüntüyü bozmak için. Film ve dijital açısından, iki formatı da seviyorum ben. Klasik filmin derinliğini seviyorum. Film grenini seviyorum. Aynı zamanda dijitalin belli konulardaki yararlarını da takdir ediyorum.

Hazırlayan: Emre Serbes

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi